Dünyada uygulanan Taş Devri diyetinin Türk versiyonunu oluşturan Prof. Dr. Ahmet Aydın, önerdiği diyet konusunda sorularımızı yanıtladı:
* Taş devri diyeti tamamen orijinal bir diyet mi, dünyada başka hiçbir yerde kullanılmıyor mu?
Bu diyet, düşük şekerli diyetlerin tipik örneklerinden bir tanesi. Atkins diyetine benziyor ama aynısı değil. Biz bu diyeti Türk yemeklerine, beslenme alışkanlıklarına ve beslenme düzenine adapte ettik. Bu diyetin yaratıcısı Amerika'da Prof. Loren Cordain isimli bir bilim adamı. Ben sadece onun ekolünü, düşük şekerli diyet formülleriyle birleştirerek, diyeti Türkleştirdim.
* Bu diyetin avantajı ne?
Bu aslında bir beslenme düzenidir, etkisini birkaç haftada gösterir. Kilonuz fazlaysa, ideal kendi kilonuza kavuşuyorsunuz. Beslenme yetersizliğiniz varsa, kilo alıyorsunuz. Sürekli acıkma durumu da ortadan kalkıyor.
* Yasaklı besinler var mı?
Diyetin genel bazı ilkeleri var. Mesela iki beyaz hatta mümkünse üç beyazın hiç yenmemesi ya da çok az tüketilmesi gerekiyor.
* Siz de uyguluyor musunuz?
Ben dört yıldır uyguluyorum. Şaşırtıcı sağlık sonuçları elde edebilmek mümkün. Bizim diyetimizde; eğer midede anotomik bir neden yoksa, reflü neredeyse tamamen yok oluyor. Saçınız dökülüyorsa unsuz, şekersiz bir diyet yaparak bundan kurtuluyorsunuz. Kronik birtakım hastalıklar üzerinde neredeyse ilaç etkisi yapıyor.
* Porsiyon kısıtlaması var mı?
Biz insanlara, 'doyuncaya kadar yiyin' diyoruz; 'patlayana kadar değil.' Hiçbir zaman kalori saydırmıyoruz çünkü bu insan doğasına aykırı bir şey. Kimse 'ben şu kadar kalori yiyorum' diye hesaplayamaz. Düşük yağlı diyetler daima başarısızlığa mahkumdur. Diyetin içinden yağı çıkartırsanız, şekeri artıracaksınız demektir. Ve bu şekerler de çoğu zaman rafine edilmiş olduğundan, hızla emiliyor. Bu da sürekli bir hipoglisemi emilimine girmenize neden oluyor. Sürekli yemek yeme ihtiyacı hissediyorsunuz. Bunu dizginleyemezsek tansiyon ve şişmanlık gibi hastalıklar ortaya çıkıyor.
* Bu diyette eti mi fazla yiyeceğiz?
Atalarımızı örnek almak zorundayız. Eti mi yokse sebze ve meyveyi mi daha fazla yiyeceğinize siz karar vereceksiniz. İnsanların yüzde 70 kadarı protein tiplidir yani etoburdur; bunlar eti, sebzelere göre biraz daha fazla yerler. Bazı insanlar vardır ki bunlar da tam vejetaryen değildir ama sebzeyi daha fazla yiyip, proteinli gıdaları az yerler. Herkesin kendi vücudununun sesini dinlemesi gerekli. Protein tipli bir insana yoğun sebze yedirirseniz, onun sağlığı iyi olmayabilir. İsterseniz bunları belirleyen testler de var.
* Kaç öğün yemek gerekli?
Bu diyette istediğiniz kadar yiyebiliyorsunuz. Öğünleri 3 ya da 4 de olabilir. Ancak bu diyetin önemli bir parçası; bütün yiyeceklerinizin yarısını sabahleyin yemeniz gerektiği. Günlük öğün miktarınızı yiyeceklerinizi altı parçaya bölün ve üç parçasını sabah yiyin. İki parçasını öğlen yiyin, en zayıf kısmını akşam yiyin. Ve uykudan birkaç saat önce birşey yemeyin. Bırakın vücudunuz tamir mekanizmasını çalıştırsın. Sindirim işiyle vücut uğraşırsa, gerekli bakımını yapamaz.
* Diyetin diğer diyetlerden farkı ne?
Doğala dönmek! Kırmızı et öneriyoruz, beyaz et değil. Tereyağını sofralara koymak istiyoruz. Günde en az 8 bardak su var; hem de musluk suyu. Turşu, boza, sirke var. Tatlı yok ama çikolata var. Bunların nasıl ve hangi düzen içinde yenileceğini, bu arada nelerden uzaklaşmamız gerektiğini size uzun uzun anlatacağım.
Bu diyet çok tartışılacak. Çünkü bugüne kadar önerilen diyetlerin çoğunu yalanlıyor. Kibrit kutusu büyüklüğünde porsiyonlar önermiyor; tabak tabak yiyebiliyorsunuz. İlkesi; 'Doyana kadar yiyin ama patlayana kadar değil!' Kebap, döner ve köfte serbest; makarna ile pilav ise yasak. Tereyağı, sokak sütçüsünün sütü ve bol bol yumurta var bu diyette. Prof. Dr. Ahmet Aydın'ın önerdiği ve pek çok doktorun da son bir iki yıldır tavsiye ettiği bu diyetin ilkelerini tek tek açıklayacağız; etlerden yağlara, sulardan meyvelere kadar... Prof. Aydın, bu diyetin pek çok kronik hastalıktan korurken, tedavi etme özelliği bulunduğunu da iddia ediyor. Kilo dengesini koruyan, yemenize karşın kilo vermenizi ya da gerekiyorsa almanızı sağlayan bu diyeti öğrenin; uygulayıp uygulamamaya siz karar verin.
* 'İki beyaz' dediğimiz şeker ve beyaz un, mönünüzden artık tamamen çıkacak.
* Üçüncü beyaz tuz, tamamen kesilmese de iyice azaltılmalı.
* Her yiyecek doğal şekline en yakın olarak tüketilmeli. Mümkün olduğu kadar çiğ yenilmesini öneriyorum.
* Yasaklar haricinde yeme sınırı yok. Doyuncaya kadar yiyebilirsiniz ancak patlayıncaya kadar değil.
* Çiğ yiyecekler, toplam diyetin en az yüzde 60'ını oluşturmalı.
* Sabah çok, akşam az yiyin.
Ben Prof. Dr. Ahmet Aydın; dört yıldır çalışmalarımı, size önereceğim bu beslenme düzeni üzerine yoğunlaştırdım. 1953 yılında İstanbul'da doğdum. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ni bitirdim. 1982 yılında aynı fakültenin Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü'nde uzmanlığını tamamlayıp, 1988 yılında doçent, 1993 yılında Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı ve 1994 yılında da profesör oldum. Halen üniversitede çalışmalarımı sürdürüyorum. Çeşitli konularda yazdığım 6 kitabım, yerli ve yabancı 100 üzerinde makalem var. Ve size önereceğim diyet; tamamen bilimsel araştırmalar ve incelemeler sonucunda ortaya çıkmıştır. Adı; Taş Devri... Taş Devri 5-10 bin yıl önce bitti ancak o zamandan bu zamana kadar genlerimizde çok az değişiklik oldu. Buna karşın çevresel şartlar ve özellikle de yiyeceklerimiz çok büyük oranda değişti. Gen yapımız, doğal olmayan yiyeceklerin tümü ile başa çıkacak yeteneğe sahip değil. Genler ve yiyecekler arasındaki bu uyumsuzluk hali; şişmanlık, diyabet, koroner kalp hastalığı, hipertansiyon, felç, ülser, astım, romatizma, müzmin yorgunluk, kanser ve osteoporoz (kemik erimesi) gibi son yıllarda müthiş artış gösteren çok sayıda müzmin hastalığa neden oluyor. Bu hastalıklardan korunmak istiyorsak; mümkün olduğunca 5-10 bin yıl öncesine benzeyen bir diyet uygulamalıyız. Tıp ilerlerken bu hastalıklar artıyor. Bunun gerçek nedenlerini aramak gerekli. Sağlık sorunlarının hepsinin altında beslenme düzenimizde yaptığımız ciddi hatalar bulunuyor. Önemli olan; beslenmemizi daha orijinal hale getirebilmek. Bunun için Taş Devri diyetini öneriyorum. Bu diyetle kilo verirken, pek çok hastalıktan korunulacağını, hatta kronik hastalıkların iyileşme sürecine girebileceğini iddia ediyorum.
Tuesday, May 29, 2007
Thursday, May 24, 2007
Antioksidan
Antiaging ve Estetik Tıp Derneği Başkanı Prof. Dr. Çimen Karasu, antioksidanları moda diye kullanan çok kişi bulunduğunu belirterek, “Eğer sağlıklı kişilerde bunun dozu kaçarsa hücre yıkımına neden olur" dedi. Karasu, ìvitamin mineral kombinasyonu her gün veya gün aşırı çok düşük dozda alınmalı" uyarısında bulundu. Anti-agingin son yıllarda çok gündemde olduğunu anlatan Karasu, ihtiyarlamadan yaşlanmak anlamına gelen bu kavramın yanlış algılandığını ifade etti. Karasu, şunları kaydetti:
HÜCRE YIKIMINA YOL AÇAR
“İnsanlar, avuç avuç mineral vitamin hapı içerek, aşırı diyet programlarına girerek, bilimsel etkileri tam olarak kanıtlanmamış yosun hapı ya da zayıflama çayı gibi ürünleri kontrolsüz ve aşırı şekilde tüketerek, aşırı egzersiz programlarına katılarak ve çok pahalı ilaç-kozmetik ürünleri tüketerek genç kalınacağına inanıyor. Oysa anti-aging uygulamaları doğumdan ölüme kadar tüm süreci kapsıyor. Bunun için doğal çevrede yaşamak, mutlu ve sevgi dolu olmak, beslenmeye dikkat etmek, stresten uzak durmak ve hareketli bir yaşam sürmek gerekir". Bu amaçla alınan antioksidanların da son derece istismara açık bir konu olduğunu anlatan Karasu, ìAntioksidanları moda diye kullanan çok kişi var. Eğer sağlıklı kişilerde bunun dozu kaçarsa hücre yıkımına neden olur. Vitamin mineral kombinasyonu her gün veya gün aşırı çok düşük dozda alınmalı. Mutlaka bunlar bir sağlık profesyoneline danışılarak tüketilmeli" diye konuştu.
HÜCRE YIKIMINA YOL AÇAR
“İnsanlar, avuç avuç mineral vitamin hapı içerek, aşırı diyet programlarına girerek, bilimsel etkileri tam olarak kanıtlanmamış yosun hapı ya da zayıflama çayı gibi ürünleri kontrolsüz ve aşırı şekilde tüketerek, aşırı egzersiz programlarına katılarak ve çok pahalı ilaç-kozmetik ürünleri tüketerek genç kalınacağına inanıyor. Oysa anti-aging uygulamaları doğumdan ölüme kadar tüm süreci kapsıyor. Bunun için doğal çevrede yaşamak, mutlu ve sevgi dolu olmak, beslenmeye dikkat etmek, stresten uzak durmak ve hareketli bir yaşam sürmek gerekir". Bu amaçla alınan antioksidanların da son derece istismara açık bir konu olduğunu anlatan Karasu, ìAntioksidanları moda diye kullanan çok kişi var. Eğer sağlıklı kişilerde bunun dozu kaçarsa hücre yıkımına neden olur. Vitamin mineral kombinasyonu her gün veya gün aşırı çok düşük dozda alınmalı. Mutlaka bunlar bir sağlık profesyoneline danışılarak tüketilmeli" diye konuştu.
Neden kilo veremiyorum ?
NE YAPMALI?
Beslenme şeklinizle de hormonal dengenizi destekleyebildiğinizi unutmayın! İnsülin değerinizi düşürmek için bol sebze ve meyve yemelisiniz, özellikle meyveleri ayrı bir öğün olarak tüketin. Balık gibi et ürünleri ve faydalı yağlar insülin salınımını düşürür. Ekmek, makarna ve şekerli gıdalardan kaçınmalısınız. Proteinli gıdalar faydalı yağlar aynı zamanda hem erkek hem de kadınlar da cinsiyet hormonlarının artmasını sağlar. Bu yüzden diyetinizdeki protein miktarı önemlidir.
Naturabella Medikal Estetik Merkezi Hekimi Dr. Neslihan İbrahimoğlu sürekli diyet yapanların neden bir türlü kilo veremedikleri konusunda açıklamalarda bulundu. İnsan vücudu zamanla gevşemeye başlar, kaslarını kaybeder, suyu tutma özelliği azalır. Yağlanma artar. Sarkmalar meydana gelir. Orantısız yağ birikimi ve kasların gevşemesiyle hiç de estetik olmayan şekil bozuklukları meydana gelir. Bu sorunu diyet ve egzersizle düzeltmeye çalışmanıza rağmen başarısız oluyorsanız, hormon yetersizliği ve dengesizliklerini mutlaka düşünmelisiniz. Çünkü hiçbir diyetle altta yatan hormon dengesizliğini düzeltmeden sonuç alınamaz. Hormon seviyeleri yaşla birlikte değişmeye başlar. Bazen de yaşla ilgisi olmayan hormon dengesizlikleri görülebilir. Üreme sistemlerindeki hormon bozuklukları çok önemlidir. Hormonal sistemdeki denge, kilonuzun sabit kalmasını sağlar. Dengesizliğin nereden geldiğini ortaya çıkarmak en önemli basamaktır. Kendinizi aşağıdaki soruları sorarak değerlendirebilirsiniz:
CANINIZ TATLI MI ÇEKİYOR?
Göğüsleriniz normal ölçülerden çok fazla mı büyüyor? Basenlerinizde ve kalçalarınızda yağ birikimi çok mu fazla? Armut tipinde bir kilo fazlalığınız mı var? Sürekli şekerli yiyecekler mi tüketmek istiyorsunuz? Büyük ihtimalle insülin salınımında bir fazlalık olabilir. İnsülin, vücudumuzun karın, kalça, basen bölgelerinde yağ depolayarak yedek enerji oluşturur. Çok fazla insülin yağ demektir. Yukarıdaki sorulardan en az birine evet diyorsanız, mutlaka doktorunuza danışmalısınız.
Özellikle sabahları yanaklarınızda ve göz kapaklarınız da şişkinlik, gözlerinizin altında torbalanma görülüyor mu? Ayak ve el bileklerinizde şişme var mı? Cevabınız evet ise; muhtemelen tiroid bezleriniz fazla çalışmıyor olabilir.. Adet döneminiz öncesinde göğüslerinizde aşırı bir şişkinlik hissediyor musunuz?
Beslenme şeklinizle de hormonal dengenizi destekleyebildiğinizi unutmayın! İnsülin değerinizi düşürmek için bol sebze ve meyve yemelisiniz, özellikle meyveleri ayrı bir öğün olarak tüketin. Balık gibi et ürünleri ve faydalı yağlar insülin salınımını düşürür. Ekmek, makarna ve şekerli gıdalardan kaçınmalısınız. Proteinli gıdalar faydalı yağlar aynı zamanda hem erkek hem de kadınlar da cinsiyet hormonlarının artmasını sağlar. Bu yüzden diyetinizdeki protein miktarı önemlidir.
Naturabella Medikal Estetik Merkezi Hekimi Dr. Neslihan İbrahimoğlu sürekli diyet yapanların neden bir türlü kilo veremedikleri konusunda açıklamalarda bulundu. İnsan vücudu zamanla gevşemeye başlar, kaslarını kaybeder, suyu tutma özelliği azalır. Yağlanma artar. Sarkmalar meydana gelir. Orantısız yağ birikimi ve kasların gevşemesiyle hiç de estetik olmayan şekil bozuklukları meydana gelir. Bu sorunu diyet ve egzersizle düzeltmeye çalışmanıza rağmen başarısız oluyorsanız, hormon yetersizliği ve dengesizliklerini mutlaka düşünmelisiniz. Çünkü hiçbir diyetle altta yatan hormon dengesizliğini düzeltmeden sonuç alınamaz. Hormon seviyeleri yaşla birlikte değişmeye başlar. Bazen de yaşla ilgisi olmayan hormon dengesizlikleri görülebilir. Üreme sistemlerindeki hormon bozuklukları çok önemlidir. Hormonal sistemdeki denge, kilonuzun sabit kalmasını sağlar. Dengesizliğin nereden geldiğini ortaya çıkarmak en önemli basamaktır. Kendinizi aşağıdaki soruları sorarak değerlendirebilirsiniz:
CANINIZ TATLI MI ÇEKİYOR?
Göğüsleriniz normal ölçülerden çok fazla mı büyüyor? Basenlerinizde ve kalçalarınızda yağ birikimi çok mu fazla? Armut tipinde bir kilo fazlalığınız mı var? Sürekli şekerli yiyecekler mi tüketmek istiyorsunuz? Büyük ihtimalle insülin salınımında bir fazlalık olabilir. İnsülin, vücudumuzun karın, kalça, basen bölgelerinde yağ depolayarak yedek enerji oluşturur. Çok fazla insülin yağ demektir. Yukarıdaki sorulardan en az birine evet diyorsanız, mutlaka doktorunuza danışmalısınız.
Özellikle sabahları yanaklarınızda ve göz kapaklarınız da şişkinlik, gözlerinizin altında torbalanma görülüyor mu? Ayak ve el bileklerinizde şişme var mı? Cevabınız evet ise; muhtemelen tiroid bezleriniz fazla çalışmıyor olabilir.. Adet döneminiz öncesinde göğüslerinizde aşırı bir şişkinlik hissediyor musunuz?
Şişmanlık Şişman Olmak ve Sorunları
Şişmanlığın tedavisi mümkün müdür?
Şişmanlığın tedavisi mümkün ve tedaviside sizin elinizde. Tedavinin yüzde 100 başarılı olması için aşağıdaki kurallara dikkat etmeniz gerekir.
* Tedaviyi kesinlikle istiyor olmalısınız.
* Sizin durumunuza uygun, özel bir tedavi şeklinin tercih edildiği bir program içinde olmaya dikkat etmelisiniz.
* Doktor, diyetisyen ve egzersiz danışmanının bir arada bulunduğu bir program içinde bulunmalı ve onlarla sürekli iletişim içinde olmalısınız.
* Ve bilinçli sabırlı olmayı denemelisiniz.
Normal bir vücutta ne oranda yağ bulunur?
Erkeklerde yağ miktarı; toplam vücut ağırlığının yüzde 15-22'si (yüzde 25'ini aşmamalı),
kadınlarda; yüzde 22-30'u (yüzde 34'ü aşmamalı) civarında olmalıdr.
Şişmanlık nedir?
Şişmanlık, vücutta yağ dokusu oranının artması sonucu ortaya çıkan bir tablodur.
Diğer bir ifade ile şişmanlık, vücutta aşırı miktarda yağ depolanmasıdır.
Şişmanlık hangi yaş grubunda daha sık görülür?
Her yaşta görülebilir. Şişmanlık yaşla orantılı olarak artar ve orta yaşlarda doruk noktalara ulaşır.
Şişmanlığın kadınlarda daha sık görülme sebepleri nelerdir?
En önemli sebepleri; gebelik sırasında alınan kiloların bir kısmının doğumdan sonra vücutta kalması.
Kadınlık hormonu östrojenin yağ dokusu arttırıcı özelliği.
Kadınların metabolizma hızlarının erkeklere oranla daha düşük olması.
Şişmanlık nasıl ölçülür ve saptanır?
Bir çok ölçüm metodu mevcuttur. En sık kullanılan ve anlaşılır olanları, "BKİ" -> Beden Kitle İndeksi ve bel çevresi ölçümüdür.
BKİ: Vücut ağırlığı/ Boy uzunluğunun karesi formülü ile hesaplanır.
Bel çevresi niçin önemli?
Bel çevrenizi bir simir gibi sarmalayan yağ birikimi (gövdesel şişmanlık) özellikle kalp ve damarlarınız için son derece tehlikelidir ve Metabolik Sendrom'un erken bir işareti olabilir.
Metabolik Sendrom'un; kilo fazlalığı, şişmanlık, hipertansiyon, trigliserit yüksekliği, ve kan şekeriartışı gibi belirtileri vardır. Öncelikle kalp ve beyin damarlarınızı tehtid eden çok önemli bir sağlık sorunudur.
Bel çevrenizi; erkekseniz 102 cm'den, kadınsanız, 88cm'den fazla ölçerseniz Metabolik Sendrom'dan kuşkulanmalısınız.
Şişmanlığın kaç tipi vardır?
Şişmanlığın ortaya çıktığı yaşa göre iki tipi vardır:
Çocukluk yaşlarında başlayan ve yağ hücrelerinin sayıca çok olması ile karakterize edilen "Hiperblazik Tip"
Erişkin yaşta başlayan, yağ hücrelerinin sayıca çoğalmayıp sadece büyümeleri ile karakterize edilen "Hipertrofik Tip"
Şişmanlığın ne gibi riskleri var?
Şişmanlık genel olarak yaşam süresini kısaltan bir sağlık sorunudur. Bu istatistikler tarafından kanıtlanmıştır.
Şişman ailelerin çocuklarının şişman olma olasılığı nedir?
Anne babadan sadece biri şişmansa çocukların şişman olma olasılığı yüzde 40'tır. Anne ve babanın her ikisi de şişmansa çocuğun şişman olma olasılığı yüzde 80'dir.
Şişmanlığın riskleri şöyle özetlenebilir:
Kalp ve damar hastalıkları
Yüksek tansiyon, ateroskleroz(kalbi besleyen ana damarların tıkanması),
kalp fonksiyon bozuklukları (kalp büyümesi, kalp yetmezliği vb.)
Endokrin ve metabolik hastalıklar
Tip II Diyabet (şeker hastalığı) oluşumu
Kanser
Riskli ve zor doğum
Kadın hastalıkları
Kas ve eklem hastalıkları
Solunum sıkıntısı ve hastalıkları
Safra taşı oluşumu
Psikolojik bozukluklar ve topluma karşı uyumsuzluklar
Gastroözefajial reflü hastalığı
Uykuda solunumun durması
Kazalar
Şişmanlığın tedavisi mümkün ve tedaviside sizin elinizde. Tedavinin yüzde 100 başarılı olması için aşağıdaki kurallara dikkat etmeniz gerekir.
* Tedaviyi kesinlikle istiyor olmalısınız.
* Sizin durumunuza uygun, özel bir tedavi şeklinin tercih edildiği bir program içinde olmaya dikkat etmelisiniz.
* Doktor, diyetisyen ve egzersiz danışmanının bir arada bulunduğu bir program içinde bulunmalı ve onlarla sürekli iletişim içinde olmalısınız.
* Ve bilinçli sabırlı olmayı denemelisiniz.
Normal bir vücutta ne oranda yağ bulunur?
Erkeklerde yağ miktarı; toplam vücut ağırlığının yüzde 15-22'si (yüzde 25'ini aşmamalı),
kadınlarda; yüzde 22-30'u (yüzde 34'ü aşmamalı) civarında olmalıdr.
Şişmanlık nedir?
Şişmanlık, vücutta yağ dokusu oranının artması sonucu ortaya çıkan bir tablodur.
Diğer bir ifade ile şişmanlık, vücutta aşırı miktarda yağ depolanmasıdır.
Şişmanlık hangi yaş grubunda daha sık görülür?
Her yaşta görülebilir. Şişmanlık yaşla orantılı olarak artar ve orta yaşlarda doruk noktalara ulaşır.
Şişmanlığın kadınlarda daha sık görülme sebepleri nelerdir?
En önemli sebepleri; gebelik sırasında alınan kiloların bir kısmının doğumdan sonra vücutta kalması.
Kadınlık hormonu östrojenin yağ dokusu arttırıcı özelliği.
Kadınların metabolizma hızlarının erkeklere oranla daha düşük olması.
Şişmanlık nasıl ölçülür ve saptanır?
Bir çok ölçüm metodu mevcuttur. En sık kullanılan ve anlaşılır olanları, "BKİ" -> Beden Kitle İndeksi ve bel çevresi ölçümüdür.
BKİ: Vücut ağırlığı/ Boy uzunluğunun karesi formülü ile hesaplanır.
Bel çevresi niçin önemli?
Bel çevrenizi bir simir gibi sarmalayan yağ birikimi (gövdesel şişmanlık) özellikle kalp ve damarlarınız için son derece tehlikelidir ve Metabolik Sendrom'un erken bir işareti olabilir.
Metabolik Sendrom'un; kilo fazlalığı, şişmanlık, hipertansiyon, trigliserit yüksekliği, ve kan şekeriartışı gibi belirtileri vardır. Öncelikle kalp ve beyin damarlarınızı tehtid eden çok önemli bir sağlık sorunudur.
Bel çevrenizi; erkekseniz 102 cm'den, kadınsanız, 88cm'den fazla ölçerseniz Metabolik Sendrom'dan kuşkulanmalısınız.
Şişmanlığın kaç tipi vardır?
Şişmanlığın ortaya çıktığı yaşa göre iki tipi vardır:
Çocukluk yaşlarında başlayan ve yağ hücrelerinin sayıca çok olması ile karakterize edilen "Hiperblazik Tip"
Erişkin yaşta başlayan, yağ hücrelerinin sayıca çoğalmayıp sadece büyümeleri ile karakterize edilen "Hipertrofik Tip"
Şişmanlığın ne gibi riskleri var?
Şişmanlık genel olarak yaşam süresini kısaltan bir sağlık sorunudur. Bu istatistikler tarafından kanıtlanmıştır.
Şişman ailelerin çocuklarının şişman olma olasılığı nedir?
Anne babadan sadece biri şişmansa çocukların şişman olma olasılığı yüzde 40'tır. Anne ve babanın her ikisi de şişmansa çocuğun şişman olma olasılığı yüzde 80'dir.
Şişmanlığın riskleri şöyle özetlenebilir:
Kalp ve damar hastalıkları
Yüksek tansiyon, ateroskleroz(kalbi besleyen ana damarların tıkanması),
kalp fonksiyon bozuklukları (kalp büyümesi, kalp yetmezliği vb.)
Endokrin ve metabolik hastalıklar
Tip II Diyabet (şeker hastalığı) oluşumu
Kanser
Riskli ve zor doğum
Kadın hastalıkları
Kas ve eklem hastalıkları
Solunum sıkıntısı ve hastalıkları
Safra taşı oluşumu
Psikolojik bozukluklar ve topluma karşı uyumsuzluklar
Gastroözefajial reflü hastalığı
Uykuda solunumun durması
Kazalar
Sunday, May 20, 2007
Diyet Hataları
İşte, uzmanlara göre 10 klasik diyet hatası ve bunlardan kaçınma yöntemleri:
KISA VADELİ DÜŞÜNMEK
Kilo vermede başarılı olmanın tek yolu, bunu, hayat tarzınızda yapacağınız bir değişiklik olarak görmektir. Kısa dönem boyunca aç kalmayı diyet olarak algılayanların elde edeceği tek şey, kısa zamanda diyeti bırakmak olacaktır. Çünkü zor gelecektir. Bu sebeple de sağlıklı ve dengeli bir beslenme programı uygulamak en iyisidir. Çoğu diyetisyen, kadınların, günde 1300-1500 kalori alması gerektiğini belirtiyor. Eğer mesela 1000 ya da altı kalorilik bir diyet uygulamaya kalkarsanız, sürekli aç kalmaktan ötürü o diyeti bırakmanız çok muhtemeldir. Üstelik dengeli bir diyetle pek çok farklı besinden de faydalanabilirsiniz.
ÜNLÜLERİN DİYETLERİNİ TAKİP ETMEK
Jennifer Aniston gibi görünme fikri çekici gelebilir ama pek çok diyetisyen, bu sene çok moda olan ünlülerin diyetlerini eleştiriyor. Jennifer Aniston ve Geri Halliwell'in favori diyetleri olan 'Atkins' şüphesiz işe yarıyor. Ancak bu diyet, alınan karbonhidratı ciddi şekilde kıstığı ve proteini arttırdığı için ideal olmaktan uzak. Çünkü karbonhidratlar, dengeli beslenmenin önemli bir parçası ve bol protein-az karbonhidratlı beslenme, vücudun kalsiyum kaybetmesine sebep oluyor. Ünlülerin yaptığı çoğu diyet, belli bir besin ya da besin grubunu programın dışında tutmaya yönelik olduğundan, bağlı kalınmaları ve başarılı olunması zor diyetlerdir. Bunun yerine hem karbonhidrat, hem de protein içeren az yağlı bir diyet tercih edilmelidir.
YEDİKLERİNİZ KONUSUNDA KENDİNİZİ ALDATMAK
Diyetinizi harfiyen uyguladığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Ancak eğer hala kilo vermiyorsanız, o zaman yedikleriniz konusunda kendinizi kandırıyor olabilirsiniz. Mesela çayın yanında yediğiniz o 2 tane bisküviyi, ya da doğum günü partisinde elinize tutuşturulan pastayı, ağzınıza attığınız bir avuç fıstığı, ya da yediğiniz grissinileri saymayı unutuyorsunuzdur belki, ya da kendinizden bile saklıyorsunuzdur. Ama bunlar biriktikçe, kilo verememenizin sebebi olup çıkıverirler. Eğer kilo verememekten şikayet ediyorsanız, bir beslenme günlüğü tutun ve yiyip içtiğiniz her şeyi yazın. Haftanın sonunda, eğer dürüstçe her yiyip içtiğinizi yazdıysanız, niye kilo veremediğinizi göreceksiniz.
EGZERSİZİ PROGRAMINIZIN DIŞINDA BIRAKMAK
Pek çok insan zayıflamak istediğinde, aldığı kalori miktarını azaltıyor ama egzersizi bu programa dahil etmeyi düşünmüyor. Tabii ki egzersiz olmadan kilo verebilirsiniz. Ama egzersiz metabolizmanızı hızlandıracağından, sadece diyetle vereceğinizden fazla kaloriyi yakabilirsiniz. Bir çoğumuz haftada bir kez aerobik bir egzersiz yapmanın yeterli olduğunu düşünüyor. Ancak metabolizmayı hızlı tutmanın en iyi yolu, günde 20-30 dakikayı egzersize ayırmak. Yapabilecekleriniz arasında ise, asansör yerine merdiveni kullanmak, toplu taşıma araçlarından erken inmek ve eve, işe yürümek, bisiklete binmek yer alıyor. Tabii seçenekleri çoğaltabilirsiniz. Uzaktan kumandayı kullanmak yerine yerinizden kalkıp kanalı değiştirmek bile haftada fazladan 200 kalori demektir.
BAZI BESİNLERİ TAMAMEN LİSTE DIŞI TUTMAK
Çoğumuzun kafasında diyet, çok sevdiğimiz çikolata, kızartma vb gibi bazı besinleri kesinlikle yememekle eş değer. Ancak eğer uzun vadeli bir diyet yapmak istiyorsanız, sevdiğiniz besinleri hiç yemeden o diyete devam edebilmeniz mümkün değil. Aslında işin hilesi şu: Sevdiğiniz besinlerden ufak bir porsiyonu arada bir yemek. Eğer diyetinize sadıksanız ve kilo veriyorsanız, haftada bir kendinize sevdiğiniz bir besinden bir porsiyon yeme hakkı tanıyın.
ÖĞÜN ATLAMAK
Diyettesiniz. Diyelim ki bugün o kadar meşguldünüz ki, kahvaltı ya da öğle yemeğini yiyecek vaktiniz bile olmadı. Belki o öğünü yememiş olmanın, kilo verme çabalarınıza katkıda bulunacağını düşünebilirsiniz. Bu durumda sadece kendinizi aldattığınızı belirtmemize izin verin. Öğün atladığımızda, kan şekeri seviyesi düşer. Bu da, tatlı besinlere olan ihtiyacı arttırır. Bunun anlamı da, günün ileriki saatlerinde canınızın tatlı çekmesi demektir. Eğer kaçırdığınız öğünü yeseydiniz, yiyeceğiniz tatlıdan çok daha az bir kalori alacaktınız. Araştırmalar, kahvaltı etmeyenlerin, günün ileriki saatlerinde daha çok kalori aldıklarını ispatlıyor.
DÜŞÜK KALORİLİ BESİNLER HEP SAĞLIKLI DEĞİL
En sık yapılan hatalardan biri de, düşük kalorili gıdaların sağlıklı gıdalar olduğunu düşünmek. Çünkü çoğu sağlıklı besin aslında oldukça kalorilidir. Mesela zeytinyağı, fındık gibi yemişler, ya da peynir, içerdiği yüksek miktardaki kaloriye oranla sağlıklı besinlerdir. Burada önemli olan, bunları sınırlı miktarda tüketebilmeyi öğrenmektir. Mesela sadece tek bir çorba kaşığı zeytinyağında 100 kalori vardır veya bir avuç fıstıkta 150 kalori vardır ve bunun 13 gramı yağdır. Diğer bir sıkça yapılan hata da, tavuğu derisiyle yemektir. Sevilen bir diyet yemeği olarak ün yapan tavuğun tüm yağı derisindedir ve tavuğu bu deriyle yemek demek 3 katı fazla kalori almak demektir. Salata sosları ve mayonezli sandviçler de diğer riskli besinlerdendir.
BÜYÜK PORSİYONLAR
Porsiyon ölçmek, insanı diyetten soğutan bir başka konu. Buradaki problem şu: Diyet birkaç hafta sıkı sıkıya uygulandıktan sonra, diyeti yapan kişi porsiyonların miktarını artık bildiğinden emin olarak, buna eskisi kadar özen göstermemeye başlıyor. Tabii bu arada, porsiyon miktarı farkına varılmadan giderek artıyor. Bunun önüne geçmek için, markette alışverişinizi yaparken, ihtiyaç duyduğunuzdan fazlasını satın almayın. Eğer ekmeği kalın dilimlemek gibi bir eğiliminiz varsa, o zaman da tost ekmeği alın.
İÇECEKLERİN DE KALORİ İÇERDİĞİNİ UNUTMAK
Sağlıklı şekilde beslenip, abur cubura itibar etmiyor olabilirsiniz ama özellikle sodalı içecek ve meyve sularından tüketip, kremalı kahve içip, kahve ve çaya şeker koyuyorsanız, kilo vermede gene problem yaşayacaksınız demektir. Mesela şöyle bol çikolatalı nefis bir cappucino'nun size getirisi 120 kalori ve 8 gram yağ. Ancak çikolatalı yerine tarçınlı içmeniz, yağ oranını hemen hemen sıfıra indirirken, kaloriyi de 60'a düşürüyor.
ÇOK SIK TARTILMAK
Diyetin en zevkli kısmı, tartıldığınızda ibrenin sola doğru kaydığını görmektir. Ancak bunu abartarak sık tartılmak kilo kaybını zorlaştırır. Çoğu kadının kilosu, vücuttaki su tutulmalarından dolayı iner çıkar. Bu sebeple, zaman zaman kilo almadıkları halde, almış gibi hissederek endişelenirler. Bu da işi zorlaştırır. Başarılı bir diyette kilo kaybı yavaş ve daha kalıcıdır. Ayrıca kas kütlenizin artması da yanıltıcı olabilir. Çünkü kas, yağdan ağırdır. Bu sebeple, haftada bir kez günün aynı saatlerinde tartılmak faydalı olacaktır.
KISA VADELİ DÜŞÜNMEK
Kilo vermede başarılı olmanın tek yolu, bunu, hayat tarzınızda yapacağınız bir değişiklik olarak görmektir. Kısa dönem boyunca aç kalmayı diyet olarak algılayanların elde edeceği tek şey, kısa zamanda diyeti bırakmak olacaktır. Çünkü zor gelecektir. Bu sebeple de sağlıklı ve dengeli bir beslenme programı uygulamak en iyisidir. Çoğu diyetisyen, kadınların, günde 1300-1500 kalori alması gerektiğini belirtiyor. Eğer mesela 1000 ya da altı kalorilik bir diyet uygulamaya kalkarsanız, sürekli aç kalmaktan ötürü o diyeti bırakmanız çok muhtemeldir. Üstelik dengeli bir diyetle pek çok farklı besinden de faydalanabilirsiniz.
ÜNLÜLERİN DİYETLERİNİ TAKİP ETMEK
Jennifer Aniston gibi görünme fikri çekici gelebilir ama pek çok diyetisyen, bu sene çok moda olan ünlülerin diyetlerini eleştiriyor. Jennifer Aniston ve Geri Halliwell'in favori diyetleri olan 'Atkins' şüphesiz işe yarıyor. Ancak bu diyet, alınan karbonhidratı ciddi şekilde kıstığı ve proteini arttırdığı için ideal olmaktan uzak. Çünkü karbonhidratlar, dengeli beslenmenin önemli bir parçası ve bol protein-az karbonhidratlı beslenme, vücudun kalsiyum kaybetmesine sebep oluyor. Ünlülerin yaptığı çoğu diyet, belli bir besin ya da besin grubunu programın dışında tutmaya yönelik olduğundan, bağlı kalınmaları ve başarılı olunması zor diyetlerdir. Bunun yerine hem karbonhidrat, hem de protein içeren az yağlı bir diyet tercih edilmelidir.
YEDİKLERİNİZ KONUSUNDA KENDİNİZİ ALDATMAK
Diyetinizi harfiyen uyguladığınızı düşünüyor olabilirsiniz. Ancak eğer hala kilo vermiyorsanız, o zaman yedikleriniz konusunda kendinizi kandırıyor olabilirsiniz. Mesela çayın yanında yediğiniz o 2 tane bisküviyi, ya da doğum günü partisinde elinize tutuşturulan pastayı, ağzınıza attığınız bir avuç fıstığı, ya da yediğiniz grissinileri saymayı unutuyorsunuzdur belki, ya da kendinizden bile saklıyorsunuzdur. Ama bunlar biriktikçe, kilo verememenizin sebebi olup çıkıverirler. Eğer kilo verememekten şikayet ediyorsanız, bir beslenme günlüğü tutun ve yiyip içtiğiniz her şeyi yazın. Haftanın sonunda, eğer dürüstçe her yiyip içtiğinizi yazdıysanız, niye kilo veremediğinizi göreceksiniz.
EGZERSİZİ PROGRAMINIZIN DIŞINDA BIRAKMAK
Pek çok insan zayıflamak istediğinde, aldığı kalori miktarını azaltıyor ama egzersizi bu programa dahil etmeyi düşünmüyor. Tabii ki egzersiz olmadan kilo verebilirsiniz. Ama egzersiz metabolizmanızı hızlandıracağından, sadece diyetle vereceğinizden fazla kaloriyi yakabilirsiniz. Bir çoğumuz haftada bir kez aerobik bir egzersiz yapmanın yeterli olduğunu düşünüyor. Ancak metabolizmayı hızlı tutmanın en iyi yolu, günde 20-30 dakikayı egzersize ayırmak. Yapabilecekleriniz arasında ise, asansör yerine merdiveni kullanmak, toplu taşıma araçlarından erken inmek ve eve, işe yürümek, bisiklete binmek yer alıyor. Tabii seçenekleri çoğaltabilirsiniz. Uzaktan kumandayı kullanmak yerine yerinizden kalkıp kanalı değiştirmek bile haftada fazladan 200 kalori demektir.
BAZI BESİNLERİ TAMAMEN LİSTE DIŞI TUTMAK
Çoğumuzun kafasında diyet, çok sevdiğimiz çikolata, kızartma vb gibi bazı besinleri kesinlikle yememekle eş değer. Ancak eğer uzun vadeli bir diyet yapmak istiyorsanız, sevdiğiniz besinleri hiç yemeden o diyete devam edebilmeniz mümkün değil. Aslında işin hilesi şu: Sevdiğiniz besinlerden ufak bir porsiyonu arada bir yemek. Eğer diyetinize sadıksanız ve kilo veriyorsanız, haftada bir kendinize sevdiğiniz bir besinden bir porsiyon yeme hakkı tanıyın.
ÖĞÜN ATLAMAK
Diyettesiniz. Diyelim ki bugün o kadar meşguldünüz ki, kahvaltı ya da öğle yemeğini yiyecek vaktiniz bile olmadı. Belki o öğünü yememiş olmanın, kilo verme çabalarınıza katkıda bulunacağını düşünebilirsiniz. Bu durumda sadece kendinizi aldattığınızı belirtmemize izin verin. Öğün atladığımızda, kan şekeri seviyesi düşer. Bu da, tatlı besinlere olan ihtiyacı arttırır. Bunun anlamı da, günün ileriki saatlerinde canınızın tatlı çekmesi demektir. Eğer kaçırdığınız öğünü yeseydiniz, yiyeceğiniz tatlıdan çok daha az bir kalori alacaktınız. Araştırmalar, kahvaltı etmeyenlerin, günün ileriki saatlerinde daha çok kalori aldıklarını ispatlıyor.
DÜŞÜK KALORİLİ BESİNLER HEP SAĞLIKLI DEĞİL
En sık yapılan hatalardan biri de, düşük kalorili gıdaların sağlıklı gıdalar olduğunu düşünmek. Çünkü çoğu sağlıklı besin aslında oldukça kalorilidir. Mesela zeytinyağı, fındık gibi yemişler, ya da peynir, içerdiği yüksek miktardaki kaloriye oranla sağlıklı besinlerdir. Burada önemli olan, bunları sınırlı miktarda tüketebilmeyi öğrenmektir. Mesela sadece tek bir çorba kaşığı zeytinyağında 100 kalori vardır veya bir avuç fıstıkta 150 kalori vardır ve bunun 13 gramı yağdır. Diğer bir sıkça yapılan hata da, tavuğu derisiyle yemektir. Sevilen bir diyet yemeği olarak ün yapan tavuğun tüm yağı derisindedir ve tavuğu bu deriyle yemek demek 3 katı fazla kalori almak demektir. Salata sosları ve mayonezli sandviçler de diğer riskli besinlerdendir.
BÜYÜK PORSİYONLAR
Porsiyon ölçmek, insanı diyetten soğutan bir başka konu. Buradaki problem şu: Diyet birkaç hafta sıkı sıkıya uygulandıktan sonra, diyeti yapan kişi porsiyonların miktarını artık bildiğinden emin olarak, buna eskisi kadar özen göstermemeye başlıyor. Tabii bu arada, porsiyon miktarı farkına varılmadan giderek artıyor. Bunun önüne geçmek için, markette alışverişinizi yaparken, ihtiyaç duyduğunuzdan fazlasını satın almayın. Eğer ekmeği kalın dilimlemek gibi bir eğiliminiz varsa, o zaman da tost ekmeği alın.
İÇECEKLERİN DE KALORİ İÇERDİĞİNİ UNUTMAK
Sağlıklı şekilde beslenip, abur cubura itibar etmiyor olabilirsiniz ama özellikle sodalı içecek ve meyve sularından tüketip, kremalı kahve içip, kahve ve çaya şeker koyuyorsanız, kilo vermede gene problem yaşayacaksınız demektir. Mesela şöyle bol çikolatalı nefis bir cappucino'nun size getirisi 120 kalori ve 8 gram yağ. Ancak çikolatalı yerine tarçınlı içmeniz, yağ oranını hemen hemen sıfıra indirirken, kaloriyi de 60'a düşürüyor.
ÇOK SIK TARTILMAK
Diyetin en zevkli kısmı, tartıldığınızda ibrenin sola doğru kaydığını görmektir. Ancak bunu abartarak sık tartılmak kilo kaybını zorlaştırır. Çoğu kadının kilosu, vücuttaki su tutulmalarından dolayı iner çıkar. Bu sebeple, zaman zaman kilo almadıkları halde, almış gibi hissederek endişelenirler. Bu da işi zorlaştırır. Başarılı bir diyette kilo kaybı yavaş ve daha kalıcıdır. Ayrıca kas kütlenizin artması da yanıltıcı olabilir. Çünkü kas, yağdan ağırdır. Bu sebeple, haftada bir kez günün aynı saatlerinde tartılmak faydalı olacaktır.
Lipoliz ile Zayıflama
Lipoliz nedir?
Diyetle çözülmeyen, bölgesel incelme ve sellülit sorunları için bu gün artık Avrupa ve Amerikada soya enjeksiyon yöntemi uygulanıyor. Türkiye de az sayıda hekimin uyguladığı bu yöntem 1995 yılında Brezilyada başladığı ve FDA onayını yeni almış olmasına rağmen bir süredir Avrupa ve ABD de büyük ilgi gördüğünü söylüyor. Dr.Eczacıbaşı bazı insanların kiloları fazla olmadığı halde belirli bölgelerde aşırı yağ birikimi oluştuğu dikkati çekerek kadınlarda bacak, kalça, karın, bel yan tarafları, erkeklerde ise özellikle karın ve bel en çok yağ birikimine yatkın yerlerdir.
LİPOLİZ HAKKINDA...
Son dönemin en gözde zayıflama yöntemlerinden olan lipoliz(lipoterapi) yönteminde etken madde fofatidil kolin(fosfolipid) olan bir ilaç kullanılıyor. Tıpta lesitin adı verilen bu madde canlılar için hayatı bir önem taşır. Yaşayan tüm hücrelerde bulunur ve yaşamsal aktivitelerin hepsinde rol alır. Yaklaşık 7 seneden beri tıpta yüksek kolestrolu düşürmek için kullanılan bu ilaç, göz çevresinde yerleşen ve bir çok tedaviye cevap vermeyen sarımsı yağ bezler içersine enjekte edildiğinde onları küçülttüğünü ve erittiğini gözlemlenmiştir, bu sonuçlardan yola çıkarak vücutta istenmeyen bölgelerde yerleşen yağ fazlalıkların tedavisinde kullanılabileceği düşünülmüştür, bu lokal fazlalıklar özellikle bel her iki yan tarafı, göbek, bacak ve diz içleri, kol ve ayak bileği, göz altı hafif torbalanmalar ve gıdı deki hafif fazlalıklardır. Fosfatidil kolin soyadan elde edilen bir madde ve alkolik siroz ve yüksek kolesterol, gibi durumlarda karaciğeri yenileme ve temizleme özellikleri olduğu düşünülüyor, vücutta genel zayıflamadan çok özellikle bazı bölgelerde lokal şekilde yerleşen ve giysilerde kendisini bant şeklinde gösterebilen durumlar için kullanılıyor. Ayrıca her türlü yağ bezesiniz küçültmesinde ve yok edilmesinde bu yöntem denenebilir. Kadınlarda, erkekler göre nispeten daha başarılı sonuçlar veren bu yöntem mezoterapi uygulamasına benzer bir yöntemle fazlalıkların yok edilmesi istenilen bölgelerde, çok ince üçlü bir iğne ile ilaç enjeksiyonu şeklinde gerçekleşiyor. Dr.Eczacıbaşı mezoterapi konusunda binlerce başarılı sonuçları olması yanında lipoliz sonuçlarını da son derece başarılı olduğunu belirtiyor. Gözaltı torbalar yağdan oluşuyorsa ve gıdı bölgesinde fazla yağlanma varsa bu yöntem uygulanabilir.
LİPOLİZ NASIL ETKİ SAĞLAR?
Fosfatidil kolin enjekte edildikten sonra yağ hücrelerdeki zarların geçirgenliklerini değiştirebiliyor, bu durum bazen yağ hücrelerin tamamen deforme edip ortadan kaldırılması şeklinde bazen ise hücre zarının geçirgenliğini artırarak yağ içeriğinin dışarıya çıkartması ile ilgili bir mekanizma, Bu nedenle hücre duvardaki değişiklik ve erimeler sonucunda liposuctiona benzer bir etki elde edilebilceğini gösterilmiştir. Lipoliz seans sayıları ve aralıkları konusunda değişik birkaç metot mevcut, bazen seans araları kısa tutularak (2-4haftada)bir ortalama 4-8 seans uygulanabilirken bazen 5 seansta verilecek toplam ilaç konsantre hale getirerek daha az seansta işlem tamamlanmış oluyor (2 ayda bir uygulama. Çok konsantre ve az seans sayısı tercih edilmediği gibi kısa süreler içersinde yapılan uygulamalar da tercih edilmeye biliyor. Dr. Melisa Eczacıbaşı kendi yaptığı uygulamaları 2–4 haftada bir ve kişinin problemin yoğunluğuna göre ortalama 4–8 seans şeklinde tanımlıyor.
LİPOLİZDEN SONRA BEKLENİLEN BELİRTİLER NELERDİR?
Bu uygulama kesinlikle acılı bir yöntem değildir. Mezoterapi iğnesini benzer son derece ince üçlü bir iğne ile uygulama yapılır, tabı ki uygulama yapan doktor hekimin el kabiliyeti da çok önemli bir faktör, merkezimizde uygulanan seanslarda ise hiçbir şekilde aşırı bir ağrı hissi tarif edilmiyor.
Uygulama yapılan bölgelerde hafif kızarıklık, hassasiyet, kaşınma, ödem bazen küçük morarmalar görülebilir ve bu durum ortalama 3–5 gün devam edebilir, aynı zamanda enjeksiyondan sonraki günde bölgelerde hafif bir ısı artışı ve ağrı his edilebilir, bu belirtiler 1–3 gün içersinde geçiyor.
ETKİ NE ZAMAN BAŞLAR? KAÇ SEANS SÜRER?
Soya lesitin iğneleri, etkisini izlenerek en az 2 hafta aralıklarla yapılmalı, ilk seansın sonuçları ise 2–3 cü haftadan sonra görülmeye başlar, ama erime çok daha uzun süre devam eder, seans sayısı kişiden kişiye göre değişmekle birlikte 3-6 ve ya 4-8 şeklinde olabilir, bir defada kullanılan ilaç miktarı ve yağ kitlesinin yerleşim yeri ve büyüklüğüne göre değişir. (2 haftada uygulanma şekli ve ya 2 ayda bir uygulanma şekilleri mevcut,2 ayda bir uygulamada 4 seansta verilen ilaçın tamamı hepsi aynı seansta enjekte ediliyor).
HER HANGİ BİR YAN ETKİ VAR MI?
Yaklaşık 10 yıldan beri kolestrolu düşürmek ve belli bir takım hastalıkların tedavisinde kullanılan bu ilaç sağlık açısında her hangi bir yan etkisi olmadığı ve bu gün başta Amerika ve Avrupa olmak üzere birçok ülkede uygulanmaktadır. Tabi ki başka tıbbi uygulamalarda da olduğu gibi yan etki yaşamamak için bu konuda gerçekten eğitim ve tecrübesi olana uzman hekimlere başvurmak gerekir.
EN ÇOK HANGİ BÖLGELER UYGULANIR?
Bölgesel ve kalıcı yağ depoları yok etmek için yararlanabileceğiniz bu yöntem bir kilo verme yöntemi değildir, örneğin doğum sonrası geri kalan yağ kitleleri, kol, bacak, boyun, karın, kalça yağları ve sellülit vakalarında son derece başarılı sonuçlar sağlıyor,
Başlangıç aşamasında çok fazla bir kilo söz konusu ise kilo vermeleri da şart olabiliyor.
ÖZEL DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR
Lipoliz (lipolis) ile birlikte kişi genel vücutta kilo kaybı etmek istiyorsa, Sağlıklı bir beslenme ve diyet yapması gerekir,çünkü bu yöntem genel vücutta kilo kaybından çok bazı bölgelerde yerleşen yağ fazlalıklarda giderilmesinde ve azaltmasında uygulanan bir yöntem, ilaç doğrudan yağ dokusu üzerinde mekanik bir etki yaratıp yağ içeriklerini dışarıya aktarabilip ve ya onu tamamen yok edebiliyor, yağ hücreleri travma tize olduğundan hafif kilo almalarda bu bölgelerde eskisi gibi fazlalıkların görülmesi beklenilen bir durum değil.
KİMLERE UYGULANMAZ?
Hamile hanımlar, şeker hastaları ve kalp rahatsızlığı olanlar, kanser hastaları ve daha önce ağır bir karaciğer sorunu yaşayanlar dikkate alınmalı(tedaviden ortalama 1–2 güne kadar alkol almamakta fayda var).
LİPOLİZİN DİĞER ALTERNATİFLERİ İLİ ARASINDAKI FARKLAR?
1.Soya lipoliz’de yağların erime ve vücuttan atılması kendi doğal süreci ile gerçekleşir, hücre zarı geçirgenliğini artırarak, vücut yağlarının hücre dışına çıkması kolaylaşır ve dışardan cerrahi yöntemlerde olduğu gibi bir mudahele gerekmez, yöntem yavaş ama derin etki sağlar.
2.Soya lipolizi yağ hücreleri normal boyutları getirir ve ya bazen onu tamamen yok eder, yağ hücreleri yok etme süreci, liposuctiona benzemesine rağman lipsuction gibi cerrahi bir yöntem değildir.
3.Lipoliz yönteminde sosyal hayatınız hiçbir şekilde etkilenmez, evde oturmanızı gerek yok, cerrahi yöntemlerde görülen morluk ve şişlikların uzun sürmesi gibi bir durum kesinlikle söz konusu olmaz.
4.Soya lipolizi ile uygulanan bölgelerde yağ hücreleri kısmen yok olur, yalnız dokular ameliyatlar kadar hasar görmediğinden daha doğal bir yayılım ile geri döner, ameliyatlardan sonraki dönemlerde ise alınan yağlar tamamen farklı bölgelere gidip yerleşebilir, en doğrusu bu tıp yöntemleri kilosu sabit ve bölgesel yağlanması olan kişilere uygulanmaktır.
En sık sorulan sorular:
Kaç seans uygulamak gerekir?
Kişinin problemin yoğunluğuna göre seans sayısı değişir, ortalama 3–6 seans.
Ağrı, acı yapar mı?
Uygulama sırasında ağrı olmaz, bazen uygulamadan sonraki kısa bir sürede iğne yerlerinde hafif bir ağrı olabilir 1–3 günde geçer.
Her hangi bir yan etkisi var mı?
Uzaman hekim ve bu konuda eğitim ve tecrübesi olan kişiler tarafından uygulandığında her hangi bir yan etkisi olmaz.
Hangi durumlarda etkili bir yöntem?
Bölgesel yağ fazlalıklarda bel, göbek, basen, diz iç kısımlar.
www.melisaeczacibasi.com
Diyetle çözülmeyen, bölgesel incelme ve sellülit sorunları için bu gün artık Avrupa ve Amerikada soya enjeksiyon yöntemi uygulanıyor. Türkiye de az sayıda hekimin uyguladığı bu yöntem 1995 yılında Brezilyada başladığı ve FDA onayını yeni almış olmasına rağmen bir süredir Avrupa ve ABD de büyük ilgi gördüğünü söylüyor. Dr.Eczacıbaşı bazı insanların kiloları fazla olmadığı halde belirli bölgelerde aşırı yağ birikimi oluştuğu dikkati çekerek kadınlarda bacak, kalça, karın, bel yan tarafları, erkeklerde ise özellikle karın ve bel en çok yağ birikimine yatkın yerlerdir.
LİPOLİZ HAKKINDA...
Son dönemin en gözde zayıflama yöntemlerinden olan lipoliz(lipoterapi) yönteminde etken madde fofatidil kolin(fosfolipid) olan bir ilaç kullanılıyor. Tıpta lesitin adı verilen bu madde canlılar için hayatı bir önem taşır. Yaşayan tüm hücrelerde bulunur ve yaşamsal aktivitelerin hepsinde rol alır. Yaklaşık 7 seneden beri tıpta yüksek kolestrolu düşürmek için kullanılan bu ilaç, göz çevresinde yerleşen ve bir çok tedaviye cevap vermeyen sarımsı yağ bezler içersine enjekte edildiğinde onları küçülttüğünü ve erittiğini gözlemlenmiştir, bu sonuçlardan yola çıkarak vücutta istenmeyen bölgelerde yerleşen yağ fazlalıkların tedavisinde kullanılabileceği düşünülmüştür, bu lokal fazlalıklar özellikle bel her iki yan tarafı, göbek, bacak ve diz içleri, kol ve ayak bileği, göz altı hafif torbalanmalar ve gıdı deki hafif fazlalıklardır. Fosfatidil kolin soyadan elde edilen bir madde ve alkolik siroz ve yüksek kolesterol, gibi durumlarda karaciğeri yenileme ve temizleme özellikleri olduğu düşünülüyor, vücutta genel zayıflamadan çok özellikle bazı bölgelerde lokal şekilde yerleşen ve giysilerde kendisini bant şeklinde gösterebilen durumlar için kullanılıyor. Ayrıca her türlü yağ bezesiniz küçültmesinde ve yok edilmesinde bu yöntem denenebilir. Kadınlarda, erkekler göre nispeten daha başarılı sonuçlar veren bu yöntem mezoterapi uygulamasına benzer bir yöntemle fazlalıkların yok edilmesi istenilen bölgelerde, çok ince üçlü bir iğne ile ilaç enjeksiyonu şeklinde gerçekleşiyor. Dr.Eczacıbaşı mezoterapi konusunda binlerce başarılı sonuçları olması yanında lipoliz sonuçlarını da son derece başarılı olduğunu belirtiyor. Gözaltı torbalar yağdan oluşuyorsa ve gıdı bölgesinde fazla yağlanma varsa bu yöntem uygulanabilir.
LİPOLİZ NASIL ETKİ SAĞLAR?
Fosfatidil kolin enjekte edildikten sonra yağ hücrelerdeki zarların geçirgenliklerini değiştirebiliyor, bu durum bazen yağ hücrelerin tamamen deforme edip ortadan kaldırılması şeklinde bazen ise hücre zarının geçirgenliğini artırarak yağ içeriğinin dışarıya çıkartması ile ilgili bir mekanizma, Bu nedenle hücre duvardaki değişiklik ve erimeler sonucunda liposuctiona benzer bir etki elde edilebilceğini gösterilmiştir. Lipoliz seans sayıları ve aralıkları konusunda değişik birkaç metot mevcut, bazen seans araları kısa tutularak (2-4haftada)bir ortalama 4-8 seans uygulanabilirken bazen 5 seansta verilecek toplam ilaç konsantre hale getirerek daha az seansta işlem tamamlanmış oluyor (2 ayda bir uygulama. Çok konsantre ve az seans sayısı tercih edilmediği gibi kısa süreler içersinde yapılan uygulamalar da tercih edilmeye biliyor. Dr. Melisa Eczacıbaşı kendi yaptığı uygulamaları 2–4 haftada bir ve kişinin problemin yoğunluğuna göre ortalama 4–8 seans şeklinde tanımlıyor.
LİPOLİZDEN SONRA BEKLENİLEN BELİRTİLER NELERDİR?
Bu uygulama kesinlikle acılı bir yöntem değildir. Mezoterapi iğnesini benzer son derece ince üçlü bir iğne ile uygulama yapılır, tabı ki uygulama yapan doktor hekimin el kabiliyeti da çok önemli bir faktör, merkezimizde uygulanan seanslarda ise hiçbir şekilde aşırı bir ağrı hissi tarif edilmiyor.
Uygulama yapılan bölgelerde hafif kızarıklık, hassasiyet, kaşınma, ödem bazen küçük morarmalar görülebilir ve bu durum ortalama 3–5 gün devam edebilir, aynı zamanda enjeksiyondan sonraki günde bölgelerde hafif bir ısı artışı ve ağrı his edilebilir, bu belirtiler 1–3 gün içersinde geçiyor.
ETKİ NE ZAMAN BAŞLAR? KAÇ SEANS SÜRER?
Soya lesitin iğneleri, etkisini izlenerek en az 2 hafta aralıklarla yapılmalı, ilk seansın sonuçları ise 2–3 cü haftadan sonra görülmeye başlar, ama erime çok daha uzun süre devam eder, seans sayısı kişiden kişiye göre değişmekle birlikte 3-6 ve ya 4-8 şeklinde olabilir, bir defada kullanılan ilaç miktarı ve yağ kitlesinin yerleşim yeri ve büyüklüğüne göre değişir. (2 haftada uygulanma şekli ve ya 2 ayda bir uygulanma şekilleri mevcut,2 ayda bir uygulamada 4 seansta verilen ilaçın tamamı hepsi aynı seansta enjekte ediliyor).
HER HANGİ BİR YAN ETKİ VAR MI?
Yaklaşık 10 yıldan beri kolestrolu düşürmek ve belli bir takım hastalıkların tedavisinde kullanılan bu ilaç sağlık açısında her hangi bir yan etkisi olmadığı ve bu gün başta Amerika ve Avrupa olmak üzere birçok ülkede uygulanmaktadır. Tabi ki başka tıbbi uygulamalarda da olduğu gibi yan etki yaşamamak için bu konuda gerçekten eğitim ve tecrübesi olana uzman hekimlere başvurmak gerekir.
EN ÇOK HANGİ BÖLGELER UYGULANIR?
Bölgesel ve kalıcı yağ depoları yok etmek için yararlanabileceğiniz bu yöntem bir kilo verme yöntemi değildir, örneğin doğum sonrası geri kalan yağ kitleleri, kol, bacak, boyun, karın, kalça yağları ve sellülit vakalarında son derece başarılı sonuçlar sağlıyor,
Başlangıç aşamasında çok fazla bir kilo söz konusu ise kilo vermeleri da şart olabiliyor.
ÖZEL DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN DURUMLAR
Lipoliz (lipolis) ile birlikte kişi genel vücutta kilo kaybı etmek istiyorsa, Sağlıklı bir beslenme ve diyet yapması gerekir,çünkü bu yöntem genel vücutta kilo kaybından çok bazı bölgelerde yerleşen yağ fazlalıklarda giderilmesinde ve azaltmasında uygulanan bir yöntem, ilaç doğrudan yağ dokusu üzerinde mekanik bir etki yaratıp yağ içeriklerini dışarıya aktarabilip ve ya onu tamamen yok edebiliyor, yağ hücreleri travma tize olduğundan hafif kilo almalarda bu bölgelerde eskisi gibi fazlalıkların görülmesi beklenilen bir durum değil.
KİMLERE UYGULANMAZ?
Hamile hanımlar, şeker hastaları ve kalp rahatsızlığı olanlar, kanser hastaları ve daha önce ağır bir karaciğer sorunu yaşayanlar dikkate alınmalı(tedaviden ortalama 1–2 güne kadar alkol almamakta fayda var).
LİPOLİZİN DİĞER ALTERNATİFLERİ İLİ ARASINDAKI FARKLAR?
1.Soya lipoliz’de yağların erime ve vücuttan atılması kendi doğal süreci ile gerçekleşir, hücre zarı geçirgenliğini artırarak, vücut yağlarının hücre dışına çıkması kolaylaşır ve dışardan cerrahi yöntemlerde olduğu gibi bir mudahele gerekmez, yöntem yavaş ama derin etki sağlar.
2.Soya lipolizi yağ hücreleri normal boyutları getirir ve ya bazen onu tamamen yok eder, yağ hücreleri yok etme süreci, liposuctiona benzemesine rağman lipsuction gibi cerrahi bir yöntem değildir.
3.Lipoliz yönteminde sosyal hayatınız hiçbir şekilde etkilenmez, evde oturmanızı gerek yok, cerrahi yöntemlerde görülen morluk ve şişlikların uzun sürmesi gibi bir durum kesinlikle söz konusu olmaz.
4.Soya lipolizi ile uygulanan bölgelerde yağ hücreleri kısmen yok olur, yalnız dokular ameliyatlar kadar hasar görmediğinden daha doğal bir yayılım ile geri döner, ameliyatlardan sonraki dönemlerde ise alınan yağlar tamamen farklı bölgelere gidip yerleşebilir, en doğrusu bu tıp yöntemleri kilosu sabit ve bölgesel yağlanması olan kişilere uygulanmaktır.
En sık sorulan sorular:
Kaç seans uygulamak gerekir?
Kişinin problemin yoğunluğuna göre seans sayısı değişir, ortalama 3–6 seans.
Ağrı, acı yapar mı?
Uygulama sırasında ağrı olmaz, bazen uygulamadan sonraki kısa bir sürede iğne yerlerinde hafif bir ağrı olabilir 1–3 günde geçer.
Her hangi bir yan etkisi var mı?
Uzaman hekim ve bu konuda eğitim ve tecrübesi olan kişiler tarafından uygulandığında her hangi bir yan etkisi olmaz.
Hangi durumlarda etkili bir yöntem?
Bölgesel yağ fazlalıklarda bel, göbek, basen, diz iç kısımlar.
www.melisaeczacibasi.com
Doğru Diyet Programı
Bir zayıflama programına dahil olmadan önce, aşağıdaki soruları sorun. Eğer 5 sorunun tamamına da 'evet' diyebiliyorsanız, o zaman o program uygulamaya değer olabilir.
1. Program tüm besin gruplarından yiyecekleri içeriyor mu?
Eğer bir zayıflama programı herhangi bir besin grubunu (tahıl, meyva, sebze, süt ürünler vb.) liste dışı bırakıyorsa, o zaman ihtiyacınız olan viştamin ve minerallerin bir kısmını alamama tehlikesiyle karşı karşıyasınız demektir. Ayrıca diyetinizde çeşitlilik olmaması demek, bu diyeti uzun vadede yapmanızın zor olacağı anlamına da gelir. Şunu unutmayın: Kilo vermek için yapacağınız değişiklikler, ulaştığınız kiloyu korumak için olanla aynı değişikliklerdir.
2. Diyetin size verdiği günlük kalori miktarı nedir?
Sağlıklı bir diyette kadınların alması gereken günlük ortalama kalori miktarı 1400 ila 1600 arasındadır. Bu oran erkeklerde 1800 ila 2000'e çıkar. Aldığınız kalori miktarı bu rakamların altına düşüyorsa, yeterince iyi beslenmiyor olabilirsiniz.
3. Uyguladığınız program sevdiğiniz besinleri de içeriyor mu?
Örneğin şeker ve yağ gibi besinleri tamamen liste dışı bırakan diyetleri uygulaması zordur. Haftada bir porsiyon bile olsa sevdiğiniz bir besini yiyebilmek diyetinizin devamlılığı açısından sağlıklı olacaktır.
4. Diyetiniz yaşam stilinize ve bütçenize uygun mu?
Verilen besinlerin hem yaşam stilinize, hem de bütçenize uygun olması diyetin devamlılığ açısından önemlidir. Örneğin çalışan bir kişiyseniz ve öğle yemeklerinde dışarıda bulamayacağınız şeyler veriliyorsa, diyeti yapmanız zorlaşır. Ya da diyet programınız çok pahalıya geliyorsa, sıkıntı durumunda ilk kesintiye uğrayacak şey o olur. Bu nedenle bunları baştan düşünmekte fayda vardır.
5. Uyguladığınız programa günlük aktiviteler de dahil edilmiş mi?
Araştırmalar açıkça gösteriyor ki, günlük egzersiz hem kilo vermekte, hem de bunu korumakta son derece etkili. Egzersiz yapmadan kolay yolda kilo vermenizi sağlayacağını iddia eden programlar güvenilir değildir.
Bu saydıklarımızın dışında dikkat etmeniz gerekenler de şunlar:
Sağlıklı bir diyetle haftada bir kilo verebilirsiniz. Bu nedenle hızlı kilo verdirdiğini iddia eden diyetlere itibar etmeyin. Yavaş yavaş zayıflamak en sağlıklı ve kalıcı yoldur.
Sağlık problemlerinden ötürü daha hızlı kilo vermesi gerekenler, bunu bir doktor gözetiminde gerçekleştirmelidir.
Zayıflama programları ne tür besinlerden ne kadar yenmesi, ne kadar egzersiz yapılması gerektiği ve duygularla yemek arasındaki ilişki gibi konulara değinmelidir.
1. Program tüm besin gruplarından yiyecekleri içeriyor mu?
Eğer bir zayıflama programı herhangi bir besin grubunu (tahıl, meyva, sebze, süt ürünler vb.) liste dışı bırakıyorsa, o zaman ihtiyacınız olan viştamin ve minerallerin bir kısmını alamama tehlikesiyle karşı karşıyasınız demektir. Ayrıca diyetinizde çeşitlilik olmaması demek, bu diyeti uzun vadede yapmanızın zor olacağı anlamına da gelir. Şunu unutmayın: Kilo vermek için yapacağınız değişiklikler, ulaştığınız kiloyu korumak için olanla aynı değişikliklerdir.
2. Diyetin size verdiği günlük kalori miktarı nedir?
Sağlıklı bir diyette kadınların alması gereken günlük ortalama kalori miktarı 1400 ila 1600 arasındadır. Bu oran erkeklerde 1800 ila 2000'e çıkar. Aldığınız kalori miktarı bu rakamların altına düşüyorsa, yeterince iyi beslenmiyor olabilirsiniz.
3. Uyguladığınız program sevdiğiniz besinleri de içeriyor mu?
Örneğin şeker ve yağ gibi besinleri tamamen liste dışı bırakan diyetleri uygulaması zordur. Haftada bir porsiyon bile olsa sevdiğiniz bir besini yiyebilmek diyetinizin devamlılığı açısından sağlıklı olacaktır.
4. Diyetiniz yaşam stilinize ve bütçenize uygun mu?
Verilen besinlerin hem yaşam stilinize, hem de bütçenize uygun olması diyetin devamlılığ açısından önemlidir. Örneğin çalışan bir kişiyseniz ve öğle yemeklerinde dışarıda bulamayacağınız şeyler veriliyorsa, diyeti yapmanız zorlaşır. Ya da diyet programınız çok pahalıya geliyorsa, sıkıntı durumunda ilk kesintiye uğrayacak şey o olur. Bu nedenle bunları baştan düşünmekte fayda vardır.
5. Uyguladığınız programa günlük aktiviteler de dahil edilmiş mi?
Araştırmalar açıkça gösteriyor ki, günlük egzersiz hem kilo vermekte, hem de bunu korumakta son derece etkili. Egzersiz yapmadan kolay yolda kilo vermenizi sağlayacağını iddia eden programlar güvenilir değildir.
Bu saydıklarımızın dışında dikkat etmeniz gerekenler de şunlar:
Sağlıklı bir diyetle haftada bir kilo verebilirsiniz. Bu nedenle hızlı kilo verdirdiğini iddia eden diyetlere itibar etmeyin. Yavaş yavaş zayıflamak en sağlıklı ve kalıcı yoldur.
Sağlık problemlerinden ötürü daha hızlı kilo vermesi gerekenler, bunu bir doktor gözetiminde gerçekleştirmelidir.
Zayıflama programları ne tür besinlerden ne kadar yenmesi, ne kadar egzersiz yapılması gerektiği ve duygularla yemek arasındaki ilişki gibi konulara değinmelidir.
Zayıflama ve Seks
Acilen verilmeye çalışılan kilolar kadınlarda cinsel isteksizliğe, erkeklerde ise iktidarsızlığa neden olabiliyor. Diyet kurbanı olmak istemiyorsanız mutlaka bir uzmana danışarak zayıflayın
Kulaktan dolma yapılan, moda ve hızlı şekilde kilo verdiren diyetler insan sağlığında pek çok soruna yol açıyor.
Bilinçsiz yapılan diyetler ilk etkisini sinir sistemi üzerinde gösteriyor. Yorgunluk, iş performansında düşüklüğün ardından seks hayatı da şok diyetlerden yara alıyor.
Kadınlarda hormonlara bağlı cinsel isteksizlik, ayrıca sinirlilik hali artarken erkeklerde iktidarsızlık ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, doktor ve diyetisyen kontrolünde diyet önerirken, 'yapacağınız diyetin yan etkilerini mutlaka öğrenin' diyorlar.
Kulaktan dolma yapılan, moda ve hızlı şekilde kilo verdiren diyetler insan sağlığında pek çok soruna yol açıyor.
Bilinçsiz yapılan diyetler ilk etkisini sinir sistemi üzerinde gösteriyor. Yorgunluk, iş performansında düşüklüğün ardından seks hayatı da şok diyetlerden yara alıyor.
Kadınlarda hormonlara bağlı cinsel isteksizlik, ayrıca sinirlilik hali artarken erkeklerde iktidarsızlık ortaya çıkabiliyor. Uzmanlar, doktor ve diyetisyen kontrolünde diyet önerirken, 'yapacağınız diyetin yan etkilerini mutlaka öğrenin' diyorlar.
Tuesday, May 8, 2007
Kilolar ve Hormonlar
Dişilik hormonları
Östrojen ve progesteron yumurtalıklardan salgılanan dişilik hormonlarıdır. Bir kadının iyi bir hormonal sağlığa sahip olması açısından östrojen ve progesteron dengesi önemlidir. Bu denge çeşitli nedenlere bağlı olarak dönem dönem değişebilir. Örneğin östrojenin hormonun baskın olduğu durumlarda, özellikle adet döneminde kilo artışı, su tutulması, göğüs şişmesi, depresyon, libido kaybı, ağrılı ve ağır kanamalar, tatlı krizleri gibi problemlerle karşılaşılır.
Böyle bir durumda yapılması gerekenler şunlardır:
Plastikler ve ev gereçleri gibi östrojen içeren çevresel kimyasallara daha az maruz kalınmalı.
Fitoöstrojen bakımından zengin soya fasulyesi, tofu, miso, nohut, mercimek, sebze ve meyve gibi besinlerin tüketimi artırılmalı.
Sebze, meyve ve tam tahıllar gibi lifli besinlerin tüketimi artırılmalı.
Mümkün olduğu kadar organik beslenmeli.
Alkol tüketimi azaltmalı.
Erkeklik hormonu
Kadınlar erkeklik hormonu olan testosterona nasıl düşük miktarlarda sahipseler erkekler de dişilik hormonu östrojene az miktarda sahiptir. Erkeklerde de bu denge örneğin obezite gibi bir durumda bozulabilir.
Obez erkeklerde karın bölgesinde yağ birikir, göğüslerde gelişme görülür çünkü yağ hormonal bir bezdir ve yağ dokuları karında testosteronu östrojene dönüştürür. Obez bireyler yedikleri besinlere bağlı olarak yeterli düzeyde testosteron yapamayıp östrojen seviyelerini daha da artırırlar.
Erkeklerde hormon dengesini sağlamak için dikkat edilmesi gerekenler:
Öncelikle fazla kilolar verilmeli.
Diyetteki doymuş yağlar azaltılmalı.
Tavuk, yumurta, balık, tofu, baklagiller gibi protein kaynakları haftada en az iki gün tercih edilmeli.
Vücut yağlarının yakılmasını destekleyen antioksidan bakımından zengin sebze ve meyve tüketimine ağırlık verilmeli.
Alkol tüketiminden sakınılmalı çünkü alkol östrojenin artmasına ve testosteronun azalmasına neden olur.
Haftanın dört günü yarım saat süreyle düzenli egzersiz yapılmalı.
Tiroit hormonları
Tiroit vücut metabolizmasını düzenler, vücut ısısını ayarlar ve vücudun kalori yakma hızını belirler.
Tiroit bezleri iki temel hormon salgılar: T3 ve T4. İşlevleri için iyot, çinko ve selenyuma ihtiyaç duyarlar, bu nedenle bu mineralleri yeterli düzeyde almak çok önemlidir:
Diyetinizle yeterli düzeyde iyot (iyotlu tuz, deniz ürünleri ve sarmısak) aldığınızdan emin olun.
Selenyum seviyesini dengede tutmak için mercimek, mantar, ayçekirdeği ve susam tüketin.
Çinko bakımından zengin badem, tofu, istiridye, yengeç, tavuk ve hindi tüketin.
Düzenli egzersiz yapın.
Östrojen ve progesteron yumurtalıklardan salgılanan dişilik hormonlarıdır. Bir kadının iyi bir hormonal sağlığa sahip olması açısından östrojen ve progesteron dengesi önemlidir. Bu denge çeşitli nedenlere bağlı olarak dönem dönem değişebilir. Örneğin östrojenin hormonun baskın olduğu durumlarda, özellikle adet döneminde kilo artışı, su tutulması, göğüs şişmesi, depresyon, libido kaybı, ağrılı ve ağır kanamalar, tatlı krizleri gibi problemlerle karşılaşılır.
Böyle bir durumda yapılması gerekenler şunlardır:
Plastikler ve ev gereçleri gibi östrojen içeren çevresel kimyasallara daha az maruz kalınmalı.
Fitoöstrojen bakımından zengin soya fasulyesi, tofu, miso, nohut, mercimek, sebze ve meyve gibi besinlerin tüketimi artırılmalı.
Sebze, meyve ve tam tahıllar gibi lifli besinlerin tüketimi artırılmalı.
Mümkün olduğu kadar organik beslenmeli.
Alkol tüketimi azaltmalı.
Erkeklik hormonu
Kadınlar erkeklik hormonu olan testosterona nasıl düşük miktarlarda sahipseler erkekler de dişilik hormonu östrojene az miktarda sahiptir. Erkeklerde de bu denge örneğin obezite gibi bir durumda bozulabilir.
Obez erkeklerde karın bölgesinde yağ birikir, göğüslerde gelişme görülür çünkü yağ hormonal bir bezdir ve yağ dokuları karında testosteronu östrojene dönüştürür. Obez bireyler yedikleri besinlere bağlı olarak yeterli düzeyde testosteron yapamayıp östrojen seviyelerini daha da artırırlar.
Erkeklerde hormon dengesini sağlamak için dikkat edilmesi gerekenler:
Öncelikle fazla kilolar verilmeli.
Diyetteki doymuş yağlar azaltılmalı.
Tavuk, yumurta, balık, tofu, baklagiller gibi protein kaynakları haftada en az iki gün tercih edilmeli.
Vücut yağlarının yakılmasını destekleyen antioksidan bakımından zengin sebze ve meyve tüketimine ağırlık verilmeli.
Alkol tüketiminden sakınılmalı çünkü alkol östrojenin artmasına ve testosteronun azalmasına neden olur.
Haftanın dört günü yarım saat süreyle düzenli egzersiz yapılmalı.
Tiroit hormonları
Tiroit vücut metabolizmasını düzenler, vücut ısısını ayarlar ve vücudun kalori yakma hızını belirler.
Tiroit bezleri iki temel hormon salgılar: T3 ve T4. İşlevleri için iyot, çinko ve selenyuma ihtiyaç duyarlar, bu nedenle bu mineralleri yeterli düzeyde almak çok önemlidir:
Diyetinizle yeterli düzeyde iyot (iyotlu tuz, deniz ürünleri ve sarmısak) aldığınızdan emin olun.
Selenyum seviyesini dengede tutmak için mercimek, mantar, ayçekirdeği ve susam tüketin.
Çinko bakımından zengin badem, tofu, istiridye, yengeç, tavuk ve hindi tüketin.
Düzenli egzersiz yapın.
Monday, May 7, 2007
Zayıflama ilacı Lida yasaklandı
Türk Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’ndan dün yapılan yazılı açıklamada, kararın, içeriğinde "sibutramin" adlı insan sağlığına zararlı maddenin bulunduğu tartışmaları üzerine alındığı belirtildi. Bakanlık, laboratuvar analizleri sonucunda üründe ’sibutramin’ tespit edilmesi halinde ürünün piyasadan toplatılması yönünde 81 il müdürlüğüne de talimat verdi.
Bunun dışında, ürünün ithal edildiği Çin’in büyükelçiliği aracılığı ile firma beyanının doğruluğu konusunda yazışma yapıldı. İl müdürlüklerine de söz konusu ürünün denetimi konusunda talimat verildi.
Dağıtım, satış yerleri ve eczanelerde yapılan denetimler sonucunda, bu ürünle ilgili mevzuata aykırı ifadeler içeren broşür bulunduran firmalara cezai işlem uygulandı. Broşürler piyasadan toplandı.
Hürriyet
Bunun dışında, ürünün ithal edildiği Çin’in büyükelçiliği aracılığı ile firma beyanının doğruluğu konusunda yazışma yapıldı. İl müdürlüklerine de söz konusu ürünün denetimi konusunda talimat verildi.
Dağıtım, satış yerleri ve eczanelerde yapılan denetimler sonucunda, bu ürünle ilgili mevzuata aykırı ifadeler içeren broşür bulunduran firmalara cezai işlem uygulandı. Broşürler piyasadan toplandı.
Hürriyet
Zayıflama ve diyet icin Elli oneri
1-Tamamen unutun
Sık yediğiniz, yağ oranı yüksek bir yiyeceği seçin ve onu 40 gün için tamamen unutun. Bu süre sonunda o yiyeceğin tadı ağzınızdan silinecektir.
2- Aynı tadı verenler arasında her zaman daha düşük kalorilisini seçin
Örnek: Portakal suyu (l fincan 110 kalori) yerine domates suyu (l fincan 45 kalori) için. Yarım bardak vişne suyunu yarım bardak soda ile karıştırdığınızda kalorisi yüzde 50 düşer.
3-Su için
Daha fazla su içmeye başlamalısınız. Günde en az 8 bardak su içerek işe başlayabilirsiniz. Eğer böyle bir alışkanlığınız yoksa yanınızdan küçük bir su şişesini ayırmayın, bu şişeyi her gördüğünüzde içmek aklınıza gelecektir.
4-Sosları unutun
Salatanıza bir miktar lezzet katmak için döktüğünüz soslar kilo almanıza neden olur. Bu nedenle salata sosu yerine biraz baharat ve bir tatlı kaşığı zeytinyağını salatanıza ekleyebilirsiniz.
5-Yemeğin ardından yatağa girmeyin
Kilo almamak için özellikle akşam yemeğinden hemen sonra yatma alışkanlığından kurtulun, mümkünse akşam altıdan sonra meyve dışında bir şey yemeyin. Gece atıştırmalarından da kurtulun.
6-Sık yiyin
Kilo vermek isteyenlerin düştüğü yanılgılardan biri de çok sık yemek yemenin kilo verdirmeyeceği inancıdır fakat bu yanlıştır. Çünkü beş altı saatte bir mideyi boş bırakmamak metabolizmanızın hızlı çalışmasına neden olur. Bu nedenle az az ve sık sık yemelisiniz.
7-Süt için
Günde üç ya da dört defa süt ve yoğurt ya da peynir gibi süt ürünlerini tüketen kadınlar, tüketmeyenlere oranla yüzde 70 daha fazla yağ yakarlar. Çünkü kalsiyum metabolizmayı hızlandırırken vücuda daha fazla yağ yakması için komut vermiş olur. Bu ürünlerin light olanları ile zayıflama hızınızı arttırabilirsiniz.
8-İyi bir uyku
Yapılan araştırmalara göre geceleri dört saatten az uyuyan kişiler daha çok uyuyanlara oranla kilo alırlar. Çünkü yorgun bir vücut, normal günde yakılan enerjiyi yakamaz ve metabolizması yavaşlar. Bunun için hergün uykunuzu düzenli almaya dikkat etmelisiniz.
9-Stresi yenin
Stresli bir yaşam kilo almanın nedenlerindendir çünkü stresli olduğunuz dönemlerde vücudunuz stres hormonları salgılar ve bu hormanlar karın bölgesindeki yağ depolanmasını sağlayan hücrelerin büyümesine neden olur. Stresi yenmek için sosyal aktivitelerde bulunmalı, kendinizi rahatlatmalısınız.
10-Hazır yemekleri unutun
Hızlı ve çabuk yemek yapmak için aldığınız dondurulmuş gıdalar ya da hazır yemekler içerdikleri katkı maddeleri nediyle kilo aldırır. Bu nedenle taze sebzeleri pişirmeyi tercih etmelisiniz.
11-Lifli yiyecekleri tüketin
Çok lifli besinler doyduğunuz hissini verir ve çabuk acıkmanıza engel olur. Beyaz ekmek yerine kepeklisini, beyaz pirinç yerine esmerini tüketin. Lif oranı yüksek mercimek, kuru fasulye, nohut gibi gıdalara önelik verin. Elbette sebzeleri unutmayın.
12- Atıştırmayı bırakın
Arabanın içinda atıştırıyor musunuz? Telefonla konuşurken bir şeyler yiyor musunuz? Vazgeçin...
13- Buzdolabınıza baskın yapın
Bu baskın her zamanki gibi, birşeyler atıştırmak için olmasın. Buzdolabının kıyısında kösesinde kalmış bol kalorili yiyecekleri atın.Mutfak dolabınızdaki yağlı cipsleri, mısır gevreklerini ve kuru yemişleri atın. Mutfağınızda sizin için kötü olan bütün yiyecekleri, önümüzdeki 30 gün için, belki de ebediyyen yasaklayın.
14- Daha çok su ve soda
Alkolün yerine su ve soda içmeye özen gösterin. Vücudunuzdaki yağ parçacıklarının kaybolduğunu göreceksiniz.
.
15- Çikolata yeme isteğinizi bastırın
Eğer adet öncesi dönemdeyseniz, çikolata yeme isteğinizi kesinlikle engelleyemiyorsanız, küçük mini barlardan alın veya şekersiz, sıcak kakao, yağsız puding kullanın.
16- İşkolik olun
Gelecek ay şirketin yemekhanesine girmeme kararı alın. Kahve ve çay içmek için ya da kendi getirdiğiniz sandviçi yemenin dışında... Şirketteki doğumgünü ve partilerde şerefe kaldırdığınız kadehin içinde soda olsun.
17- Kremayı kesin
Bir sinema yıldızı, içinde krema kelimesi olan hiç birşeyi yemediğini söylüyor. Kremalı pasta, kremalı çorba gibi. Çünkü o, krema demenin yağ demek olduğunu biliyor. Bunun tek istisnası, yağsız krem peynir demektir.
18- Kalorileri azaltın
Kalorileri azaltmayı bir oyun haline getirin. Bugün yediklerinizin kalori miktarını hesaplayın, yarın bundan 50 kalori düşün. Öbür gün bir 50 kalori daha düşün. Günde 1200 kalorinin altına düşmemeye dikkat edin.
19- Kahvaltı edin
Hiçbir zaman kahvaltıları atlamayın. Yağsız yoğurdun içine muzu dilimleyin. Pişmiş yulafın içine kuru üzüm koyup yemeyi deneyin.
20- Dans edin
Evde müzik dinleyin. Hareketli müzik tercih edin ve eşliğinde dans etmeyi ihmal etmeyin.
21- Asansöre binmeyin
Önünüze gelen her merdiveni egzersiz yapacağınız bir fırsat olarak düşünün, istediğiniz kiloya gelinceye kadar asansöre binmeyi aklınıza bile getirmeyin.
22- Diyet içecekler
Diyet içeceklerden uzak durmalısınız. Bu tür içeceklerin içlerinde yapay tatlandırıcı bulunur. Onlar yerine portakal, elma gibi sağlıklı meyve sularından içmelisiniz. Hem sağlığınız açısından hem de kilo açısından birçok uzman diyet içeceklerin içilmemesini tavsiye ediyor.
23- Yavaş yemek yiyin
Fazla kilolular, hızlı yemek yiyenlerdir. Arkadaşlarınızla veya ailenizle ne zaman yemek yerseniz yiyin, yemeği en son bitiren kişi siz olun.
24- Sıkı gelen giysilerinizi deneyin
Her sabah kalktığınızda ilk işiniz üzerinize dar gelen pantolon veya şortları denemek olsun. Bu yiyeceğinize dikkat etmekte, sizi gün boyu motive edecektir.
25- Hayallerinizi kutulayın
İstediğiniz kiloya indiğinizde yapmayı planladığınız herşeyi hatırlatacak bütün fotoğrafları, reklamları, yazıları kesip bir kutunun içine koyun. Birşeyler atıştırmak istediğinizde ya da jimnastik yapmaya hevesli olmadığınızda kutuyu açıp bakın.
26- Yatak odasını yiyeceğe kapatın
Eğer sizde pek çoğunuz gibi yatak odası dahil, evin her tarafında atıştırıyorsanız, bunu bir kere daha düşünün. Ne kadar çok yerde yemek yemek için kendinize izin veriyorsanız, o kadar çok yemek yiyorsunuz demektir. Bir süre için yemek saatlerinde, yemek odası dışında diğer yerlerde yemek yemeyi kendinize yasaklayın.
27- Kendinizi ödüllendirin
En çok sahip olmak istediğiniz 5 eşyanın listesini yapın. Her l kilo verdiğinizde ve bunu bir hafta koruduğunuzda,kendinize listedeki bir şeyi satın alın.
28- Tasarruf yapın
Gerçekten ihtiyacınız olmayan bir şeyi ne zaman yemek isterseniz, ona vereceğiniz parayı bir kavanozun içine atın. Birkaç hafta sonra paraların çokluğu size ne kadar çok şey yemediğinizi hatırlatacak ve bu para ile kendinize bir hediye alabileceksiniz.
29- Aşka dair duygularınızı canlı tutun
Tutku, kiloları eritir. İkiniz korkmadan restoranlara gitmeye başlayabilirsiniz. Çünkü, aşıkken kim yiyecekleri düşünebilir ki?
30- Abur cubur yemeyin
Verilecek 2-3 kilo bir yanda, kilolarınıza kilo katacak abur cuburlar diğer yanda ve siz bugüne kadar hiç aç kalmasanız da bunlardan bir türlü uzak kalamadınız. Bütün gün yapacaklarınızı planlayın. Sinemaya gidin, yürüyün, kendinizi bir romanın içine gömün ve şekerleme yapın. Ne yaparsanız yapın, yeter ki buzdolabından uzak durun.
31- Mayonuzu giyin
Yılın hangi mevsimi olursa olsun, özellikle yaza yaklaştığımız şu günlerde her gün birkaç kez mayonuzu giyerek boy aynasının karşısına geçin. Bu daha fazla egzersiz yapmanız ve hedefe kilitlenmeniz için size ivme kazandırır.
32- Egzersiz yapın
Egzersiz yapmaya vakit ayırmak size zor gelse de kilo vermek için mutkaka hareket etmeniz gerektiğini unutmamalısınız. Hiçbir şey yapamıyorsanız evdeki duvarlardan yardım alabilirsiniz. 5-10 dakika boyunca kalçanızla duvara çok sert olmadan vurun. Bu kolay ve basit bir egzersiz yöntemidir. Egzersiz yaptığınız sırada televizyon ya da CD'den evde spor yapmanıza yardımcı olacak programlarını izleyebilirsiniz. Böylece neyi, nasıl yapacağınızı bilirsiniz.
33 -Ev işleri
Ev işleriyle ne kadar meşgul olursanız o kadar çabuk kilo verirsiniz. Çamaşır, bulaşık, yemek, çocuklarla elinizden geldiğince çok uğraşmaya bakın. Böylece sürekli hareket halinde olursunuz.
34- Porsiyonlarınızı küçültün
Tabağınıza konulan yemeğin hepsini bitirmek kötü bir alışkanlığınızsa bundan kurtulmak için küçük tabaklarda yemek yiyerek işe başlamalısınız. Bu göz kandırmacasıyla büyük tabaklarda yediğinizden daha az yemek yer ve tabağınızdakilerin arkanızdan ağlamamasına da olanak tanırsınız. Ayrıca tabağınıza ne kadar az yemek koyarsanız o kadar az yersiniz.
35- Kahvaltıyı atlamayın
Kahvaltı günün en önemli öğünüdür çünkü uyuduğunuz zaman yavaşlayan metabolizmanız tekrar bir şeyler yiyene kadar eski haline dönemez. Güne kahvaltı ile başlayanlar kahvaltı yapmayanlara oranla çok daha fazla kalori yakarlar. Çünkü kahvaltı kasları çalıştırır ve çalışan kaslar kalori yakılmasını sağlar.
36- Meyve yiyin
Yemek yedikten bir ya da iki saat sonra tekrar acıkıyorsanız atıştırmak için meyve yiyebilirsiniz. Meyve bir sonraki öğüne kadar sizin tok hissetmenizi sağlayacaktır.
37- Etiketleri okuyun
Etiketleri okuma alışkanlığı kazanmalısınız. Hangi ürünün içinde hangi yararlı ve hangi kilo aldırıcı madde var, bunların bilgilerini okursanız daha sağlıklı beslenirsiniz.
38- Kola ve soda gibi asitli içecekleri tüketmekten vazgeçin.
Bunun yerine taze sıkılmış meyve sularını içmeye gayret edin. Kırmızı etten uzak durun.
39-Çok fazla kırmızı et tüketmek kilo vermenizi engeller bu nedenle tavuk, balık, hindi gibi beyaz et tüketmeye dikkat edin.
40-Kızartma yerine haşlama
Kızartarak yapılan yemekler yerine haşlanmış, ızgara yapılmış ya da fırında pişmiş yemekleri yemelisiniz.
41- Fast food
Modern çağın yiyeceği olarak kabul edilen hamburger, patates kızartması gibi fast food tarzı yiyecekleri yememelisiniz. Bunlardan uzak kalırsanız daha kolay kilo verirsiniz.
42- Vücudunuzu tanıyın
Hangi yiyeceklerin metabolizmanıza zarar verdiğini hangilerinin hızlandırdığını bilirseniz daha kolay kilo verebilirsiniz.
43-Yemek başlangıcı
Yemeğe çorba ya da salata ile başlamanız açlığınızın bastırılmasını sağlar. Böylece ana yemekten daha az yersiniz. Özellikle sebze çorbaları (domates, brokoli vs.) tok hissetmenizi sağlar.
44-Yemekten sonra
Yemekten sonra tatlı yeme alışkanlığınızın önüne meyve yiyerek geçebilirsiniz böylece tatlı yeme isteğinizi de azaltmış olursunuz.
45-Göz zevkine önem verin
Salata yemeyi sevmiyorsanız kendinize şık bir salata tabağı alın ve salatalarınızı bu tabakta yiyin. Hem göz zevkiniz hem de kilolarınız için daha yararlı olacaktır.
46-Şekeri unutun
Şekerli besinler kan sekerinin kısa sürede artmasına ya da düşmesine neden olur. Bu nedenle tatlı yedikten sonra tekrar tatlı yeme ihtiyacı duyarız. Şekerin fazlası vücutta yağ olarak depolandığı için mümkün olduğunca az tüketilmelidir.
47-Tuzu kesin
Tuz, vücutta su tutulmasına neden olur ve şişkinlik hissi yaratır. Ayrıca tuzun iştah açıcı bir özelliği olduğundan, sofrada tuz kullanmamak ve pişmiş yemeklere fazladan tuz eklememek gerekir.
48-Dışarıda yemeyin
Restoranlarda ya da ev dışında yenilen yemekler kilo aldırıcı olabilir. Bu nedenle dışarıda yemek zorunda kaldığınız zamanlarda salata ya da ızgara yemekleri yiyin.
49-Alışverişte kendinizi kaybetmeyin
Market alışverişine çıktığınızda aç olmamaya dikkat edin çünkü aç olduğunuzda canınız her şeyi almak ister ve eve geldiğinizde dolabınızın zararlı yiyeceklerle dolduğunu görürsünüz. Böyle bir dolaba karşı koymak ise zordur. Bu nedenle tok bir şekilde sağlıklı yiyecekler almaya ve bir liste yapıp o listeden dışarı çıkmamaya dikkat edin.
50-Sofraya oturun
Yemek vaktinde mutlaka sofraya oturun çünkü ayakta ya da televizyon karşısında yemek yediğinizde doyduğunuzu anlamaz ve daha çok yersiniz.
Kaynak: Hurriyet
Sık yediğiniz, yağ oranı yüksek bir yiyeceği seçin ve onu 40 gün için tamamen unutun. Bu süre sonunda o yiyeceğin tadı ağzınızdan silinecektir.
2- Aynı tadı verenler arasında her zaman daha düşük kalorilisini seçin
Örnek: Portakal suyu (l fincan 110 kalori) yerine domates suyu (l fincan 45 kalori) için. Yarım bardak vişne suyunu yarım bardak soda ile karıştırdığınızda kalorisi yüzde 50 düşer.
3-Su için
Daha fazla su içmeye başlamalısınız. Günde en az 8 bardak su içerek işe başlayabilirsiniz. Eğer böyle bir alışkanlığınız yoksa yanınızdan küçük bir su şişesini ayırmayın, bu şişeyi her gördüğünüzde içmek aklınıza gelecektir.
4-Sosları unutun
Salatanıza bir miktar lezzet katmak için döktüğünüz soslar kilo almanıza neden olur. Bu nedenle salata sosu yerine biraz baharat ve bir tatlı kaşığı zeytinyağını salatanıza ekleyebilirsiniz.
5-Yemeğin ardından yatağa girmeyin
Kilo almamak için özellikle akşam yemeğinden hemen sonra yatma alışkanlığından kurtulun, mümkünse akşam altıdan sonra meyve dışında bir şey yemeyin. Gece atıştırmalarından da kurtulun.
6-Sık yiyin
Kilo vermek isteyenlerin düştüğü yanılgılardan biri de çok sık yemek yemenin kilo verdirmeyeceği inancıdır fakat bu yanlıştır. Çünkü beş altı saatte bir mideyi boş bırakmamak metabolizmanızın hızlı çalışmasına neden olur. Bu nedenle az az ve sık sık yemelisiniz.
7-Süt için
Günde üç ya da dört defa süt ve yoğurt ya da peynir gibi süt ürünlerini tüketen kadınlar, tüketmeyenlere oranla yüzde 70 daha fazla yağ yakarlar. Çünkü kalsiyum metabolizmayı hızlandırırken vücuda daha fazla yağ yakması için komut vermiş olur. Bu ürünlerin light olanları ile zayıflama hızınızı arttırabilirsiniz.
8-İyi bir uyku
Yapılan araştırmalara göre geceleri dört saatten az uyuyan kişiler daha çok uyuyanlara oranla kilo alırlar. Çünkü yorgun bir vücut, normal günde yakılan enerjiyi yakamaz ve metabolizması yavaşlar. Bunun için hergün uykunuzu düzenli almaya dikkat etmelisiniz.
9-Stresi yenin
Stresli bir yaşam kilo almanın nedenlerindendir çünkü stresli olduğunuz dönemlerde vücudunuz stres hormonları salgılar ve bu hormanlar karın bölgesindeki yağ depolanmasını sağlayan hücrelerin büyümesine neden olur. Stresi yenmek için sosyal aktivitelerde bulunmalı, kendinizi rahatlatmalısınız.
10-Hazır yemekleri unutun
Hızlı ve çabuk yemek yapmak için aldığınız dondurulmuş gıdalar ya da hazır yemekler içerdikleri katkı maddeleri nediyle kilo aldırır. Bu nedenle taze sebzeleri pişirmeyi tercih etmelisiniz.
11-Lifli yiyecekleri tüketin
Çok lifli besinler doyduğunuz hissini verir ve çabuk acıkmanıza engel olur. Beyaz ekmek yerine kepeklisini, beyaz pirinç yerine esmerini tüketin. Lif oranı yüksek mercimek, kuru fasulye, nohut gibi gıdalara önelik verin. Elbette sebzeleri unutmayın.
12- Atıştırmayı bırakın
Arabanın içinda atıştırıyor musunuz? Telefonla konuşurken bir şeyler yiyor musunuz? Vazgeçin...
13- Buzdolabınıza baskın yapın
Bu baskın her zamanki gibi, birşeyler atıştırmak için olmasın. Buzdolabının kıyısında kösesinde kalmış bol kalorili yiyecekleri atın.Mutfak dolabınızdaki yağlı cipsleri, mısır gevreklerini ve kuru yemişleri atın. Mutfağınızda sizin için kötü olan bütün yiyecekleri, önümüzdeki 30 gün için, belki de ebediyyen yasaklayın.
14- Daha çok su ve soda
Alkolün yerine su ve soda içmeye özen gösterin. Vücudunuzdaki yağ parçacıklarının kaybolduğunu göreceksiniz.
.
15- Çikolata yeme isteğinizi bastırın
Eğer adet öncesi dönemdeyseniz, çikolata yeme isteğinizi kesinlikle engelleyemiyorsanız, küçük mini barlardan alın veya şekersiz, sıcak kakao, yağsız puding kullanın.
16- İşkolik olun
Gelecek ay şirketin yemekhanesine girmeme kararı alın. Kahve ve çay içmek için ya da kendi getirdiğiniz sandviçi yemenin dışında... Şirketteki doğumgünü ve partilerde şerefe kaldırdığınız kadehin içinde soda olsun.
17- Kremayı kesin
Bir sinema yıldızı, içinde krema kelimesi olan hiç birşeyi yemediğini söylüyor. Kremalı pasta, kremalı çorba gibi. Çünkü o, krema demenin yağ demek olduğunu biliyor. Bunun tek istisnası, yağsız krem peynir demektir.
18- Kalorileri azaltın
Kalorileri azaltmayı bir oyun haline getirin. Bugün yediklerinizin kalori miktarını hesaplayın, yarın bundan 50 kalori düşün. Öbür gün bir 50 kalori daha düşün. Günde 1200 kalorinin altına düşmemeye dikkat edin.
19- Kahvaltı edin
Hiçbir zaman kahvaltıları atlamayın. Yağsız yoğurdun içine muzu dilimleyin. Pişmiş yulafın içine kuru üzüm koyup yemeyi deneyin.
20- Dans edin
Evde müzik dinleyin. Hareketli müzik tercih edin ve eşliğinde dans etmeyi ihmal etmeyin.
21- Asansöre binmeyin
Önünüze gelen her merdiveni egzersiz yapacağınız bir fırsat olarak düşünün, istediğiniz kiloya gelinceye kadar asansöre binmeyi aklınıza bile getirmeyin.
22- Diyet içecekler
Diyet içeceklerden uzak durmalısınız. Bu tür içeceklerin içlerinde yapay tatlandırıcı bulunur. Onlar yerine portakal, elma gibi sağlıklı meyve sularından içmelisiniz. Hem sağlığınız açısından hem de kilo açısından birçok uzman diyet içeceklerin içilmemesini tavsiye ediyor.
23- Yavaş yemek yiyin
Fazla kilolular, hızlı yemek yiyenlerdir. Arkadaşlarınızla veya ailenizle ne zaman yemek yerseniz yiyin, yemeği en son bitiren kişi siz olun.
24- Sıkı gelen giysilerinizi deneyin
Her sabah kalktığınızda ilk işiniz üzerinize dar gelen pantolon veya şortları denemek olsun. Bu yiyeceğinize dikkat etmekte, sizi gün boyu motive edecektir.
25- Hayallerinizi kutulayın
İstediğiniz kiloya indiğinizde yapmayı planladığınız herşeyi hatırlatacak bütün fotoğrafları, reklamları, yazıları kesip bir kutunun içine koyun. Birşeyler atıştırmak istediğinizde ya da jimnastik yapmaya hevesli olmadığınızda kutuyu açıp bakın.
26- Yatak odasını yiyeceğe kapatın
Eğer sizde pek çoğunuz gibi yatak odası dahil, evin her tarafında atıştırıyorsanız, bunu bir kere daha düşünün. Ne kadar çok yerde yemek yemek için kendinize izin veriyorsanız, o kadar çok yemek yiyorsunuz demektir. Bir süre için yemek saatlerinde, yemek odası dışında diğer yerlerde yemek yemeyi kendinize yasaklayın.
27- Kendinizi ödüllendirin
En çok sahip olmak istediğiniz 5 eşyanın listesini yapın. Her l kilo verdiğinizde ve bunu bir hafta koruduğunuzda,kendinize listedeki bir şeyi satın alın.
28- Tasarruf yapın
Gerçekten ihtiyacınız olmayan bir şeyi ne zaman yemek isterseniz, ona vereceğiniz parayı bir kavanozun içine atın. Birkaç hafta sonra paraların çokluğu size ne kadar çok şey yemediğinizi hatırlatacak ve bu para ile kendinize bir hediye alabileceksiniz.
29- Aşka dair duygularınızı canlı tutun
Tutku, kiloları eritir. İkiniz korkmadan restoranlara gitmeye başlayabilirsiniz. Çünkü, aşıkken kim yiyecekleri düşünebilir ki?
30- Abur cubur yemeyin
Verilecek 2-3 kilo bir yanda, kilolarınıza kilo katacak abur cuburlar diğer yanda ve siz bugüne kadar hiç aç kalmasanız da bunlardan bir türlü uzak kalamadınız. Bütün gün yapacaklarınızı planlayın. Sinemaya gidin, yürüyün, kendinizi bir romanın içine gömün ve şekerleme yapın. Ne yaparsanız yapın, yeter ki buzdolabından uzak durun.
31- Mayonuzu giyin
Yılın hangi mevsimi olursa olsun, özellikle yaza yaklaştığımız şu günlerde her gün birkaç kez mayonuzu giyerek boy aynasının karşısına geçin. Bu daha fazla egzersiz yapmanız ve hedefe kilitlenmeniz için size ivme kazandırır.
32- Egzersiz yapın
Egzersiz yapmaya vakit ayırmak size zor gelse de kilo vermek için mutkaka hareket etmeniz gerektiğini unutmamalısınız. Hiçbir şey yapamıyorsanız evdeki duvarlardan yardım alabilirsiniz. 5-10 dakika boyunca kalçanızla duvara çok sert olmadan vurun. Bu kolay ve basit bir egzersiz yöntemidir. Egzersiz yaptığınız sırada televizyon ya da CD'den evde spor yapmanıza yardımcı olacak programlarını izleyebilirsiniz. Böylece neyi, nasıl yapacağınızı bilirsiniz.
33 -Ev işleri
Ev işleriyle ne kadar meşgul olursanız o kadar çabuk kilo verirsiniz. Çamaşır, bulaşık, yemek, çocuklarla elinizden geldiğince çok uğraşmaya bakın. Böylece sürekli hareket halinde olursunuz.
34- Porsiyonlarınızı küçültün
Tabağınıza konulan yemeğin hepsini bitirmek kötü bir alışkanlığınızsa bundan kurtulmak için küçük tabaklarda yemek yiyerek işe başlamalısınız. Bu göz kandırmacasıyla büyük tabaklarda yediğinizden daha az yemek yer ve tabağınızdakilerin arkanızdan ağlamamasına da olanak tanırsınız. Ayrıca tabağınıza ne kadar az yemek koyarsanız o kadar az yersiniz.
35- Kahvaltıyı atlamayın
Kahvaltı günün en önemli öğünüdür çünkü uyuduğunuz zaman yavaşlayan metabolizmanız tekrar bir şeyler yiyene kadar eski haline dönemez. Güne kahvaltı ile başlayanlar kahvaltı yapmayanlara oranla çok daha fazla kalori yakarlar. Çünkü kahvaltı kasları çalıştırır ve çalışan kaslar kalori yakılmasını sağlar.
36- Meyve yiyin
Yemek yedikten bir ya da iki saat sonra tekrar acıkıyorsanız atıştırmak için meyve yiyebilirsiniz. Meyve bir sonraki öğüne kadar sizin tok hissetmenizi sağlayacaktır.
37- Etiketleri okuyun
Etiketleri okuma alışkanlığı kazanmalısınız. Hangi ürünün içinde hangi yararlı ve hangi kilo aldırıcı madde var, bunların bilgilerini okursanız daha sağlıklı beslenirsiniz.
38- Kola ve soda gibi asitli içecekleri tüketmekten vazgeçin.
Bunun yerine taze sıkılmış meyve sularını içmeye gayret edin. Kırmızı etten uzak durun.
39-Çok fazla kırmızı et tüketmek kilo vermenizi engeller bu nedenle tavuk, balık, hindi gibi beyaz et tüketmeye dikkat edin.
40-Kızartma yerine haşlama
Kızartarak yapılan yemekler yerine haşlanmış, ızgara yapılmış ya da fırında pişmiş yemekleri yemelisiniz.
41- Fast food
Modern çağın yiyeceği olarak kabul edilen hamburger, patates kızartması gibi fast food tarzı yiyecekleri yememelisiniz. Bunlardan uzak kalırsanız daha kolay kilo verirsiniz.
42- Vücudunuzu tanıyın
Hangi yiyeceklerin metabolizmanıza zarar verdiğini hangilerinin hızlandırdığını bilirseniz daha kolay kilo verebilirsiniz.
43-Yemek başlangıcı
Yemeğe çorba ya da salata ile başlamanız açlığınızın bastırılmasını sağlar. Böylece ana yemekten daha az yersiniz. Özellikle sebze çorbaları (domates, brokoli vs.) tok hissetmenizi sağlar.
44-Yemekten sonra
Yemekten sonra tatlı yeme alışkanlığınızın önüne meyve yiyerek geçebilirsiniz böylece tatlı yeme isteğinizi de azaltmış olursunuz.
45-Göz zevkine önem verin
Salata yemeyi sevmiyorsanız kendinize şık bir salata tabağı alın ve salatalarınızı bu tabakta yiyin. Hem göz zevkiniz hem de kilolarınız için daha yararlı olacaktır.
46-Şekeri unutun
Şekerli besinler kan sekerinin kısa sürede artmasına ya da düşmesine neden olur. Bu nedenle tatlı yedikten sonra tekrar tatlı yeme ihtiyacı duyarız. Şekerin fazlası vücutta yağ olarak depolandığı için mümkün olduğunca az tüketilmelidir.
47-Tuzu kesin
Tuz, vücutta su tutulmasına neden olur ve şişkinlik hissi yaratır. Ayrıca tuzun iştah açıcı bir özelliği olduğundan, sofrada tuz kullanmamak ve pişmiş yemeklere fazladan tuz eklememek gerekir.
48-Dışarıda yemeyin
Restoranlarda ya da ev dışında yenilen yemekler kilo aldırıcı olabilir. Bu nedenle dışarıda yemek zorunda kaldığınız zamanlarda salata ya da ızgara yemekleri yiyin.
49-Alışverişte kendinizi kaybetmeyin
Market alışverişine çıktığınızda aç olmamaya dikkat edin çünkü aç olduğunuzda canınız her şeyi almak ister ve eve geldiğinizde dolabınızın zararlı yiyeceklerle dolduğunu görürsünüz. Böyle bir dolaba karşı koymak ise zordur. Bu nedenle tok bir şekilde sağlıklı yiyecekler almaya ve bir liste yapıp o listeden dışarı çıkmamaya dikkat edin.
50-Sofraya oturun
Yemek vaktinde mutlaka sofraya oturun çünkü ayakta ya da televizyon karşısında yemek yediğinizde doyduğunuzu anlamaz ve daha çok yersiniz.
Kaynak: Hurriyet
Friday, May 4, 2007
Diyet Sektörü
Türkiye nüfusunun yüzde 35'inin obez olduğunu biliyor muydunuz? Başta Amerika olmak üzere Batıda insanlar fazla kilolarını vermek için milyarlarca dolar harcıyor. Ama bir türlü umulan sonuç alınamıyor. Çünkü diyet programlarının çoğu, ani ve kısa süreli kilo vermeye programlı. Böyle olduğu için verilen kilolar, fazlasıyla geri alınıyor. Diyetler kalıcı ve kesin çözüm getirmediği gibi çok sayıda yeni hastalıkla tanıştırıyor insanları.
Uzmanlar, özellikle yaz aylarında canlanan diyet furyasının bilimsellikten son derece uzak olduğunun altını çiziyor. ‘Mucize’ diye abartılarak vizyona sokulan zayıflama paketleri, insanı hayrete düşürecek derecede birbiriyle çelişiyor. Birisinin kesinlikle uzak durulmalı dediğini, diğeri serbest bırakabiliyor. Hem hiçbiri kişiye özel değil. Oysa, diyet programı kişinin hayat şartları, yemek alışkanlıkları, metabolizması ve alışkanlıklarıyla yakından ilgili.
Burçlara, kan gruplarına, cinsiyete ve yaşa göre diyetler bile var. Diyet biraz da modalaştı son yıllarda. Aslında kilolu olmayan gençler bile kafayı diyete taktı. Bu yüzden yemek yiyememe ve yediğini kusma hastalığına yakalananların sayısı hiç de az değil. Elbette ki diyet kavramı bütünüyle reddedilemez. İşin uzmanıyla enine boyuna konuşarak, iyi programlanarak ve yaşam felsefesine dönüştürülerek gerçekleştirilenlerinde kalıcı başarı sağlanabilir.
Doğrusu, kültürümüzde ve inancımızda da sevimsizdir şişmanlık. İnsanı yavaşlatır, hantallaştırır ve hastalıklara davetiye çıkarır. Tıp dünyasında otorite kabul edilen İbn-i Sina, “Bütün hastalıkların anası taam üstüne taam yemektir” derken, Peygamberimiz (s.a.v) de sofradan doymadan kalkmayı öğütlüyor. Bu hadis, günümüz diyetisyenlerinin 'az fakat sıkça' yenmesi gerektiğine ilişkin görüşüyle örtüşüyor.
Hepinize sağlıklı ve mutlu haftalar.
Aksiyon
Uzmanlar, özellikle yaz aylarında canlanan diyet furyasının bilimsellikten son derece uzak olduğunun altını çiziyor. ‘Mucize’ diye abartılarak vizyona sokulan zayıflama paketleri, insanı hayrete düşürecek derecede birbiriyle çelişiyor. Birisinin kesinlikle uzak durulmalı dediğini, diğeri serbest bırakabiliyor. Hem hiçbiri kişiye özel değil. Oysa, diyet programı kişinin hayat şartları, yemek alışkanlıkları, metabolizması ve alışkanlıklarıyla yakından ilgili.
Burçlara, kan gruplarına, cinsiyete ve yaşa göre diyetler bile var. Diyet biraz da modalaştı son yıllarda. Aslında kilolu olmayan gençler bile kafayı diyete taktı. Bu yüzden yemek yiyememe ve yediğini kusma hastalığına yakalananların sayısı hiç de az değil. Elbette ki diyet kavramı bütünüyle reddedilemez. İşin uzmanıyla enine boyuna konuşarak, iyi programlanarak ve yaşam felsefesine dönüştürülerek gerçekleştirilenlerinde kalıcı başarı sağlanabilir.
Doğrusu, kültürümüzde ve inancımızda da sevimsizdir şişmanlık. İnsanı yavaşlatır, hantallaştırır ve hastalıklara davetiye çıkarır. Tıp dünyasında otorite kabul edilen İbn-i Sina, “Bütün hastalıkların anası taam üstüne taam yemektir” derken, Peygamberimiz (s.a.v) de sofradan doymadan kalkmayı öğütlüyor. Bu hadis, günümüz diyetisyenlerinin 'az fakat sıkça' yenmesi gerektiğine ilişkin görüşüyle örtüşüyor.
Hepinize sağlıklı ve mutlu haftalar.
Aksiyon
Diyet öncesi sonrası neler yapılmalı?
Büyük şehirlerde yaşayanların yüzde 40’ının orta şişman, yüzde 20’sinin de çok şişman olduğu Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin yaptığı araştırmalarla belirlendi. Şişmanlık sadece bizim ülkemizde yaygın olan bir problem değil aslında. Mesela, Amerika’da yetişkinlerin üçte birinden fazlası şişmanlar grubunda değerlendiriliyor. Avrupa’da ise bitirmekte olduğumuz yüzyılın öncesine göre şişmanların varlığı 15 kat artmış durumda. Şişmanların sayısındaki bu artışa paralel, kilo problemlerine karşı etkili yöntemler üretiliyor her geçen gün. Özellikle şişmanlık problemiyle başetmeye çalışan ve bu konuda çok hassas olan Amerikalı uzmanların buluşları, tüm dünyada tartışmasız bir referans kabul ediliyor ve hızla yaygınlaşıyor.
Kilo problemi olanlara hizmet sunan müesseselerin sayısı ülkemizde de hızla artıyor. Büyük şehirlerde hemen her semtin önemli caddelerinde konuşlanan güzellik—estetik—sağlık merkezlerinde farklı farklı yöntemler bulabilmek mümkün. Bazıları tamamen doğal olarak bilinçli zayıflama ve vücudu tanıma yöntemleri uygularken bir çoğu da birkaç aylık kurs görmüş estetisyenlerle götürüyor bu işi. Dikkatli olmak, fazla kilolardan bilinçli şekilde kurtulmak ve korunmak büyük ölçüde kişilerin titizliğine, biraz da bu konudaki deneyimlerine kalıyor.
Her şeyi göze alıp paranın ne önemi var diyorsanız, en geç 6 haftada yaklaşık 6—8 kiloya tekabül eden 60 cm incelme gibi imkanlar, 150 ila 500 dolar arasında değişen ücretle emrinizde. Yok, ben bunu daha ucuza mal edebilirim diyorsanız o da imkansız değil. Zayıflamayı ciddi ciddi kafaya koyduysanız bu iş çok masraflı değil, 25 milyona halledebilirsiniz. Uzun vadeli diyetler ve bir kaç görüşmeyle de zayıflamak mümkün artık. Yeter ki yolun yarısından çark etmeyin...
Yaşantını söyle diyetini öğren
Zayıflama tedavisi genel ve bölgesel olmak üzere iki aşamada ele alınıyor. Vücudun genelini kapsayacak aşırı bir kilo fazlalığı varsa genel zayıflama tedavisi uygulanıyor. Türk insanının vücut yapısı çoğunlukla bölgesel zayıflama tekniğini gerekli kılıyor. Bu teknikte vücudun karın gibi yağ tabakasının kolay birikeceği bölgelerine, çeşitli alet ve ilaçlar yardımıyla farklı işlemler yapılıyor. Bu konuda bir hayli yöntem bulabilirsiniz. Genel zayıflama için diyet ve egzersizlerle selülit tedavisi, akupunktur, hipnoz, ayurveda gibi yöntemler kullanılıyor.
Hangi tür zayıflama yöntemi seçilmiş olursa olsun diyetten kaçmak mümkün değil. Her şeyden önce verilen kiloların yeniden alınmaması için, beslenme şekline çeki düzen verme eğitimi anlamına geliyor diyet. Ancak, eskiden olduğu gibi kibrit kutusu kadar peynir ve üç tane zeytin ihtiva eden diyetler artık hiçbir diyetisyen tarafından önerilmiyor. Amaç, kişiyi gramaj ölçüleri içine sıkıştırıp kalori hesaplarına boğmadan tedaviyi stressiz devam ettirebilmek. Hem diyet uzmanı hem de terapist olan Dr. Meliha Kırkıncıoğlu’na göre kişinin önce beslenme çizelgesini öğrenmesi gerekiyor. Karşılıklı bir kaç görüşme sonucunda kişi beslenme alışkanlıklarından, yemekleri pişirme şekillerine kadar yemek kültürünün en ince detaylarını öğreniyor. Bazı hastalarının sırf yemeği yanlış pişirmeden dolayı kilo problemi yaşadığını gözlemlemiş Kırkıncıoğlu.
Kişinin önce genel halini toparlamaya yönelik bir çalışma uyguluyor uzmanlar. Hastalar depresyonlu da olabilir. Sosyal yaşantısı, faaliyetleri, ekonomisi hakkında bilgi alındıktan sonra diyet uygulanması günümüzde başvurulan en sağlıklı yöntem. Kişinin kilo almasını artıran etkenler öğrenildikten sonra sıra buzdolabının nelerle doldurulması gerektiğine geliyor. Diyetleri doğrultusunda yapılan alış verişler diyetin daha uzun ömürlü olmasını sağlıyor. Diyete adaptasyonla birlikte seçilen zayıflama yöntemleri tercihe, sosyal yaşantıya ve maddi imkanlara göre değişiyor.
Akupunktur kilo alma sebebini gideriyor
Önce vücuttaki dengesiz beslenme noktalarını bulup ortadan kaldırma yöntemini tercih eden biri için, en doğru zayıflama metodu “akupunktur”. Kilo almaya olumsuz etki yapan stres ve ağrıları, gereksiz yedirten faktörleri azaltmaya yönelik bir çalışma uygulanıyor akupunkturla. Kilo fazlalığını dengeye getiriyor. Menopozda kilo alma, trioidin bozulması ve bağırsakların çalışmaması gibi hormonal bozukluklar varsa kiloya sebep, önce bunlar tedavi ediliyor.
Akupunkturla vücudun hangi meridyenleri bozuksa saptanıyor ve aksaklığın sebebi ortadan kaldırılıp denge bulunuyor. Hadise beyinden düzenleniyor. Mantıklı düşünme noktaları uyarılıyor. Kişinin başka bir rahatsızlığı yoksa ayda 3 ila 10 kilo arasında zayıflaması mümkün.
Zayıflama uzmanı Dr. Servet Ayrancı ise, kilo verme fazlalığının dağılımının, dengeye göre ayarlanmasını daha uygun buluyor. Geneli kapsayacak bir şikayeti olmayanların seçebilecekleri yöntemlerden biri de derin masaj aletleriyle “yosun tedavisi”. Yosunlu G—5 ile selülit giderme işleminde masaj aletiyle yosunlu jel, yağlı ve selülitli bölgelere yediriliyor. Amerika’da uygulanmış ve hiçbir yan etkisi olmamış. Tamamen minerallerle yüklü bir ürün. Yosunu sarıp bekleten ve sonra da yıkayan yöntemlerin etkisinin çok fazla olacağına inanmıyor. Lenf dolaşımı, metabolizma ve kan dolaşımı hızlanıyor. Kan deveranı arttıkça ısınma artıyor ve yağlar parçalanıyor bu yöntemle. Sarkmalar önleniyor, selülitler parçalanıp vücuttan atılıyor.
Bu tedavide öncelikle kas yapısı test ediliyor. Bir seans, 15—20 dakika sürüyor. 3—5 seansta bitiyor ve 2 yıl boyunca etkili oluyor. Her seans 18 milyon. Yağ, şeker, un, tuz gibi tüm beyazlara karşı dikkatli olmak gerekiyor tedaviden sonra. Selülitler giderilmeden üzerine step ya da koşu gibi ağır bir spor yapmak daha zararlı oluyor. Önce selülitin giderilmesi gerekiyor. Bol bol da yüzmek gerekiyor.
Yosunlu tedaviye paralel fakat, daha fonksiyonel olan bir başka zayıflama yöntemi de “mezoterapi. Tabanca gibi bir aletin ucuna takılmış 2mm’lik bir iğneyle ilaç orta deri içinde yağ dokusunun zengin olduğu bölgelere zerk ediliyor. Orta deri tabakasının etrafını çevreleyip sıkışmasına neden olan lenfleri parçalayıcı tamamen bitkisel kökenli ilaçlar kullanılıyor. Böylece hem dokunun dışındaki kılıf parçalanıyor, hem de yağ hücreleri eriyor.
Yüzde yüz sonuç veren etkili bir yöntem, mezoterapi. Seansı 50 milyon ve 4 seansta en az iki beden incelmek mümkün. Hay Sağlık Merkezi’nde cildiye mütehassısı olan Belma Bayraktar, maddi durumu yerinde olan hastalar için hem yosunlu yöntemi hem de mezoterapiyi kullanmalarını öneriyor. Kişiden kendilerine aktif olarak yardımcı olması isteniyor. Yürüyüş, yüzme ve bisiklet tavsiye ediliyor. Asansör değil merdiven kullanması isteniyor. Bu arada selüliti artıran kabızlık ve kontrol hapı gibi unsurlara dikkat edilmesi vurgulanıyor. Doğum sonrası karın bölgesinde kalan fazlalıklara bir kaç haftada çözüm bulunabiliyor ayrıca bu yöntemle.
Haftanın belirli günleri tedavilere gitmek için ayrılacak vakti olmayan yoğun iş temposu içinde olanlar için de çeşitli çözümler var. 10 günlük tedaviyle bir yıl rahatlamaları mümkün. Sıkı bir tedavi göreyim o beni bir yıl idare etsin diyorsanız ve bu iş için bin doları da verebiliyorsanız tüm tedavilerden yararlanacağınız arınma klinikleri mevcut. Üstelik bunun için yurt dışına da gitmek gerekmiyor. 10 günlük yatılı bir uygulamadan sonra vücut toksinlerden arındığı için rahatlıyor ve kilo alma seyri azalıyor.
Her bütçeye farklı tedavi
Yaz mevsimi gelmeden önce bir aylık sıkı bir programla zayıflayabilecek, vakit problemi çekmeyenlere önerilebilecek yöntem ise çeşitli spor merkezlerinde uygulanan aylık paket programlar. Sauna, jet duş, yosunlu küvet, elektrikli battaniye ve aletli jimnastik yardımıyla zayıflamayı öneren aylık paket programlar doğrultusunda en az 4, ortalama 2 bedene tekabül eden 8 kilo zayıflamak mümkün. Bu şekildeki bir aylık program Park Otel’de 240 dolar. Thalgo’nun inceltici ününlerinin kullanıldığı programda kan dolaşımı aktivasyonu sağlanıyor.
Bağdat Caddesi’ndeki Glori Sağlık ve Güzellik Merkezinde istediğiniz incelme ölçüleri ve yöntemine göre bütçenize uygun olanı seçebiliyorsunuz. Minimum 30, maksimum 80 cm incelmek artık eskisi kadar da zor değil. Haftada 3 seanslık bir tedaviyle 6 haftada 80 cm inceliyorsunuz. Saf oksijenden elde edilen ozon ile tedavi yapılıyor. Yağlar sıvıya dönüştürülüyor ve idrar, ter ve lenf bezleriyle vücuttan dışarı atılıyor. Ozon tedavisi, kan dolaşımı bozukluklarına, metabolizma düzensizliklerine, genel yorgunluk ve romatizmal rahatsızlıklara da iyi geliyor. Ücreti ise, 500 dolar.
Kişinin ihtiyacına göre süresi değişen iştahı düzenleyici stres tedavisi ise, 100 dolar. Masaj, isteğe bağlı jet duş, balneo gibi yöntemlerle rahatlatmak amaçlanıyor ve gevşeyip esneklik kazanan vücut stres kökenli gerginliklerin tamamından kurtuluyor. Vücudun kilo dengesi de kontrol edilmiş oluyor bu şekilde.
İradeyi kullanma, hedef belirleme, kararlılık ve özgüven hissi kazandırma amaçlı bir diğer zayıflama yöntemi ise, “hipnoz”. Rejime devamlılık hissi veriyor hipnoz. İştahın kontrolünü sağlıyor. Daha öncesinde diyetini defalarca bozup daha çok kilo alan kişilerin kendilerini frenlemelerine yardımcı oluyor. Kazasker’de Çağrışım Eğitim ve Danışmanlık Merkezi’nde hipnozla ilgili seminerler, toplu hipnoz ve bireysel hipnoz hizmetleri veren Mehmet Ayvacı, zayıflamak için hipnozu tercih edenlerin çoğunun bayan olduğunu belirtiyor. Hayatın her alanına uyarlanabilen hipnozla tedavide zayıflamak için gelen bir hastası 35 kilo vermeyi başarmış Ayvacı’nın. Hipnozun belirgin etkileri arasında sabır hissi uyandırması ve açlık dürtüsüne karşı sabretme iradesi kazandırması kilo vermede etkili olmasını sağlıyor.
Diyetlerden usananlara son umut ‘ayurveda’
Diyetlerden, spor aletlerinden medet ummaktan usanmış kişilerin şimdilerde kapısını çaldıkları yeni ve umut verici bir zayıflama yöntemi daha var: Ayurveda. Doğal ve bitkisel bir tıp sistemi olan ayurveda kişinin kendi beden tipini tanımasına ve nasıl yaşaması gerektiğini öğrenmesine yardımcı oluyor. Nasıl yaşayıp besleneceği kişiye öğretiliyor. Hangi gıdaları ön plana alacak, hangilerini azaltacak, nasıl bir ısı, tat ve nem oranında beslenecek, hangi baharatlar metabolizmasına daha yardımcı olacak, hangi çayları içecek, sıcak su kürleri gibi yöntemlerle yol gösteriliyor.
Ayurvedanın en büyük esprisi, herkese farklı beden özelliklerine göre tedavi önermesi. Kişiye önce kendi beden tipiyle ilgili özellikleri öğrenmesini öğütlüyor. Hay Sağlık Merkezi’nin sahibi Dr. Ender Saraç’ın yöntemine göre, kişi ve doktor iletişimi çok önemli. ‘Siz çok özel bir varlıksınız, özünüzde yaratanın bir parçasısınız, bu emanet bedeni çok iyi kullanmakla yükümlüsünüz...’ gibi motive edici bir girişle başlıyor işe.
Ayurvedanın beden saptama sisteminde üç temel beden tipi esas alınıyor. Hızlı hareket eden ince yapılı olanlar (vata), orta yapılarıyla dikkat çekenler (pitta) ile daha yapılı ve güçlü bedene sahip olanlara (kapha) farklı tedavi yöntemleri uygulanıyor. Genel olarak, sabırsız ve hareketli olanlar için, sakin ve düzenli bir yaşamı tercih etmeleri öneriliyor. Bol sıvı almaları, mümkün olduğu kadar stresten uzak kalmaları, düzenli beslenmeleri ve uyumaları öneriliyor. Diyetlerde öğün atlama ve açlık bu beden tipi için oldukça zararlı sayılıyor.
Orta beden yapısındakilere normal tempolu aktiviteler tavsiye ediliyor. Yoğun iş temposundan uzak durmaları, doğayla iç içe olmaları, serin ortamlarda bulunmaları, bol miktarda sıvı almaları, hafif gıdalarla sindirim sistemlerini dinlendirmeleri öneriliyor. Özellikle sindirim şikayeti olanların bu yöntemi denemesi öneriliyor. Ayrıca hafif yürüyüşler yapmalılar. Kesin uymaları gereken kurallar ise şöyle: Kahveden ve kızartmalardan uzak durun. Bol süt ve ayran için tahıl ve sebze yiyin.
Hareket etmekten pek hoşlanmayan ve kolay kolay sinirlenmeyenlerin en çok dikkat etmeleri gereken altın kural, sindirimi kolaylaştırıcı yiyecekleri seçmeleri. Yemekten önce zencefil ve soda almalılar. Baharatların çoğu bu beden tipine uygun. Kahvaltıyı atlamaları en ideal, çünkü kahvaltı onlar için kilo demek. En ideali ise, hiç şüphesiz bol bol spor yapmaları.
Zayıflamanın tek metodu tabii bunlar değil. Zayıflama ilaçları ve aletleri de bu işin cabası, ama tüm bu metodlarda ortak bir önşart var: Zayıflamaya kesin karar vermiş olmanız.
Aksiyon
Kilo problemi olanlara hizmet sunan müesseselerin sayısı ülkemizde de hızla artıyor. Büyük şehirlerde hemen her semtin önemli caddelerinde konuşlanan güzellik—estetik—sağlık merkezlerinde farklı farklı yöntemler bulabilmek mümkün. Bazıları tamamen doğal olarak bilinçli zayıflama ve vücudu tanıma yöntemleri uygularken bir çoğu da birkaç aylık kurs görmüş estetisyenlerle götürüyor bu işi. Dikkatli olmak, fazla kilolardan bilinçli şekilde kurtulmak ve korunmak büyük ölçüde kişilerin titizliğine, biraz da bu konudaki deneyimlerine kalıyor.
Her şeyi göze alıp paranın ne önemi var diyorsanız, en geç 6 haftada yaklaşık 6—8 kiloya tekabül eden 60 cm incelme gibi imkanlar, 150 ila 500 dolar arasında değişen ücretle emrinizde. Yok, ben bunu daha ucuza mal edebilirim diyorsanız o da imkansız değil. Zayıflamayı ciddi ciddi kafaya koyduysanız bu iş çok masraflı değil, 25 milyona halledebilirsiniz. Uzun vadeli diyetler ve bir kaç görüşmeyle de zayıflamak mümkün artık. Yeter ki yolun yarısından çark etmeyin...
Yaşantını söyle diyetini öğren
Zayıflama tedavisi genel ve bölgesel olmak üzere iki aşamada ele alınıyor. Vücudun genelini kapsayacak aşırı bir kilo fazlalığı varsa genel zayıflama tedavisi uygulanıyor. Türk insanının vücut yapısı çoğunlukla bölgesel zayıflama tekniğini gerekli kılıyor. Bu teknikte vücudun karın gibi yağ tabakasının kolay birikeceği bölgelerine, çeşitli alet ve ilaçlar yardımıyla farklı işlemler yapılıyor. Bu konuda bir hayli yöntem bulabilirsiniz. Genel zayıflama için diyet ve egzersizlerle selülit tedavisi, akupunktur, hipnoz, ayurveda gibi yöntemler kullanılıyor.
Hangi tür zayıflama yöntemi seçilmiş olursa olsun diyetten kaçmak mümkün değil. Her şeyden önce verilen kiloların yeniden alınmaması için, beslenme şekline çeki düzen verme eğitimi anlamına geliyor diyet. Ancak, eskiden olduğu gibi kibrit kutusu kadar peynir ve üç tane zeytin ihtiva eden diyetler artık hiçbir diyetisyen tarafından önerilmiyor. Amaç, kişiyi gramaj ölçüleri içine sıkıştırıp kalori hesaplarına boğmadan tedaviyi stressiz devam ettirebilmek. Hem diyet uzmanı hem de terapist olan Dr. Meliha Kırkıncıoğlu’na göre kişinin önce beslenme çizelgesini öğrenmesi gerekiyor. Karşılıklı bir kaç görüşme sonucunda kişi beslenme alışkanlıklarından, yemekleri pişirme şekillerine kadar yemek kültürünün en ince detaylarını öğreniyor. Bazı hastalarının sırf yemeği yanlış pişirmeden dolayı kilo problemi yaşadığını gözlemlemiş Kırkıncıoğlu.
Kişinin önce genel halini toparlamaya yönelik bir çalışma uyguluyor uzmanlar. Hastalar depresyonlu da olabilir. Sosyal yaşantısı, faaliyetleri, ekonomisi hakkında bilgi alındıktan sonra diyet uygulanması günümüzde başvurulan en sağlıklı yöntem. Kişinin kilo almasını artıran etkenler öğrenildikten sonra sıra buzdolabının nelerle doldurulması gerektiğine geliyor. Diyetleri doğrultusunda yapılan alış verişler diyetin daha uzun ömürlü olmasını sağlıyor. Diyete adaptasyonla birlikte seçilen zayıflama yöntemleri tercihe, sosyal yaşantıya ve maddi imkanlara göre değişiyor.
Akupunktur kilo alma sebebini gideriyor
Önce vücuttaki dengesiz beslenme noktalarını bulup ortadan kaldırma yöntemini tercih eden biri için, en doğru zayıflama metodu “akupunktur”. Kilo almaya olumsuz etki yapan stres ve ağrıları, gereksiz yedirten faktörleri azaltmaya yönelik bir çalışma uygulanıyor akupunkturla. Kilo fazlalığını dengeye getiriyor. Menopozda kilo alma, trioidin bozulması ve bağırsakların çalışmaması gibi hormonal bozukluklar varsa kiloya sebep, önce bunlar tedavi ediliyor.
Akupunkturla vücudun hangi meridyenleri bozuksa saptanıyor ve aksaklığın sebebi ortadan kaldırılıp denge bulunuyor. Hadise beyinden düzenleniyor. Mantıklı düşünme noktaları uyarılıyor. Kişinin başka bir rahatsızlığı yoksa ayda 3 ila 10 kilo arasında zayıflaması mümkün.
Zayıflama uzmanı Dr. Servet Ayrancı ise, kilo verme fazlalığının dağılımının, dengeye göre ayarlanmasını daha uygun buluyor. Geneli kapsayacak bir şikayeti olmayanların seçebilecekleri yöntemlerden biri de derin masaj aletleriyle “yosun tedavisi”. Yosunlu G—5 ile selülit giderme işleminde masaj aletiyle yosunlu jel, yağlı ve selülitli bölgelere yediriliyor. Amerika’da uygulanmış ve hiçbir yan etkisi olmamış. Tamamen minerallerle yüklü bir ürün. Yosunu sarıp bekleten ve sonra da yıkayan yöntemlerin etkisinin çok fazla olacağına inanmıyor. Lenf dolaşımı, metabolizma ve kan dolaşımı hızlanıyor. Kan deveranı arttıkça ısınma artıyor ve yağlar parçalanıyor bu yöntemle. Sarkmalar önleniyor, selülitler parçalanıp vücuttan atılıyor.
Bu tedavide öncelikle kas yapısı test ediliyor. Bir seans, 15—20 dakika sürüyor. 3—5 seansta bitiyor ve 2 yıl boyunca etkili oluyor. Her seans 18 milyon. Yağ, şeker, un, tuz gibi tüm beyazlara karşı dikkatli olmak gerekiyor tedaviden sonra. Selülitler giderilmeden üzerine step ya da koşu gibi ağır bir spor yapmak daha zararlı oluyor. Önce selülitin giderilmesi gerekiyor. Bol bol da yüzmek gerekiyor.
Yosunlu tedaviye paralel fakat, daha fonksiyonel olan bir başka zayıflama yöntemi de “mezoterapi. Tabanca gibi bir aletin ucuna takılmış 2mm’lik bir iğneyle ilaç orta deri içinde yağ dokusunun zengin olduğu bölgelere zerk ediliyor. Orta deri tabakasının etrafını çevreleyip sıkışmasına neden olan lenfleri parçalayıcı tamamen bitkisel kökenli ilaçlar kullanılıyor. Böylece hem dokunun dışındaki kılıf parçalanıyor, hem de yağ hücreleri eriyor.
Yüzde yüz sonuç veren etkili bir yöntem, mezoterapi. Seansı 50 milyon ve 4 seansta en az iki beden incelmek mümkün. Hay Sağlık Merkezi’nde cildiye mütehassısı olan Belma Bayraktar, maddi durumu yerinde olan hastalar için hem yosunlu yöntemi hem de mezoterapiyi kullanmalarını öneriyor. Kişiden kendilerine aktif olarak yardımcı olması isteniyor. Yürüyüş, yüzme ve bisiklet tavsiye ediliyor. Asansör değil merdiven kullanması isteniyor. Bu arada selüliti artıran kabızlık ve kontrol hapı gibi unsurlara dikkat edilmesi vurgulanıyor. Doğum sonrası karın bölgesinde kalan fazlalıklara bir kaç haftada çözüm bulunabiliyor ayrıca bu yöntemle.
Haftanın belirli günleri tedavilere gitmek için ayrılacak vakti olmayan yoğun iş temposu içinde olanlar için de çeşitli çözümler var. 10 günlük tedaviyle bir yıl rahatlamaları mümkün. Sıkı bir tedavi göreyim o beni bir yıl idare etsin diyorsanız ve bu iş için bin doları da verebiliyorsanız tüm tedavilerden yararlanacağınız arınma klinikleri mevcut. Üstelik bunun için yurt dışına da gitmek gerekmiyor. 10 günlük yatılı bir uygulamadan sonra vücut toksinlerden arındığı için rahatlıyor ve kilo alma seyri azalıyor.
Her bütçeye farklı tedavi
Yaz mevsimi gelmeden önce bir aylık sıkı bir programla zayıflayabilecek, vakit problemi çekmeyenlere önerilebilecek yöntem ise çeşitli spor merkezlerinde uygulanan aylık paket programlar. Sauna, jet duş, yosunlu küvet, elektrikli battaniye ve aletli jimnastik yardımıyla zayıflamayı öneren aylık paket programlar doğrultusunda en az 4, ortalama 2 bedene tekabül eden 8 kilo zayıflamak mümkün. Bu şekildeki bir aylık program Park Otel’de 240 dolar. Thalgo’nun inceltici ününlerinin kullanıldığı programda kan dolaşımı aktivasyonu sağlanıyor.
Bağdat Caddesi’ndeki Glori Sağlık ve Güzellik Merkezinde istediğiniz incelme ölçüleri ve yöntemine göre bütçenize uygun olanı seçebiliyorsunuz. Minimum 30, maksimum 80 cm incelmek artık eskisi kadar da zor değil. Haftada 3 seanslık bir tedaviyle 6 haftada 80 cm inceliyorsunuz. Saf oksijenden elde edilen ozon ile tedavi yapılıyor. Yağlar sıvıya dönüştürülüyor ve idrar, ter ve lenf bezleriyle vücuttan dışarı atılıyor. Ozon tedavisi, kan dolaşımı bozukluklarına, metabolizma düzensizliklerine, genel yorgunluk ve romatizmal rahatsızlıklara da iyi geliyor. Ücreti ise, 500 dolar.
Kişinin ihtiyacına göre süresi değişen iştahı düzenleyici stres tedavisi ise, 100 dolar. Masaj, isteğe bağlı jet duş, balneo gibi yöntemlerle rahatlatmak amaçlanıyor ve gevşeyip esneklik kazanan vücut stres kökenli gerginliklerin tamamından kurtuluyor. Vücudun kilo dengesi de kontrol edilmiş oluyor bu şekilde.
İradeyi kullanma, hedef belirleme, kararlılık ve özgüven hissi kazandırma amaçlı bir diğer zayıflama yöntemi ise, “hipnoz”. Rejime devamlılık hissi veriyor hipnoz. İştahın kontrolünü sağlıyor. Daha öncesinde diyetini defalarca bozup daha çok kilo alan kişilerin kendilerini frenlemelerine yardımcı oluyor. Kazasker’de Çağrışım Eğitim ve Danışmanlık Merkezi’nde hipnozla ilgili seminerler, toplu hipnoz ve bireysel hipnoz hizmetleri veren Mehmet Ayvacı, zayıflamak için hipnozu tercih edenlerin çoğunun bayan olduğunu belirtiyor. Hayatın her alanına uyarlanabilen hipnozla tedavide zayıflamak için gelen bir hastası 35 kilo vermeyi başarmış Ayvacı’nın. Hipnozun belirgin etkileri arasında sabır hissi uyandırması ve açlık dürtüsüne karşı sabretme iradesi kazandırması kilo vermede etkili olmasını sağlıyor.
Diyetlerden usananlara son umut ‘ayurveda’
Diyetlerden, spor aletlerinden medet ummaktan usanmış kişilerin şimdilerde kapısını çaldıkları yeni ve umut verici bir zayıflama yöntemi daha var: Ayurveda. Doğal ve bitkisel bir tıp sistemi olan ayurveda kişinin kendi beden tipini tanımasına ve nasıl yaşaması gerektiğini öğrenmesine yardımcı oluyor. Nasıl yaşayıp besleneceği kişiye öğretiliyor. Hangi gıdaları ön plana alacak, hangilerini azaltacak, nasıl bir ısı, tat ve nem oranında beslenecek, hangi baharatlar metabolizmasına daha yardımcı olacak, hangi çayları içecek, sıcak su kürleri gibi yöntemlerle yol gösteriliyor.
Ayurvedanın en büyük esprisi, herkese farklı beden özelliklerine göre tedavi önermesi. Kişiye önce kendi beden tipiyle ilgili özellikleri öğrenmesini öğütlüyor. Hay Sağlık Merkezi’nin sahibi Dr. Ender Saraç’ın yöntemine göre, kişi ve doktor iletişimi çok önemli. ‘Siz çok özel bir varlıksınız, özünüzde yaratanın bir parçasısınız, bu emanet bedeni çok iyi kullanmakla yükümlüsünüz...’ gibi motive edici bir girişle başlıyor işe.
Ayurvedanın beden saptama sisteminde üç temel beden tipi esas alınıyor. Hızlı hareket eden ince yapılı olanlar (vata), orta yapılarıyla dikkat çekenler (pitta) ile daha yapılı ve güçlü bedene sahip olanlara (kapha) farklı tedavi yöntemleri uygulanıyor. Genel olarak, sabırsız ve hareketli olanlar için, sakin ve düzenli bir yaşamı tercih etmeleri öneriliyor. Bol sıvı almaları, mümkün olduğu kadar stresten uzak kalmaları, düzenli beslenmeleri ve uyumaları öneriliyor. Diyetlerde öğün atlama ve açlık bu beden tipi için oldukça zararlı sayılıyor.
Orta beden yapısındakilere normal tempolu aktiviteler tavsiye ediliyor. Yoğun iş temposundan uzak durmaları, doğayla iç içe olmaları, serin ortamlarda bulunmaları, bol miktarda sıvı almaları, hafif gıdalarla sindirim sistemlerini dinlendirmeleri öneriliyor. Özellikle sindirim şikayeti olanların bu yöntemi denemesi öneriliyor. Ayrıca hafif yürüyüşler yapmalılar. Kesin uymaları gereken kurallar ise şöyle: Kahveden ve kızartmalardan uzak durun. Bol süt ve ayran için tahıl ve sebze yiyin.
Hareket etmekten pek hoşlanmayan ve kolay kolay sinirlenmeyenlerin en çok dikkat etmeleri gereken altın kural, sindirimi kolaylaştırıcı yiyecekleri seçmeleri. Yemekten önce zencefil ve soda almalılar. Baharatların çoğu bu beden tipine uygun. Kahvaltıyı atlamaları en ideal, çünkü kahvaltı onlar için kilo demek. En ideali ise, hiç şüphesiz bol bol spor yapmaları.
Zayıflamanın tek metodu tabii bunlar değil. Zayıflama ilaçları ve aletleri de bu işin cabası, ama tüm bu metodlarda ortak bir önşart var: Zayıflamaya kesin karar vermiş olmanız.
Aksiyon
Asil Diyet Kendinizi Kontrol Etmek
Birinci ve ikinci kuşak aile fertlerinin tamamı eczacı. Baba, anne ve iki kız kardeş meslektaş... Kurtsan Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Meltem Kurtsan’a göre insanlar hem yemek yiyip hem de zayıflamak istiyor. Tıpkı, az çalışıp çok para kazanmak gibi... Meltem Kurtsan, zayıflamak isteyenlere ‘Porsiyon kontrolü’nü öneriyor...
Hiçbiri mesleklerini fiilen icra etmese de bugün dikmiş oldukları büyük binanın temelini, onun oluşturduğunun farkındalar. Bu açıdan şirket yönetseler de kullandıkları ilk sıfat halen eczacı. Kurtsan ailesinden bahsediyoruz. Otacı markası ile doğal diyet ürünlerinde marka olan, Kurtsan Medikal adı altında doğal ilaç ve kozmetik üreten ve bu alandaki ilk yerli patenti alan bir aile şirketi. Babasının ölümünden sonra bayrağı devralan Meltem Kurtsan, “Şansımız varmış, ekonominin iyiye gittiği, enflasyonun düştüğü ve yatırım için şartların çok müsait olduğu bir dönemde işleri devraldık.” diyor. 50 yıl önce genç bir eczacı olan Niyazi Kurtsan’ın, ilaç firmalarına borçlarını ödeyebilmek için küçük bir laboratuvarda üretimine başladığı doğal ilaç ve kozmetikler artık gerek eczanelerde, gerekse marketlerde Otacı markasıyla patentli olarak satılıyor. Dut şurubu, tentürdiyot, müshil gazozu, nasır ilacı ve nezle mendilleri, Niyazi Kurtsan imzasını taşıyan, yarım asır öncesinin gözde alternatif tıp ürünleri. Onun barter yaparak, ilaç firmalarına borçlarını ödemek için ürettiği bu ilaçların çok tutması, eczacılıktan holding patronluğuna giden sürecin başlangıcını oluşturuyor.
Otacı, eski Türkçe’de ‘hekim veya eczacı’ anlamlarında kullanılan bir kelime. Otacı markasının ilk lisanslı mamulleri ise bitkisel boğaz pastilleri. Meltem Kurtsan, bir üniversite öğrencisi olduğu yıllarda babasında gördüklerinden çok etkilenmiş. Üniversite sınavında Türkiye genelinde ilk yüze girecek kadar başarılı bir öğrenci olmasına rağmen, eczacı olmasını teşvik eden de, babasından gördüğü üretkenlik ve doğal ürünlere karşı duyarlılık olmuş. Kurtsan Medikal ve Otacı halen doğal yöntemlerle hem ilaç, hem kozmetik hem de diyet gıdaları üreten dünya üzerindeki nadir şirketlerden. Bu sahalarda uzmanlaşan çok uluslu kuruluşların tercihi genelde ya ilaç veya kozmetik ya da diyet ürünler oluyor. Meltem Hanım bu durumu babasından kalan bir ayrıcalık olarak tanımlıyor.
Türkiye patent kavramıyla tanışalı uzun bir zaman olmadı aslında. Patentli ürünler, lisans ve marka hakkı gibi kavramlar kısa süre önce yapılan kanuni düzenlemelerle hayata geçirildi. İlaç patentlerinin verilmeye başlanması ise sadece beş yıl öncesine uzanıyor. Meltem Kurtsan, patent konusunda Türkiye’deki ilgisizliği ve bundan kaynaklanan taklit ürün kavramındaki yaygınlığı, kavramların yanlış anlaşılmasına bağlıyor. Patent denince insanların aklına hemen çok büyük bir icat veya büyük buluşların geldiğini belirterek, “Küçük buluşlarınız ve aynı soruna yönelik sunduğunuz farklı çözümlerinizle de patent alabilirsiniz. Boğaz pastili zaten varolan bir şeydir; ama bunun bitkisel ve daha faydalısını icat edersiniz, bu da bir buluştur. Yeni bir şey ortaya koymak için ille de ampulü bulmak gerekmiyor. Büyük buluşlara giden yol küçük adımlarla aşılıyor. Bu yanlış algılama sonucu yıllarca patent meselesinden uzak durdu iş dünyası. Niyazi Kurtsan işte bu korkuların aşılmasında öncülük yaptı.” diyor.
Şirketin yarım asırlık birikimini bundan sonra yeni yatırımlarla geliştirmek istediklerini belirten Kurtsan, “Babamdan büyütmem gereken bir iş devraldım. Ekonominin iyiye gittiği bir dönemde bu treni kaçırmak istemiyoruz.” diyor. Son yıllarda gerek dünyada gerekse Türkiye’de organik olarak nitelendirilen, bitkisel doğal ürünlere karşı ciddi bir talep olduğunu da belirterek, “Biz yıllardır bu alanda çalışıyoruz ve sağlam bir temel oluşturduk. Şimdi herkesin ilgi gösterdiği doğal ürünler aslında bizim uzmanlık alanımız.” diyor. Otacı’nın vizyonu, insanın sağlık ve güzelliğinin kaybedilmeden önce korunması olduğunu vurguluyor. Yani saç dökülmeden önce önlemini almak, kilo vermeye uğraşmak yerine, kilo aldırmayan bir beslenme alışkanlığına sahip olmak. Sağlık sorunları başlamadan beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek gibi... Temel hedefinin Kurtsan’ı bir dünya şirketi, Otacı’yı da bir dünya markası yapmak olduğunu belirtiyor.
Farklı önerilerle gelen karmaşa
Bugün sağlıklı ve doğal beslenmeyle diyet ürünlere karşı yoğun bir ilgi var. Bu talep kaçınılmaz olarak arzı da tetikliyor. İnsanların ihtiyaçlarını ve problemlerini paraya çevirmek isteyenler, piyasaya sürekli yeni ürünlerle çıkıyor. Sağlıklı beslenme ve diyet konusunda bu açıdan ciddi bir kafa karışıklığı söz konusu. Yaşanan karmaşayı Meltem Kurtsan, “İnsanlar hem her şeyi yiyip içmek hem de zayıflamak istiyor. Bu çok az çalışıp, çok para kazanmayı istemek gibi bir şey. Doğal olarak bundan faydalanmaya çalışan insanlar da çıkıyor. Herkes farklı öneriler getirince de karmaşa başlıyor.” sözleriyle açıklıyor. Yıllardır bu alanda çalışan birisi olarak diyet kavramının kişiye özel olduğunun altını çiziyor. Her bünyenin kendine has özellikleri olduğunu, diyetlerin bu özellikler dikkate alınarak hazırlanması gerektiğini vurguluyor. Kişisel özellikler meselesinin bir bilimsel gerçeklik olduğunu belirterek, genlerimizden devraldığımız mirasa dikkati çekiyor.
Peki son yıllarda sürekli gündeme gelen, ‘her istediğini yiyerek zayıflama’ meselesine ne demeli! Meltem Kurtsan, “Tabii bu da mümkün ama sofradan doymadan kalkmayı bilirseniz.” diyor. Yediklerini ayırıp, proteinlerle karbonhidratları birlikte almadan, her gıdadan porsiyonları aza indirerek almak ve üstüne de düzenli spor yaparak zayıflamak da mümkün. Buna ‘porsiyon kontrolü’ de denebilir. Zeytinyağlı sebze veya salata iyidir ama bunları yiyorum diye üç tabak bitirirseniz yine diyet meselesi kendi kendini kandırmaktan öteye gidemiyor.
İştahım yerinde ama nefsimi dizginliyorum
Diyet ürünler alanında uzmanlaşmış bir şirketin başkanının konuya hassasiyet göstermemesi düşünülemez. Meltem Kurtsan, “İştahım yerinde, her şeyden de canım çekiyor; ama az yiyor ve spor yaparak dengeyi sağlıyorum.” diyor. Tartıyla sürekli barışık kalmaya çalıştığını vurgulayarak... İnsanın kendi nefis kontrolünü yapabildikten sonra karmaşık diyet formüllerine ihtiyaç kalmayacağını belirtiyor. Soframızdaki kontrol denilince de uzak durulması gerekenler belli aslında; tatlılar, pastalar, börekler, sofra şekeri ve beyaz un. Bunlardan olabildiğince uzak durmak gerekiyor. Türkiye’nin çelişkisi de burada başlıyor. Ülkemizde ekmek tüketme alışkanlığı çok yüksek. Türk halkı, buğdayın en lezzetli ama en faydasız kısmıyla üretilen ekmekleri tercih ediyor. Kepek diye tabir edilen kısım daha çok hayvanlara yediriliyor. Dolayısıyla ekmeğe bütün vitamini, selülozu ve yağda çözülen lifleri veren kepek maddesi bizde bir çeşit hayvan yemi.
Meltem Kurtsan, “Hayvan sevgimiz tartışılmaz ama tam buğday unundan yapılmış faydalı ekmeklerden en azından çocuklarımıza da yedirsek hiç fena olmaz!” diyerek tabloyu esprili bir dille yorumluyor. Özellikle de şehir insanının payına çokça düşen rafine edilmiş gıdalar, fast food, kızartmalar aslında en problemli besinler. Meltem Kurtsan bunların yerine mercimek, bulgur, tarhana çorbası ve nohudu özellikle öneriyor. Otacı ürünleri de zaten bu ihtiyaçtan yola çıkılarak hazırlanıyor. Pişirme yöntemlerinin bile farklı olduğunu söylüyor. Şirkette sırf bu konularla uğraşan ve başkanlığını Meltem Kurtsan’ın yaptığı bir ARGE bölümü var.
TÜRKİYE BEYNİNİN YARISINI KULLANMIYOR
Meltem Kurtsan kamuoyunda iş kadını kimliğinden daha fazla, sosyal faaliyetlerdeki etkinliği ile tanınan bir isim. Halen Türkiye Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin Fikri Haklar Çalışma Grubu Başkanlığını yürütüyor. 2002’de kurulan ve kısa sürede birçok somut projeye imza atan Kadın Girişimciler Derneği’nin de (KAGİDER) kurucu genel başkanı. Kadınların iş ve siyaset dünyasında kendilerine daha fazla yer bulabilmeleri için mücadele ediyor. Gerekçesini ise “Kadın erkek diye bakmamak lazım, kadın öncelikle insandır. Erkekler kadar onların da beyinleri ve kapasiteleri vardır ama bunu yeteri kadar kullanamıyorlar.” sözleriyle açıklıyor. Kadın erkek tartışmalarında cinsel kimliklerin ön plana çıkarılmasına itiraz ediyor. Bu ülkenin yetişmiş insanlara ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, “Nüfusun yüzde 52’si kadınsa ve bunlar ekonomiye katılsa bu ülke daha zengin olur mu olmaz mı? Allah insanlara bir akıl ve kapasite veriyorsa bundan sadece erkekler mi nasiplenmiş?” sorusunu soruyor. Okuyamadıkları için ileride belki de büyük işler yapabilecek birçok genç kızın kaybolup gitmesinden yakınıyor. Meltem Kurtsan, kadınlar için önemli bir tartışma konusu olan ‘kadın evde oturup çocuk mu büyütsün, yoksa iş hayatında mı olsun’ ikilemine de itiraz ediyor. İkisinin bir arada pekala olabileceğini söylüyor. Kendisi de iki çocuk sahibi olan Kurtsan, “Bir kadının, çocuğu ve ailesi de olur aynı zaman da işi de olur. Aksi halde Türkiye beyninin ve kapasitesinin yarısını kullanamıyor demektir.” diyor.
Henüz çok genç bir kuruluş olmasına rağmen KAGİDER son derece etkin. Kurtsan birçok iş adamı kuruluşunun kendi üyelerinin çıkarlarını korumayı birinci öncelik haline getirdiğini hatırlatarak, KAGİDER’in bütün girişimci kadınlara destek verdiğini ve bunun için üyelik şartı aranmadığını belirtiyor. Kadınlara balık tutmayı öğretmek gibi bir misyonları olduğunu belirterek, “Burada verme ve paylaşma duygularının mutluluğunu yaşıyoruz. Bilgi ve becerilerimizi paylaşıyoruz.” diyor. Ankara’da TÜSİAD kadar etkiniz var mı dediğimizde ise ‘sesimiz gür çıkıyor’ cevabını veriyor. Sadece Ankara değil BM, OECD, UNDP, Dünya Bankası, AB, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu gibi uluslararası kurumlar için de kadın konularında bir bilgi ve danışma merkezi gibi çalıştıklarını söylüyor. Kadınların siyasetteki etkinliklerinin artması için de kota önerisi getiriyor.
Hiçbiri mesleklerini fiilen icra etmese de bugün dikmiş oldukları büyük binanın temelini, onun oluşturduğunun farkındalar. Bu açıdan şirket yönetseler de kullandıkları ilk sıfat halen eczacı. Kurtsan ailesinden bahsediyoruz. Otacı markası ile doğal diyet ürünlerinde marka olan, Kurtsan Medikal adı altında doğal ilaç ve kozmetik üreten ve bu alandaki ilk yerli patenti alan bir aile şirketi. Babasının ölümünden sonra bayrağı devralan Meltem Kurtsan, “Şansımız varmış, ekonominin iyiye gittiği, enflasyonun düştüğü ve yatırım için şartların çok müsait olduğu bir dönemde işleri devraldık.” diyor. 50 yıl önce genç bir eczacı olan Niyazi Kurtsan’ın, ilaç firmalarına borçlarını ödeyebilmek için küçük bir laboratuvarda üretimine başladığı doğal ilaç ve kozmetikler artık gerek eczanelerde, gerekse marketlerde Otacı markasıyla patentli olarak satılıyor. Dut şurubu, tentürdiyot, müshil gazozu, nasır ilacı ve nezle mendilleri, Niyazi Kurtsan imzasını taşıyan, yarım asır öncesinin gözde alternatif tıp ürünleri. Onun barter yaparak, ilaç firmalarına borçlarını ödemek için ürettiği bu ilaçların çok tutması, eczacılıktan holding patronluğuna giden sürecin başlangıcını oluşturuyor.
Otacı, eski Türkçe’de ‘hekim veya eczacı’ anlamlarında kullanılan bir kelime. Otacı markasının ilk lisanslı mamulleri ise bitkisel boğaz pastilleri. Meltem Kurtsan, bir üniversite öğrencisi olduğu yıllarda babasında gördüklerinden çok etkilenmiş. Üniversite sınavında Türkiye genelinde ilk yüze girecek kadar başarılı bir öğrenci olmasına rağmen, eczacı olmasını teşvik eden de, babasından gördüğü üretkenlik ve doğal ürünlere karşı duyarlılık olmuş. Kurtsan Medikal ve Otacı halen doğal yöntemlerle hem ilaç, hem kozmetik hem de diyet gıdaları üreten dünya üzerindeki nadir şirketlerden. Bu sahalarda uzmanlaşan çok uluslu kuruluşların tercihi genelde ya ilaç veya kozmetik ya da diyet ürünler oluyor. Meltem Hanım bu durumu babasından kalan bir ayrıcalık olarak tanımlıyor.
Türkiye patent kavramıyla tanışalı uzun bir zaman olmadı aslında. Patentli ürünler, lisans ve marka hakkı gibi kavramlar kısa süre önce yapılan kanuni düzenlemelerle hayata geçirildi. İlaç patentlerinin verilmeye başlanması ise sadece beş yıl öncesine uzanıyor. Meltem Kurtsan, patent konusunda Türkiye’deki ilgisizliği ve bundan kaynaklanan taklit ürün kavramındaki yaygınlığı, kavramların yanlış anlaşılmasına bağlıyor. Patent denince insanların aklına hemen çok büyük bir icat veya büyük buluşların geldiğini belirterek, “Küçük buluşlarınız ve aynı soruna yönelik sunduğunuz farklı çözümlerinizle de patent alabilirsiniz. Boğaz pastili zaten varolan bir şeydir; ama bunun bitkisel ve daha faydalısını icat edersiniz, bu da bir buluştur. Yeni bir şey ortaya koymak için ille de ampulü bulmak gerekmiyor. Büyük buluşlara giden yol küçük adımlarla aşılıyor. Bu yanlış algılama sonucu yıllarca patent meselesinden uzak durdu iş dünyası. Niyazi Kurtsan işte bu korkuların aşılmasında öncülük yaptı.” diyor.
Şirketin yarım asırlık birikimini bundan sonra yeni yatırımlarla geliştirmek istediklerini belirten Kurtsan, “Babamdan büyütmem gereken bir iş devraldım. Ekonominin iyiye gittiği bir dönemde bu treni kaçırmak istemiyoruz.” diyor. Son yıllarda gerek dünyada gerekse Türkiye’de organik olarak nitelendirilen, bitkisel doğal ürünlere karşı ciddi bir talep olduğunu da belirterek, “Biz yıllardır bu alanda çalışıyoruz ve sağlam bir temel oluşturduk. Şimdi herkesin ilgi gösterdiği doğal ürünler aslında bizim uzmanlık alanımız.” diyor. Otacı’nın vizyonu, insanın sağlık ve güzelliğinin kaybedilmeden önce korunması olduğunu vurguluyor. Yani saç dökülmeden önce önlemini almak, kilo vermeye uğraşmak yerine, kilo aldırmayan bir beslenme alışkanlığına sahip olmak. Sağlık sorunları başlamadan beslenme alışkanlıklarına dikkat etmek gibi... Temel hedefinin Kurtsan’ı bir dünya şirketi, Otacı’yı da bir dünya markası yapmak olduğunu belirtiyor.
Farklı önerilerle gelen karmaşa
Bugün sağlıklı ve doğal beslenmeyle diyet ürünlere karşı yoğun bir ilgi var. Bu talep kaçınılmaz olarak arzı da tetikliyor. İnsanların ihtiyaçlarını ve problemlerini paraya çevirmek isteyenler, piyasaya sürekli yeni ürünlerle çıkıyor. Sağlıklı beslenme ve diyet konusunda bu açıdan ciddi bir kafa karışıklığı söz konusu. Yaşanan karmaşayı Meltem Kurtsan, “İnsanlar hem her şeyi yiyip içmek hem de zayıflamak istiyor. Bu çok az çalışıp, çok para kazanmayı istemek gibi bir şey. Doğal olarak bundan faydalanmaya çalışan insanlar da çıkıyor. Herkes farklı öneriler getirince de karmaşa başlıyor.” sözleriyle açıklıyor. Yıllardır bu alanda çalışan birisi olarak diyet kavramının kişiye özel olduğunun altını çiziyor. Her bünyenin kendine has özellikleri olduğunu, diyetlerin bu özellikler dikkate alınarak hazırlanması gerektiğini vurguluyor. Kişisel özellikler meselesinin bir bilimsel gerçeklik olduğunu belirterek, genlerimizden devraldığımız mirasa dikkati çekiyor.
Peki son yıllarda sürekli gündeme gelen, ‘her istediğini yiyerek zayıflama’ meselesine ne demeli! Meltem Kurtsan, “Tabii bu da mümkün ama sofradan doymadan kalkmayı bilirseniz.” diyor. Yediklerini ayırıp, proteinlerle karbonhidratları birlikte almadan, her gıdadan porsiyonları aza indirerek almak ve üstüne de düzenli spor yaparak zayıflamak da mümkün. Buna ‘porsiyon kontrolü’ de denebilir. Zeytinyağlı sebze veya salata iyidir ama bunları yiyorum diye üç tabak bitirirseniz yine diyet meselesi kendi kendini kandırmaktan öteye gidemiyor.
İştahım yerinde ama nefsimi dizginliyorum
Diyet ürünler alanında uzmanlaşmış bir şirketin başkanının konuya hassasiyet göstermemesi düşünülemez. Meltem Kurtsan, “İştahım yerinde, her şeyden de canım çekiyor; ama az yiyor ve spor yaparak dengeyi sağlıyorum.” diyor. Tartıyla sürekli barışık kalmaya çalıştığını vurgulayarak... İnsanın kendi nefis kontrolünü yapabildikten sonra karmaşık diyet formüllerine ihtiyaç kalmayacağını belirtiyor. Soframızdaki kontrol denilince de uzak durulması gerekenler belli aslında; tatlılar, pastalar, börekler, sofra şekeri ve beyaz un. Bunlardan olabildiğince uzak durmak gerekiyor. Türkiye’nin çelişkisi de burada başlıyor. Ülkemizde ekmek tüketme alışkanlığı çok yüksek. Türk halkı, buğdayın en lezzetli ama en faydasız kısmıyla üretilen ekmekleri tercih ediyor. Kepek diye tabir edilen kısım daha çok hayvanlara yediriliyor. Dolayısıyla ekmeğe bütün vitamini, selülozu ve yağda çözülen lifleri veren kepek maddesi bizde bir çeşit hayvan yemi.
Meltem Kurtsan, “Hayvan sevgimiz tartışılmaz ama tam buğday unundan yapılmış faydalı ekmeklerden en azından çocuklarımıza da yedirsek hiç fena olmaz!” diyerek tabloyu esprili bir dille yorumluyor. Özellikle de şehir insanının payına çokça düşen rafine edilmiş gıdalar, fast food, kızartmalar aslında en problemli besinler. Meltem Kurtsan bunların yerine mercimek, bulgur, tarhana çorbası ve nohudu özellikle öneriyor. Otacı ürünleri de zaten bu ihtiyaçtan yola çıkılarak hazırlanıyor. Pişirme yöntemlerinin bile farklı olduğunu söylüyor. Şirkette sırf bu konularla uğraşan ve başkanlığını Meltem Kurtsan’ın yaptığı bir ARGE bölümü var.
TÜRKİYE BEYNİNİN YARISINI KULLANMIYOR
Meltem Kurtsan kamuoyunda iş kadını kimliğinden daha fazla, sosyal faaliyetlerdeki etkinliği ile tanınan bir isim. Halen Türkiye Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin Fikri Haklar Çalışma Grubu Başkanlığını yürütüyor. 2002’de kurulan ve kısa sürede birçok somut projeye imza atan Kadın Girişimciler Derneği’nin de (KAGİDER) kurucu genel başkanı. Kadınların iş ve siyaset dünyasında kendilerine daha fazla yer bulabilmeleri için mücadele ediyor. Gerekçesini ise “Kadın erkek diye bakmamak lazım, kadın öncelikle insandır. Erkekler kadar onların da beyinleri ve kapasiteleri vardır ama bunu yeteri kadar kullanamıyorlar.” sözleriyle açıklıyor. Kadın erkek tartışmalarında cinsel kimliklerin ön plana çıkarılmasına itiraz ediyor. Bu ülkenin yetişmiş insanlara ihtiyacı olduğunu vurgulayarak, “Nüfusun yüzde 52’si kadınsa ve bunlar ekonomiye katılsa bu ülke daha zengin olur mu olmaz mı? Allah insanlara bir akıl ve kapasite veriyorsa bundan sadece erkekler mi nasiplenmiş?” sorusunu soruyor. Okuyamadıkları için ileride belki de büyük işler yapabilecek birçok genç kızın kaybolup gitmesinden yakınıyor. Meltem Kurtsan, kadınlar için önemli bir tartışma konusu olan ‘kadın evde oturup çocuk mu büyütsün, yoksa iş hayatında mı olsun’ ikilemine de itiraz ediyor. İkisinin bir arada pekala olabileceğini söylüyor. Kendisi de iki çocuk sahibi olan Kurtsan, “Bir kadının, çocuğu ve ailesi de olur aynı zaman da işi de olur. Aksi halde Türkiye beyninin ve kapasitesinin yarısını kullanamıyor demektir.” diyor.
Henüz çok genç bir kuruluş olmasına rağmen KAGİDER son derece etkin. Kurtsan birçok iş adamı kuruluşunun kendi üyelerinin çıkarlarını korumayı birinci öncelik haline getirdiğini hatırlatarak, KAGİDER’in bütün girişimci kadınlara destek verdiğini ve bunun için üyelik şartı aranmadığını belirtiyor. Kadınlara balık tutmayı öğretmek gibi bir misyonları olduğunu belirterek, “Burada verme ve paylaşma duygularının mutluluğunu yaşıyoruz. Bilgi ve becerilerimizi paylaşıyoruz.” diyor. Ankara’da TÜSİAD kadar etkiniz var mı dediğimizde ise ‘sesimiz gür çıkıyor’ cevabını veriyor. Sadece Ankara değil BM, OECD, UNDP, Dünya Bankası, AB, Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu gibi uluslararası kurumlar için de kadın konularında bir bilgi ve danışma merkezi gibi çalıştıklarını söylüyor. Kadınların siyasetteki etkinliklerinin artması için de kota önerisi getiriyor.
Akdeniz Diyeti
Belirli bir besin yerine bölgesel beslenme alışkanlıklarını mercek altına alan New York Columbia Üniversitesi'nde görevli Dr. Nikolaos Scarmeas, Manhattan'da yaş ortalaması 77 olan 2 bin kişiyi dört yıl takip ederek 18 ayda bir diyet anketine tabi tuttu.
Çalışma süresince 262 katılımcının Alzheimer hastalığına yakalandığı araştırmanın sonuçlarına göre, Akdeniz diyetine benzer yeme alışkanlığına sahip olanlar zıt beslenenlere göre yüzde 40 daha az Alzheimer riski taşıyor.
Alzeihmer hastalığının riskini azaltmak için Akdeniz Diyeti ile beslenmenin çok etkili olduğu tespit edildi.
Meyve, sebze, zeytinyağı, balık, süt ve süt ürünleri ile çok az et tüketmekten ibaret olan Akdeniz Diyeti, 60 yaşın üzerindeki insanların yüzde 2'sini, 80 yaşın üzerindekilerin ise yüzde 20'sini etkileyen Alzheimer’a karşı korunma sağlıyor.
Çalışma süresince 262 katılımcının Alzheimer hastalığına yakalandığı araştırmanın sonuçlarına göre, Akdeniz diyetine benzer yeme alışkanlığına sahip olanlar zıt beslenenlere göre yüzde 40 daha az Alzheimer riski taşıyor.
Alzeihmer hastalığının riskini azaltmak için Akdeniz Diyeti ile beslenmenin çok etkili olduğu tespit edildi.
Meyve, sebze, zeytinyağı, balık, süt ve süt ürünleri ile çok az et tüketmekten ibaret olan Akdeniz Diyeti, 60 yaşın üzerindeki insanların yüzde 2'sini, 80 yaşın üzerindekilerin ise yüzde 20'sini etkileyen Alzheimer’a karşı korunma sağlıyor.
Thursday, May 3, 2007
Muzaffer Kuşhan Diyet Kitabı
Op. Dr. Muzaffer Kuşhan'ın en son yayınlanan kitabı "Besinlerin Kalori Değerleri" gördüğü büyük ilgi karşısında ikinci baskısını da yaptı. Dr. Kuşhan'ın besinlerin kalori değeri hakkında Türk insanının başvurabileceği bir kaynak olmadığını fark etmesi üzerine yazdığı bu kitapta; sağlıklı beslenmenin altın kuralları yer alıyor. Formda kalmak, sağlıklı beslenmek ve kilo vermek isteyenler için pek çok yararlı bilginin bulunduğu kitapta, ayrıca 'Geleneksel Akdeniz Beslenme Piramidi', 'Kalori Tüketim Cetveli', 'Besinlerin Kalori Değerleri', 'Normal Kilonun Hesaplanması' gibi bölümler de var. Dr. Kuşhan kitabında şöyle diyor: "Sağlıklı ve uzun yaşamanın sırlarından en başta geleni dengeli beslenmektir. Kitabımda bu konuya herkesin anlayabileceği bir dilde değindim."
Zayıflama ilaçları vucut dengesini bozuyor.
"Zayıflama ilaçları" adı altında bazı bitkisel ilaçlar Batı ülkelerinden sonra Türkiye'de de bir süredir kullanıma sunuldu. Her birisi bazı bitkisel kökenli maddeler içerirken aynı zamanda bitkisel kökenli olmayan maddeler de içeriyor. Eğer hayvansal bazı katkı maddeleri, örneğin jelatin varsa bu domuzdan yapılan jelatin olabileceğinden Müslüman hanımların çok dikkatli olması gerekiyor. Zayıflama amacıyla kullanılan bitkisel ilaçların etki mekanizmaları çeşitlidir.
Vücuttan su kaybettirenler, karbonhidratların bağırsaklardan emilimini azaltanlar, yağların emilimini engelleyip atılımını sağlayanlar ve iştahı azaltan veya ortadan kaldıranlar vardır. Bu ilaçlar ABD'de doktor reçetelerine yazılmıyor. Bunun sebebi, bu ilaçlarla ilgili hayvan ve insan deneyleri yeterli sürede yapılmamış olduğundan henüz daha etki alanı ve yan etkileri tam olarak ortaya konulamamış ve FDA onayı alınamamıştır.
Bilindiği üzere bir ilacın etki alanı, yan etkileri, riskleri ve diğer ilaçlarla olan etkileşimlerinin tam olarak anlaşılabilmesi ve bunun sonucunda kullanılabilirliğinin yetkili resmî makamlar tarafından onaylanması için en az 10 yıl süre ile denenmiş olması gerekmektedir.
Bitkisel zayıflama ilaçları kullanmakta olan kişilerin kısa vadede maruz kalabildikleri yan etkilerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Su kaybettirerek vücudun su dengesini bozmaktadır. Vücut fonksiyonları için çok gerekli olan yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E ve K vitaminleri) emilimini engelleyerek bu vitaminlerin eksikliğini oluşturarak bunların vücutta rol aldığı kimyasal olayları bozmaktadır.
İştahı ortadan kaldırırken başağrısı, mide bulantısı, halsizlik vs. yapmaktadır. Bu tür ilaçları kullanan kişilerde uzun vadede ne gibi yan etkiler oluşabileceği ise henüz daha yeterli deneyler yapılmamış olduğu için tam anlamıyla ortaya konulamamıştır. Peki zayıflamak isteyen insanlar ne yapabilirler? Doktor kontrolünde tıbbî zayıflama yaptıran merkezlere başvurabilirler.
Dr. Nilgün Görken Ramazanoğlu
Vücuttan su kaybettirenler, karbonhidratların bağırsaklardan emilimini azaltanlar, yağların emilimini engelleyip atılımını sağlayanlar ve iştahı azaltan veya ortadan kaldıranlar vardır. Bu ilaçlar ABD'de doktor reçetelerine yazılmıyor. Bunun sebebi, bu ilaçlarla ilgili hayvan ve insan deneyleri yeterli sürede yapılmamış olduğundan henüz daha etki alanı ve yan etkileri tam olarak ortaya konulamamış ve FDA onayı alınamamıştır.
Bilindiği üzere bir ilacın etki alanı, yan etkileri, riskleri ve diğer ilaçlarla olan etkileşimlerinin tam olarak anlaşılabilmesi ve bunun sonucunda kullanılabilirliğinin yetkili resmî makamlar tarafından onaylanması için en az 10 yıl süre ile denenmiş olması gerekmektedir.
Bitkisel zayıflama ilaçları kullanmakta olan kişilerin kısa vadede maruz kalabildikleri yan etkilerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Su kaybettirerek vücudun su dengesini bozmaktadır. Vücut fonksiyonları için çok gerekli olan yağda eriyen vitaminlerin (A, D, E ve K vitaminleri) emilimini engelleyerek bu vitaminlerin eksikliğini oluşturarak bunların vücutta rol aldığı kimyasal olayları bozmaktadır.
İştahı ortadan kaldırırken başağrısı, mide bulantısı, halsizlik vs. yapmaktadır. Bu tür ilaçları kullanan kişilerde uzun vadede ne gibi yan etkiler oluşabileceği ise henüz daha yeterli deneyler yapılmamış olduğu için tam anlamıyla ortaya konulamamıştır. Peki zayıflamak isteyen insanlar ne yapabilirler? Doktor kontrolünde tıbbî zayıflama yaptıran merkezlere başvurabilirler.
Dr. Nilgün Görken Ramazanoğlu
Sihirli diyetler yerine dengeli beslenme
Teknolojinin gelişmesiyle daha hareketsiz bir yaşam, bununla birlikte vücudun harcayamayacağı kadar çok yeme ve fast food (ayakta hızlı yemek), gıda tüketiminin artması bu durumun başlıca sebepleri. Şişmanlık, beraberinde birçok hastalığı da getirdiği için modern dünyanın en önemli sorunlarından biri artık. Beslenme uzmanları obez olmamak için düzenli ve dengeli beslenmeyi, aktif, hareketli bir hayat sürmeyi öneriyor öncelikle. Uzmanlar sağlıklı beslenme için ‘Akdeniz tipi’ denilen bol sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeyi tavsiye ediyor.
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görevli beslenme uzmanı Dr. Zeynep Koç, obeziteyi vücutta fazla yağın birikmesi şeklinde tanımlıyor. Şişmanlıkla fazla kilolu olmayı ayırmak gerektiğini belirten Zeynep Koç, “Bazı insanların kas yapısı gelişmiştir. Kilosu fazladır; ama ona şişman diyemeyiz. Mesela Japonların ünlü sumo güreşçilerinde kas vardır, yağ yoktur. Şişmanlık vücuttaki yağ dokusunun artması demektir.” diyor.
Uzmanlar şişmanlığı iki tipe ayırıyor: Elma tipi denilen karın bölgesinde yağ biriken şişmanlık en tehlikeli olanı. Bu tip şişman kişilerin kalp damar hastalıklarına yakalanma riski çok daha fazla. Armut tipi denilen şişmanlık ise basen bölgesinde yağların birikmesidir. Kadınlarda daha çok görülen bu tip yağlanmanın hastalık açısından çok fazla riski yok. Dr. Zeynep Koç, şişmanlığı estetik bir kaygıdan ziyade artık kronik bir hastalık olarak tanımlamak gerektiğini vurguluyor. Bu yüzden tedavisinin ömür boyu devam etmesi gerekiyor. Nasıl diyabetik (şeker hastalığı olan) bir kişi ömür boyu yaşam tarzına dikkat etmek zorunda ise şişman olan kişi de yaşam tarzına, beslenme şekline ömür boyu dikkat etmeli. Bu yüzden 3-5 haftalık, birkaç aylık sihirli diyetlere kalkışmamak, tedavi için beslenme düzenini tamamen değiştirmek en doğrusu.
Şişmanlık, başta kalp-damar hastalıkları olmak üzere birçok ağır hastalığı beraberinde getiriyor. Kötü diyabet denilen şeker hastalığının oluşma riski şişman kişilerde oldukça yüksek oranda görülüyor. Şişmanlık kanser oluşturabiliyor, depresyona sebep olabiliyor, kadın hastalıkları oluşabiliyor. Eklem hastalıkları, artritler, bel fıtıkları şişman kişilerde daha çok görülüyor. Hormonal bozuklular, kadınlarda âdet bozuklukları gibi çok fazla hastalığa şişmanlık sebep oluyor. Son yıllarda dünya ile birlikte Türkiye’de de obez sayısı arttı. Kadınların yüzde 30’unda, erkeklerin yüzde 20’sinde şişmanlık görülüyor. Bunun çok yüksek bir oran olduğuna dikkat çeken Zeynep Koç, bu durumun sebeplerini şöyle anlatıyor: “Bugünkü yaşam şekilleri insanları hareketsizliğe yönlendiriyor. Pek çok aleti sadece parmaklarımızla kullanarak birçok işimizi yapıyoruz. Eskiden çamaşır bulaşık makinesi yoktu. Bu işler elde yapılıyordu. Eskiden bağ-bahçe işleriyle uğraşanların sayısı daha fazla idi. Üreten bir toplumdan tüketen bir toplum haline dönüştük. Şehirleşme oranı da arttı ve şehirde bu tür işler yok. Her yere araçla gidildiği için uzun yürüyüşler yapmak gerekmiyor. Obezitenin oluşmasında en önemli sebeplerden biri hareketsizlik. İkincisi yanlış beslenme. Ekonomik duruma bağlı olarak fast food tarzı beslenmeye yönelme arttı. Başka bir neden de genetik olabilir. Ailede şişman kişi varsa diğerlerinde de olabilir. Hormonal bozukluklara bağlı olarak da şişmanlık gelişebilir.”
Şişmanlamamak için...
Normal bir insan şişmanlamamak için ne yapmalı? Öncelikle dengeli ve doğru beslenmenin nasıl olacağını bilmek lazım. Eğitim ailede başlıyor. Anne sütü ile birlikte çocuklarda damak tadı gelişiyor. Bebek 6 aylıktan sonra çeşitli ek gıdalara geçilince yemek zevki ve kültürünü öğreniyor. Daha sonraki dönemlerde çocuk ailede gördüğü ile gelişiyor ve öğrendiği alışkanlıklarını devam ettiriyor. Düzgün ve dengeli beslenmeyi çocuğa öğretmek lazım. Ailenin verdiği eğitim okulda ve çevrede de desteklenmeli. Ebeveynler de dengeli beslenerek çocuklara örnek olmalı. Yaşam tarzını belirlemeli. ‘Haftada belli zamanları kendime ayırıp aktivite yapacağım’ diye karar vermeli ve uygulamalı. Bunlar, yürüyüş yapmak, spor salonuna gitmek, evde bazı aktiviteler yapmak olabilir. En azından işten eve gelirken iki durak önce inip biraz yürüyüş yapmak hayatınızda çok şey değiştirecektir. Daha şişmanlık oluşmadan sağlıklı bir yaşam tarzı oluşturulursa şişmanlığın önüne geçilebilir.
Bunlardan uzak durun
En başta yağlı yiyeceklerden sakınmalı. Çünkü vücudumuzda zaten bir miktar yağ var. Bir de görünmez yağlar dediğimiz et, peynir, süt, yoğurt, tavuk ile bir miktar doymuş yağ alıyoruz. Yemeklere de bir miktar zeytinyağı ve çiçek yağı koyunca yağ ihtiyacımızı gidermiş olacağız. Özellikle yağda kızartma ve kavurmalardan uzak durulmalı. Yemekleri haşlama, ızgara, fırın ve tencere yemekleri şeklinde yapalım. Salam, sucuk, sosis gibi çok yağlı şarküteri ürünlerini kullanmayalım. Sebze ve meyveye çok ağırlık verilmeli. Günde 5-6 porsiyon alınmalı.
Sihirli diyetlerden ümidinizi kesin
Şişman kişilerin yaptığı en büyük yanlışlardan biri medyada sürekli öne çıkarılan, kulaktan kulağa yayılan bir hafta, 10 gün veya en uzunu bir ay süren sihirli diyetleri yapmaya kalkışmak. Bunlardan birini uygulayarak belki kilo verilebilir. Çünkü aldığınız kalori, yaktığınız kaloriye eşitse kilonuz değişmez. Aldığınız kaloriyi sabit tutup harcadığınız kaloriyi artırdığınız zaman veya aldığınız kaloriyi azalttığınız takdirde kilo verirsiniz. Ama diyet süresi bitip de eski alışkanlıklara döndüğünüz zaman verilen kilonun daha fazlası geri alınıyor. ‘Verdiğim kiloda sabit kalırım, yeter ki bir kere vereyim’ diyenler ise hiç de öyle olmadığını bilmeli. Çünkü çok sınırlı gıdalarla yapılan böyle bir diyeti vaktinden daha uzun süre devam ettirmek hem mümkün değil hem de sağlıklı değil. Verilen süre bitip yiyecekler çeşitlendiği zaman da verilen kiloların geri gelmesi kaçınılmaz. Çünkü, bu diyetlerle vücuttaki yağlar aynen yerinde dururken kas dokusu eriyor. Zayıflamak için en iyi yöntem daha uzun süreli hedefler koyarak, hayat boyu doğru ve her besinden dengeli beslenmeyi amaç haline getirmektir.
Sofradaki çeşitleri azaltın, tabakları küçültün
Şişmanlıktan kurtulmanın ve sağlıklı beslenmenin bir irade meselesi olduğunu ifade eden Zeynep Koç, yeme isteğini kontrol edebilmek için sofradaki yemek çeşitlerini azaltmayı, tabakları küçültmeyi öneriyor: “Öğünlerimizde çeşit çok fazla. Geleneksel yemeklerimize ve kültürel özelliklerimize de sahip çıkmamız lazım; ama bunu yaparken porsiyon miktarlarını çok iyi ayarlamalıyız. Eskiden yağlı yemekler yeniyormuş evet ama kişi aynı zamanda birçok aktivitede bulunuyormuş. Günümüzde bu yok. Öğünlerde mümkün olduğu kadar porsiyon miktarı azaltılmalı. Akdeniz beslenme piramidindeki düzen uygulanır, dengeli ve az beslenilirse ihtiyacımız zaten karşılanır. Sofralarımızda salatalara, yeşil yapraklı sebzelere çok ağırlık verelim. Domates, yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, Brüksel lahanası, karnabahar, lahana, yeşil soğan, sarımsak, ceviz, badem; magnezyum ve çinko gibi antioksidan maddeleri içerirler.”
Beyaz ekmek-kepekli ekmek
Beyaz ekmek, buğdayın tamamen arındırılmış şekli, tamamen nişastası kalmış oluyor. Bembeyaz daha lezzetli geliyor bize; ama tamamen nişasta almış oluyoruz. Halbuki buğdayda B vitaminleri var ve çok iyi bir protein içeriyor. Yüzde 8 kadar protein var. Beyaz ekmek yiyince bunlardan mahrum kalıyoruz. Buğday unundan yapılmış, buğdayın tam kendisinden yapılmış ekmekleri tüketelim. Asıl esmer ekmek faydalıdır.
Akdeniz beslenme piramidi
Dr. Zeynep Koç, en sağlıklı beslenme şekli olarak Akdeniz beslenme piramidini öneriyor. Bu piramidin en altında en geniş yeri kaplayan tahıllar yer alıyor. Tahıllar B vitaminlerini içeriyor. Bunun üstünde sebze ve meyveler yer alıyor. Bunlardan günde 5-6 porsiyon yenirse vücuda gerekli vitamin ve mineraller alınmış olacaktır. Akdeniz beslenme tarzında mutlaka zeytinyağı vardır.
Zaman - Ailem Dergisi
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’nda görevli beslenme uzmanı Dr. Zeynep Koç, obeziteyi vücutta fazla yağın birikmesi şeklinde tanımlıyor. Şişmanlıkla fazla kilolu olmayı ayırmak gerektiğini belirten Zeynep Koç, “Bazı insanların kas yapısı gelişmiştir. Kilosu fazladır; ama ona şişman diyemeyiz. Mesela Japonların ünlü sumo güreşçilerinde kas vardır, yağ yoktur. Şişmanlık vücuttaki yağ dokusunun artması demektir.” diyor.
Uzmanlar şişmanlığı iki tipe ayırıyor: Elma tipi denilen karın bölgesinde yağ biriken şişmanlık en tehlikeli olanı. Bu tip şişman kişilerin kalp damar hastalıklarına yakalanma riski çok daha fazla. Armut tipi denilen şişmanlık ise basen bölgesinde yağların birikmesidir. Kadınlarda daha çok görülen bu tip yağlanmanın hastalık açısından çok fazla riski yok. Dr. Zeynep Koç, şişmanlığı estetik bir kaygıdan ziyade artık kronik bir hastalık olarak tanımlamak gerektiğini vurguluyor. Bu yüzden tedavisinin ömür boyu devam etmesi gerekiyor. Nasıl diyabetik (şeker hastalığı olan) bir kişi ömür boyu yaşam tarzına dikkat etmek zorunda ise şişman olan kişi de yaşam tarzına, beslenme şekline ömür boyu dikkat etmeli. Bu yüzden 3-5 haftalık, birkaç aylık sihirli diyetlere kalkışmamak, tedavi için beslenme düzenini tamamen değiştirmek en doğrusu.
Şişmanlık, başta kalp-damar hastalıkları olmak üzere birçok ağır hastalığı beraberinde getiriyor. Kötü diyabet denilen şeker hastalığının oluşma riski şişman kişilerde oldukça yüksek oranda görülüyor. Şişmanlık kanser oluşturabiliyor, depresyona sebep olabiliyor, kadın hastalıkları oluşabiliyor. Eklem hastalıkları, artritler, bel fıtıkları şişman kişilerde daha çok görülüyor. Hormonal bozuklular, kadınlarda âdet bozuklukları gibi çok fazla hastalığa şişmanlık sebep oluyor. Son yıllarda dünya ile birlikte Türkiye’de de obez sayısı arttı. Kadınların yüzde 30’unda, erkeklerin yüzde 20’sinde şişmanlık görülüyor. Bunun çok yüksek bir oran olduğuna dikkat çeken Zeynep Koç, bu durumun sebeplerini şöyle anlatıyor: “Bugünkü yaşam şekilleri insanları hareketsizliğe yönlendiriyor. Pek çok aleti sadece parmaklarımızla kullanarak birçok işimizi yapıyoruz. Eskiden çamaşır bulaşık makinesi yoktu. Bu işler elde yapılıyordu. Eskiden bağ-bahçe işleriyle uğraşanların sayısı daha fazla idi. Üreten bir toplumdan tüketen bir toplum haline dönüştük. Şehirleşme oranı da arttı ve şehirde bu tür işler yok. Her yere araçla gidildiği için uzun yürüyüşler yapmak gerekmiyor. Obezitenin oluşmasında en önemli sebeplerden biri hareketsizlik. İkincisi yanlış beslenme. Ekonomik duruma bağlı olarak fast food tarzı beslenmeye yönelme arttı. Başka bir neden de genetik olabilir. Ailede şişman kişi varsa diğerlerinde de olabilir. Hormonal bozukluklara bağlı olarak da şişmanlık gelişebilir.”
Şişmanlamamak için...
Normal bir insan şişmanlamamak için ne yapmalı? Öncelikle dengeli ve doğru beslenmenin nasıl olacağını bilmek lazım. Eğitim ailede başlıyor. Anne sütü ile birlikte çocuklarda damak tadı gelişiyor. Bebek 6 aylıktan sonra çeşitli ek gıdalara geçilince yemek zevki ve kültürünü öğreniyor. Daha sonraki dönemlerde çocuk ailede gördüğü ile gelişiyor ve öğrendiği alışkanlıklarını devam ettiriyor. Düzgün ve dengeli beslenmeyi çocuğa öğretmek lazım. Ailenin verdiği eğitim okulda ve çevrede de desteklenmeli. Ebeveynler de dengeli beslenerek çocuklara örnek olmalı. Yaşam tarzını belirlemeli. ‘Haftada belli zamanları kendime ayırıp aktivite yapacağım’ diye karar vermeli ve uygulamalı. Bunlar, yürüyüş yapmak, spor salonuna gitmek, evde bazı aktiviteler yapmak olabilir. En azından işten eve gelirken iki durak önce inip biraz yürüyüş yapmak hayatınızda çok şey değiştirecektir. Daha şişmanlık oluşmadan sağlıklı bir yaşam tarzı oluşturulursa şişmanlığın önüne geçilebilir.
Bunlardan uzak durun
En başta yağlı yiyeceklerden sakınmalı. Çünkü vücudumuzda zaten bir miktar yağ var. Bir de görünmez yağlar dediğimiz et, peynir, süt, yoğurt, tavuk ile bir miktar doymuş yağ alıyoruz. Yemeklere de bir miktar zeytinyağı ve çiçek yağı koyunca yağ ihtiyacımızı gidermiş olacağız. Özellikle yağda kızartma ve kavurmalardan uzak durulmalı. Yemekleri haşlama, ızgara, fırın ve tencere yemekleri şeklinde yapalım. Salam, sucuk, sosis gibi çok yağlı şarküteri ürünlerini kullanmayalım. Sebze ve meyveye çok ağırlık verilmeli. Günde 5-6 porsiyon alınmalı.
Sihirli diyetlerden ümidinizi kesin
Şişman kişilerin yaptığı en büyük yanlışlardan biri medyada sürekli öne çıkarılan, kulaktan kulağa yayılan bir hafta, 10 gün veya en uzunu bir ay süren sihirli diyetleri yapmaya kalkışmak. Bunlardan birini uygulayarak belki kilo verilebilir. Çünkü aldığınız kalori, yaktığınız kaloriye eşitse kilonuz değişmez. Aldığınız kaloriyi sabit tutup harcadığınız kaloriyi artırdığınız zaman veya aldığınız kaloriyi azalttığınız takdirde kilo verirsiniz. Ama diyet süresi bitip de eski alışkanlıklara döndüğünüz zaman verilen kilonun daha fazlası geri alınıyor. ‘Verdiğim kiloda sabit kalırım, yeter ki bir kere vereyim’ diyenler ise hiç de öyle olmadığını bilmeli. Çünkü çok sınırlı gıdalarla yapılan böyle bir diyeti vaktinden daha uzun süre devam ettirmek hem mümkün değil hem de sağlıklı değil. Verilen süre bitip yiyecekler çeşitlendiği zaman da verilen kiloların geri gelmesi kaçınılmaz. Çünkü, bu diyetlerle vücuttaki yağlar aynen yerinde dururken kas dokusu eriyor. Zayıflamak için en iyi yöntem daha uzun süreli hedefler koyarak, hayat boyu doğru ve her besinden dengeli beslenmeyi amaç haline getirmektir.
Sofradaki çeşitleri azaltın, tabakları küçültün
Şişmanlıktan kurtulmanın ve sağlıklı beslenmenin bir irade meselesi olduğunu ifade eden Zeynep Koç, yeme isteğini kontrol edebilmek için sofradaki yemek çeşitlerini azaltmayı, tabakları küçültmeyi öneriyor: “Öğünlerimizde çeşit çok fazla. Geleneksel yemeklerimize ve kültürel özelliklerimize de sahip çıkmamız lazım; ama bunu yaparken porsiyon miktarlarını çok iyi ayarlamalıyız. Eskiden yağlı yemekler yeniyormuş evet ama kişi aynı zamanda birçok aktivitede bulunuyormuş. Günümüzde bu yok. Öğünlerde mümkün olduğu kadar porsiyon miktarı azaltılmalı. Akdeniz beslenme piramidindeki düzen uygulanır, dengeli ve az beslenilirse ihtiyacımız zaten karşılanır. Sofralarımızda salatalara, yeşil yapraklı sebzelere çok ağırlık verelim. Domates, yeşil yapraklı sebzeler, brokoli, Brüksel lahanası, karnabahar, lahana, yeşil soğan, sarımsak, ceviz, badem; magnezyum ve çinko gibi antioksidan maddeleri içerirler.”
Beyaz ekmek-kepekli ekmek
Beyaz ekmek, buğdayın tamamen arındırılmış şekli, tamamen nişastası kalmış oluyor. Bembeyaz daha lezzetli geliyor bize; ama tamamen nişasta almış oluyoruz. Halbuki buğdayda B vitaminleri var ve çok iyi bir protein içeriyor. Yüzde 8 kadar protein var. Beyaz ekmek yiyince bunlardan mahrum kalıyoruz. Buğday unundan yapılmış, buğdayın tam kendisinden yapılmış ekmekleri tüketelim. Asıl esmer ekmek faydalıdır.
Akdeniz beslenme piramidi
Dr. Zeynep Koç, en sağlıklı beslenme şekli olarak Akdeniz beslenme piramidini öneriyor. Bu piramidin en altında en geniş yeri kaplayan tahıllar yer alıyor. Tahıllar B vitaminlerini içeriyor. Bunun üstünde sebze ve meyveler yer alıyor. Bunlardan günde 5-6 porsiyon yenirse vücuda gerekli vitamin ve mineraller alınmış olacaktır. Akdeniz beslenme tarzında mutlaka zeytinyağı vardır.
Zaman - Ailem Dergisi
Başarılı Bir Diyet Nasıl Olur ?
• Başarılı bir diyet kişiye özel hazırlanmış olmalıdır.
• Diyete başlarken BKI hesabı ( kilo / boyun karesi ) ve kişinin vücut yağ ölçümü yapılmalıdır ve kontrollerde bunlar tekrar edilmelidir. Yapılan diyette amaç kiloyu yağdan kaybetmek olmalıdır. Su ve kas kaybı kilo kaybı olarak değerlendirilmemelidir. Su ve kas kayıpları diyet bittikten kısa bir süre sonra geri döner . yağ kaybedilen diyetlerden sonra kilo alımları çok kolay olmaz.
• Hazırlanan diyet kişinin günlük protein , karbonhidrat , yağ , vitamin , mineral ihtiyacını karşılamalıdır. Aksi takdirde uzun vadede eksikliklerden doğan sağlık problemleri yaşanabilir. Tüm ihtiyaçlar karşılanırsa gerekli olan enerji için depodaki yağlar kullanılır.
• Uygulanabilirliği olmalıdır. Herkesin yaşam şekli farklıdır ve beslenme alışkanlıkları da buna bağlı olarak değişkenlik gösterir. Diyet yaparken de kişinin zorlanmaması ve aç kalmaması gerekir. Bunun için de bol un yerine bol lif tüketilmelidir. Uygulanabilirliğin olmadığı takdirde kısa bir süre sonra diyet hayatı zorlaştıracağı için diyetten vazgeçilir. Diyet sürekliliği olması gereken bir yaşam şeklidir.
• Verilmesi gereken kilo haftada 0.5-1.0 kg arasında olmalıdır. Daha fazla verilen kilolar yağ kaybı değil kas ve su kaybıdır. Diyette amaç yağ kaybı olduğundan kişi uzun zamanı kabul etmelidir. Kilo almanın bir süreç gerektirdiği gibi kilo vermekte bir süreç gerektirir.
• Diyetin sadece kısa süreli bir beslenme şekli olduğu düşüncesi kesinlikle yanlıştır. Diyetten sonrada beslenme alışkanlığımızı doğru yönde değiştirmezsek tekrar kilo almaya mahkum oluruz. Çünkü zaten kilo almamıza neden olan diyetten önceki beslenme şeklimizdir. Diyetle beraber beslenme alışkanlığımızı kalıcı şekilde değiştirmeliyiz.
• Hazırlanan diyet kişiyi mutlu etmelidir.
• Çok düşük kalorili diyetler vücudun ihtiyaçlarını karşılamayacağı için dengesizliklerin yaşanmasına neden olabilirler ( menstürel bozukluk , aşırı sinirlilik , uyuşukluk hali vs...) .Diyetin kalorisi kişinin günlük ihtiyaçlarını karşılamalı. Düşük kalorili diyetler aynı zamanda verilen kiloların tekrar geri alınmasına neden olabilirler.
• Günlük 30 gr. Olan lif ihtiyacı karşılanmalıdır. Çünkü : - Lifler midede şişerek ve uzun süre kalarak tokluk sağlarlar.
- Sindirim sisteminin düzenli çalıştırırlar.
- Yağ,kolesterol ve şeker emilimini engellerler.
- Kabızlığın oluşumunu önlerler
- Kanserojen maddelerin barsaklardan emilmeden vücuttan atımını sağlarlar.
Bu nedenlerden dolayı diyette yeterli lif yani posa bulunmalıdır.
Tüm bunlar yapıldığında uzun vadede sağlıklı kilo vermek mümkündür. Hatta verilen kiloları geri almak kolay olmayacaktır…
Beslenme ve Diyet Uzmanı
Deniz Şafak Akçayoğlu
• Diyete başlarken BKI hesabı ( kilo / boyun karesi ) ve kişinin vücut yağ ölçümü yapılmalıdır ve kontrollerde bunlar tekrar edilmelidir. Yapılan diyette amaç kiloyu yağdan kaybetmek olmalıdır. Su ve kas kaybı kilo kaybı olarak değerlendirilmemelidir. Su ve kas kayıpları diyet bittikten kısa bir süre sonra geri döner . yağ kaybedilen diyetlerden sonra kilo alımları çok kolay olmaz.
• Hazırlanan diyet kişinin günlük protein , karbonhidrat , yağ , vitamin , mineral ihtiyacını karşılamalıdır. Aksi takdirde uzun vadede eksikliklerden doğan sağlık problemleri yaşanabilir. Tüm ihtiyaçlar karşılanırsa gerekli olan enerji için depodaki yağlar kullanılır.
• Uygulanabilirliği olmalıdır. Herkesin yaşam şekli farklıdır ve beslenme alışkanlıkları da buna bağlı olarak değişkenlik gösterir. Diyet yaparken de kişinin zorlanmaması ve aç kalmaması gerekir. Bunun için de bol un yerine bol lif tüketilmelidir. Uygulanabilirliğin olmadığı takdirde kısa bir süre sonra diyet hayatı zorlaştıracağı için diyetten vazgeçilir. Diyet sürekliliği olması gereken bir yaşam şeklidir.
• Verilmesi gereken kilo haftada 0.5-1.0 kg arasında olmalıdır. Daha fazla verilen kilolar yağ kaybı değil kas ve su kaybıdır. Diyette amaç yağ kaybı olduğundan kişi uzun zamanı kabul etmelidir. Kilo almanın bir süreç gerektirdiği gibi kilo vermekte bir süreç gerektirir.
• Diyetin sadece kısa süreli bir beslenme şekli olduğu düşüncesi kesinlikle yanlıştır. Diyetten sonrada beslenme alışkanlığımızı doğru yönde değiştirmezsek tekrar kilo almaya mahkum oluruz. Çünkü zaten kilo almamıza neden olan diyetten önceki beslenme şeklimizdir. Diyetle beraber beslenme alışkanlığımızı kalıcı şekilde değiştirmeliyiz.
• Hazırlanan diyet kişiyi mutlu etmelidir.
• Çok düşük kalorili diyetler vücudun ihtiyaçlarını karşılamayacağı için dengesizliklerin yaşanmasına neden olabilirler ( menstürel bozukluk , aşırı sinirlilik , uyuşukluk hali vs...) .Diyetin kalorisi kişinin günlük ihtiyaçlarını karşılamalı. Düşük kalorili diyetler aynı zamanda verilen kiloların tekrar geri alınmasına neden olabilirler.
• Günlük 30 gr. Olan lif ihtiyacı karşılanmalıdır. Çünkü : - Lifler midede şişerek ve uzun süre kalarak tokluk sağlarlar.
- Sindirim sisteminin düzenli çalıştırırlar.
- Yağ,kolesterol ve şeker emilimini engellerler.
- Kabızlığın oluşumunu önlerler
- Kanserojen maddelerin barsaklardan emilmeden vücuttan atımını sağlarlar.
Bu nedenlerden dolayı diyette yeterli lif yani posa bulunmalıdır.
Tüm bunlar yapıldığında uzun vadede sağlıklı kilo vermek mümkündür. Hatta verilen kiloları geri almak kolay olmayacaktır…
Beslenme ve Diyet Uzmanı
Deniz Şafak Akçayoğlu
Tuesday, May 1, 2007
Hamur işi yiyerek kilo Alanlar için Mucize Diyet
Bir türlü yemeğin başından kalkamıyor musunuz? 4-5 tabak yemek yediğiniz halde kendinizi hâlâ aç mı hissediyorsunuz? Bunun nedeni, yediğiniz besinlerdeki karbonhidrat miktarı.
Amerika'nın en çok satan diyet kitaplarından biri olan Karbonhidrat Alışkanlığı Diyeti'nin (Carbohydrate Addict's Diet) yazarları Rachael Heller ve Richard Heller, bu sorunun özel bir rejimle aşılabileceğini yazıyor.
Normal bir insan, karbonhidrat yediğinde, vücudunda insülin salgılamaya başlar. Bu hormon, insanın kendisini aç hissetmesini sağlar. Hellerlar'ın karbonhidrat tüketimini azaltarak hem açlığınızı bastırmanızı, hem de 1 haftada 3 buçuk kilo vermenizi sağlayan diyet programı şöyle:
BUNLARI UYGULAYIN
Günde yalnızca iki öğün yemek yiyin. Porsiyon olarak da, restoranlardaki miktarı temel alın. Öğününüzdeki her yemeğiniz, protein ve en az iki fincan dolusu sebze veya salata içermeli. Bu yemeklerin yanında kesinlikle karbonhidratlı besinler tüketmeyin. Bu tip bir beslenme alışkanlığı, insülin seviyenizi aşağıda tutmanıza ve kilo vermenize yardımcı olacaktır. Ancak bunun yanında metabolizmanızı da düzenlemeniz gerekir. Tamamlayıcı besinlerinizi de mutlaka düzenli saatlerde alın. Bir gün diyet öğle yemeğinizi yiyin, ertesi günkü öğle yemeğinizde "ödül besinler" katın. Her tamamlayıcı besininizle birlikte ne kadar protein almanız gerektiğini öğrenin. Soslar ve tereyağda pişmiş besinler gibi karbonhidrat içeren besinlerden uzak durun. Yemeklerinizde zeytinyağını tercih edin. Izgara, buğulama, sote veya hafif kızartma yapabilirsiniz. Karbonhidrat Diyeti'nin 7 kuralına da uymalısınız:
Tamamlayıcı Besin olarak, yağsız et, balık veya deniz ürünleri, iki adet orta büyüklükte yumurta (kızarmış, haşlama veya istediğiniz biçimde yiyebilirsiniz), 125 gram (kibrit kutusu büyüklüğünde) yağsız peynir arasından birini seçin. Karabiber, soya sosu, hardal, tuz, sarmısak ve sirke ekleyebilirsiniz. Domates veya domatesli ürünleri iştahınızı etkileyebileceği için en az miktarda tüketin. Çay, soda bol miktarda için. Günde yalnızca 1 fincan süt içebilirsiniz.
"Ödül besinler" arasında bol bol meyve yiyebilirsiniz. Ödül Öğünleriniz dışında kesinlikle meyve veya meyve suyu tüketmeyin. Tatlıları da abartmamak koşuluyla "ödül" olarak alabilirsiniz.
Günde yalnızca tek bir "Ödül Besin" yiyin. Ancak besin değeri yüksek, doyurucu ve sağlıklı olanlarını seçmeye özen gösterin.
Ödül Yemeğinizi hep aynı saatte alın ve muttlaka 1 saat içinde bitirin.
Alkol tüketebilirsiniz. Ancak seyrek ve belirli saatlerde olmalı.
ÖĞünlerden önce ya da sonra atıştırma kesinlikle yasak. Öğün aralarında birkaç adet cips, bir küçük parça çikolata, bir meyve bile insülin seviyenizi artırarak açlığınızı kabartacaktır.
Yemek arası su dışında hiçbir besin tüketmeyin. Günde mutlaka en az 6-8 bardak su için.
Hangi diyet daha etkili
Amerikan toplumunun gittikçe şişmanlaması sonucu Amerikan Tarım Bakanlığı, Amerikalılar'a en uygun diyeti bulmak için kolları sıvadı. Ülkenin en popüler iki diyetini test edecek ve hangisiyle en etkili şekilde kilo verileceğini belirleyecek. Birincisi, Atkins diyeti olarak bilinen yüksek proteinli ancak düşük karbonhidratlı gıdaların alındığı bir rejim. Omletler ve ekmeksiz hamburgerler bu diyetin ana yemekleri. İkincisi ise Dean Ornish'in neredeyse yağsız yemeklerin bulunduğu bir vejetaryen rejimi. Son araştırmalara göre aşırı kilolu Amerikalılar'ın oranı yüzde 55.
Amerika'nın en çok satan diyet kitaplarından biri olan Karbonhidrat Alışkanlığı Diyeti'nin (Carbohydrate Addict's Diet) yazarları Rachael Heller ve Richard Heller, bu sorunun özel bir rejimle aşılabileceğini yazıyor.
Normal bir insan, karbonhidrat yediğinde, vücudunda insülin salgılamaya başlar. Bu hormon, insanın kendisini aç hissetmesini sağlar. Hellerlar'ın karbonhidrat tüketimini azaltarak hem açlığınızı bastırmanızı, hem de 1 haftada 3 buçuk kilo vermenizi sağlayan diyet programı şöyle:
BUNLARI UYGULAYIN
Günde yalnızca iki öğün yemek yiyin. Porsiyon olarak da, restoranlardaki miktarı temel alın. Öğününüzdeki her yemeğiniz, protein ve en az iki fincan dolusu sebze veya salata içermeli. Bu yemeklerin yanında kesinlikle karbonhidratlı besinler tüketmeyin. Bu tip bir beslenme alışkanlığı, insülin seviyenizi aşağıda tutmanıza ve kilo vermenize yardımcı olacaktır. Ancak bunun yanında metabolizmanızı da düzenlemeniz gerekir. Tamamlayıcı besinlerinizi de mutlaka düzenli saatlerde alın. Bir gün diyet öğle yemeğinizi yiyin, ertesi günkü öğle yemeğinizde "ödül besinler" katın. Her tamamlayıcı besininizle birlikte ne kadar protein almanız gerektiğini öğrenin. Soslar ve tereyağda pişmiş besinler gibi karbonhidrat içeren besinlerden uzak durun. Yemeklerinizde zeytinyağını tercih edin. Izgara, buğulama, sote veya hafif kızartma yapabilirsiniz. Karbonhidrat Diyeti'nin 7 kuralına da uymalısınız:
Tamamlayıcı Besin olarak, yağsız et, balık veya deniz ürünleri, iki adet orta büyüklükte yumurta (kızarmış, haşlama veya istediğiniz biçimde yiyebilirsiniz), 125 gram (kibrit kutusu büyüklüğünde) yağsız peynir arasından birini seçin. Karabiber, soya sosu, hardal, tuz, sarmısak ve sirke ekleyebilirsiniz. Domates veya domatesli ürünleri iştahınızı etkileyebileceği için en az miktarda tüketin. Çay, soda bol miktarda için. Günde yalnızca 1 fincan süt içebilirsiniz.
"Ödül besinler" arasında bol bol meyve yiyebilirsiniz. Ödül Öğünleriniz dışında kesinlikle meyve veya meyve suyu tüketmeyin. Tatlıları da abartmamak koşuluyla "ödül" olarak alabilirsiniz.
Günde yalnızca tek bir "Ödül Besin" yiyin. Ancak besin değeri yüksek, doyurucu ve sağlıklı olanlarını seçmeye özen gösterin.
Ödül Yemeğinizi hep aynı saatte alın ve muttlaka 1 saat içinde bitirin.
Alkol tüketebilirsiniz. Ancak seyrek ve belirli saatlerde olmalı.
ÖĞünlerden önce ya da sonra atıştırma kesinlikle yasak. Öğün aralarında birkaç adet cips, bir küçük parça çikolata, bir meyve bile insülin seviyenizi artırarak açlığınızı kabartacaktır.
Yemek arası su dışında hiçbir besin tüketmeyin. Günde mutlaka en az 6-8 bardak su için.
Hangi diyet daha etkili
Amerikan toplumunun gittikçe şişmanlaması sonucu Amerikan Tarım Bakanlığı, Amerikalılar'a en uygun diyeti bulmak için kolları sıvadı. Ülkenin en popüler iki diyetini test edecek ve hangisiyle en etkili şekilde kilo verileceğini belirleyecek. Birincisi, Atkins diyeti olarak bilinen yüksek proteinli ancak düşük karbonhidratlı gıdaların alındığı bir rejim. Omletler ve ekmeksiz hamburgerler bu diyetin ana yemekleri. İkincisi ise Dean Ornish'in neredeyse yağsız yemeklerin bulunduğu bir vejetaryen rejimi. Son araştırmalara göre aşırı kilolu Amerikalılar'ın oranı yüzde 55.
Vücuda göre diyetinizi yapın.
Ekmek, göbeği; sebze, kalçaları; et, göğüsleri şişiriyor. O halde bu besinleri uygun biçimde yiyerek istediğimiz bölgeyi inceltebiliriz
FRANSA'NIN başkenti Paris'te faaliyet gösteren ülkenin önde gelen diyet kliniklerinden Alain Delabos, kadınlar ve kiloları üzerinde bir araştırma yaptı.
Ruen kentindeki diyet klinikleriyle birlikte yürütülen araştırmalara göre, kadınların farklı yerlerinde kilo birikmesinin ve vücut yağlarının orantısız dağılmasının sebebi, beslenme alışkanlığından kaynaklanıyor.
Kişinin beslenme alışkanlığında ne tür gıdalar ağır basıyorsa, o gıdanın içerdiği yağların yerleştiği bölge yağlanıyor. Kliniğin sahibi ve diyet uzmanı Dr. Alain Delabos, "Ekmek göbeği, sebze kalçaları, et ise göğüsleri şişirir. Bu besinlerden ağırlıklı olarak hangisini yiyorsanız, vücudunuzun o bölgesi kilolanır," diye konuşuyor.
İRİ GÖBEKLİ "ELMA"
Doktor Delabos, kadın vücutlarını çeşitli şekillere ayırıyor. Bu vücüda sahip olan kadınların yapacakları egzersiz ve diyetin yanında, hangi besini azaltmaları, hangisinden ne kadar yemeleri gerektiğini özetliyor.
Örneğin kısaca "Elma" denilen "iri göbekli, gövdenin üst kısmı kalın ve alt kısmı ise daha ince olan kadınların çok fazla karbonhidrat tüketen insanlar olduğu görülüyor. Bu kişilerin ekmeği yalnızca sabahları yemesi gerekiyor. Kepek veya çavdar ekmeğini tercih edip, öğle yemeklerinde ise ara sıra kırmızı et veya balık yemeleri zayıflamalarına yol açıyor.
KUM SAATİ
BİÇİM: İri göğüsler, iri kalça, ince bel.
NEDEN: "Vücudun bu şekli almasındaki en büyük etken, ağırlıklı olarak meyve ve şekerle beslenmedir. Birçok kadında görülür."
ÇÖZÜM: Şeker ve meyveyi, haftada yalnızca 3 kez, öğle yemeklerinden sonra yemelisiniz. Daha sağlıklı olacaksınız.
PİRAMİT
BİÇİM: Gövdenin üst kısmı ince, alt kısmı ise daha geniş
NEDEN: "Et ve süt kökenli yiyecekleri (örneğin sucuk, peynir) fazla yemeyen insanlarda görülür."
ÇÖZÜM: Ete ve süte ağırlık verin. Sebze yemeklerini, öğlenleri yerine yalnızca akşamları yiyin.
Sabah kahvaltılarında ise ara sıra az yağlı yoğurt yiyin.
ÜÇGEN
BİÇİM: Göğüs kısmı aşırı geniş, bel ve kalçalar ise oldukça ince
NEDEN: "Aşırı miktarda hayvansal gıda tüketen insanlarda rastlanılan vücut biçimidir."
ÇÖZÜM: Haftada en fazla iki kez et yemelisiniz. Bu da yalnızca öğle ve akşam yemeklerinde olmalıdır. Diğer günlerde ise, öğle yemeklerinde bol sebzeye ağırlık vermelisiniz.
BORU
BİÇİM: Güçlü fizik, orantılı dağılan yağlar
NEDEN: "Hayvansal gıda, karbonhidrat (örneğin bol ekmek, makarna) ve yağlı besinler tüketenlerde görülen vücuttur."
ÇÖZÜM: Öğle yemeklerinde sebzeye ağırlık verin.
Akşam üzerleri taze meyve atıştırın. Haftada yalnızca dört gece akşam yemeği yiyin.
Sabah
FRANSA'NIN başkenti Paris'te faaliyet gösteren ülkenin önde gelen diyet kliniklerinden Alain Delabos, kadınlar ve kiloları üzerinde bir araştırma yaptı.
Ruen kentindeki diyet klinikleriyle birlikte yürütülen araştırmalara göre, kadınların farklı yerlerinde kilo birikmesinin ve vücut yağlarının orantısız dağılmasının sebebi, beslenme alışkanlığından kaynaklanıyor.
Kişinin beslenme alışkanlığında ne tür gıdalar ağır basıyorsa, o gıdanın içerdiği yağların yerleştiği bölge yağlanıyor. Kliniğin sahibi ve diyet uzmanı Dr. Alain Delabos, "Ekmek göbeği, sebze kalçaları, et ise göğüsleri şişirir. Bu besinlerden ağırlıklı olarak hangisini yiyorsanız, vücudunuzun o bölgesi kilolanır," diye konuşuyor.
İRİ GÖBEKLİ "ELMA"
Doktor Delabos, kadın vücutlarını çeşitli şekillere ayırıyor. Bu vücüda sahip olan kadınların yapacakları egzersiz ve diyetin yanında, hangi besini azaltmaları, hangisinden ne kadar yemeleri gerektiğini özetliyor.
Örneğin kısaca "Elma" denilen "iri göbekli, gövdenin üst kısmı kalın ve alt kısmı ise daha ince olan kadınların çok fazla karbonhidrat tüketen insanlar olduğu görülüyor. Bu kişilerin ekmeği yalnızca sabahları yemesi gerekiyor. Kepek veya çavdar ekmeğini tercih edip, öğle yemeklerinde ise ara sıra kırmızı et veya balık yemeleri zayıflamalarına yol açıyor.
KUM SAATİ
BİÇİM: İri göğüsler, iri kalça, ince bel.
NEDEN: "Vücudun bu şekli almasındaki en büyük etken, ağırlıklı olarak meyve ve şekerle beslenmedir. Birçok kadında görülür."
ÇÖZÜM: Şeker ve meyveyi, haftada yalnızca 3 kez, öğle yemeklerinden sonra yemelisiniz. Daha sağlıklı olacaksınız.
PİRAMİT
BİÇİM: Gövdenin üst kısmı ince, alt kısmı ise daha geniş
NEDEN: "Et ve süt kökenli yiyecekleri (örneğin sucuk, peynir) fazla yemeyen insanlarda görülür."
ÇÖZÜM: Ete ve süte ağırlık verin. Sebze yemeklerini, öğlenleri yerine yalnızca akşamları yiyin.
Sabah kahvaltılarında ise ara sıra az yağlı yoğurt yiyin.
ÜÇGEN
BİÇİM: Göğüs kısmı aşırı geniş, bel ve kalçalar ise oldukça ince
NEDEN: "Aşırı miktarda hayvansal gıda tüketen insanlarda rastlanılan vücut biçimidir."
ÇÖZÜM: Haftada en fazla iki kez et yemelisiniz. Bu da yalnızca öğle ve akşam yemeklerinde olmalıdır. Diğer günlerde ise, öğle yemeklerinde bol sebzeye ağırlık vermelisiniz.
BORU
BİÇİM: Güçlü fizik, orantılı dağılan yağlar
NEDEN: "Hayvansal gıda, karbonhidrat (örneğin bol ekmek, makarna) ve yağlı besinler tüketenlerde görülen vücuttur."
ÇÖZÜM: Öğle yemeklerinde sebzeye ağırlık verin.
Akşam üzerleri taze meyve atıştırın. Haftada yalnızca dört gece akşam yemeği yiyin.
Sabah
Dondurma Rejimi Diyeti
Yaz geliyorken İnanılmaz ama gerçek bir haber:
Vanilyalı dondurma yiyerek 3 günde dört buçuk kilo vermek mümkün. Aktüel dergisi bu ilginç rejimin tarifini yayınladı.
DİYET uzmanları kafa kafaya verip zayıflamanın en keyifli yolunu bulmuş. Hem de üç günde 4.5 kilo! Dondurma diyeti, "Amerikan Kalp Vakfı Diyeti" etiketiyle Türkiye'de de elden ele dolaşıyor.
Fıstık ezmesinden ton balığına, muzdan çedar peynirine uzanan şaşırtıcı diyet programının en "iştah açıcı" kuralı, her akşam vanilyalı dondurma yemek! Listede bir zorunluluk olarak yer alan bu ürün, yaz aylarına "ölüm orucu" ile hazırlanan sıkı diyetçileri çok sevindirdi.
Elden ele dolaşan diyet reçetesi aslında Amerikan Kalf Vakfı'na ait değil. Çünkü fıstık ezmesi, dondurma gib besinler kalp ve şeker hastalarına kesinlikle önerilmiyor. Ancak yine de ABD'de en çok uygulanan 10 diyetin arasında yer alıyor.
Normal diyet listelerinde görmeye alışık olmadığımız, bildik yemeklerden oluşan basit bir diyet listesi bu. Yaz öncesi kısa sürede fazla kilolarından kurtulmak isteyenler için yarıtılmış adeta.
Diyeti üç gün boyunca uyguladıktan sonra, dört gün her zamanki gibi yemek yiyorsunuz. Ama bu süre içerisinde aşırıya kaçmayın, çünkü kısa süreli diyetlerin en büyük özelliği dikkat etmediğiniz takdirde verdiğiniz tüm kiloları geri alabilirsiniz.
DENEYEN MEMNUN
Hedeflediğiniz kiloya inmek için dondurma diyetini sadece üç kez üstüste tekrarlayabilirsiniz. Aksi takdirde çeşitli diyet sonrası sendromların doğabileceğini belirtiyor uzmanlar.
Ayrıca listedeki hiçbir yiyeceğiin yerini bir başkasıyla değiştirmemeniz gerekiyor. Karabiber dışında baharat kullanmak da, yemekler arasında kaçamak yapmak da yasak!
Reklamcı Özlem Ersoy'un (32) bu diyete ilişkin gözlemleri şöyle: "Sigarayı bırakınca tam 6.5 kilo aldım. Bu da zayıf bir insan için bayağı bir kilo aslında. Ne yapayım diye düşünürken bir arkadaşım bu diyeti verdi.
İki kere tekrarladım. Pazartesi, Salı, Çarşamba yaptım, sonra dört gün dikkat ettim. Ardından bir kez daha yaptım. İlk üç günde 3.5 kilo verdim. Diyet sonunda ise tam altı kilo vermiştim. Bu diyetten önce hiç fıstık ezmesi yememiştim. Hiç aklıma gelmemişti. Ama şimdi çok seviyorum. Her an dolabımda bulunduruyorum".
SADECE 3 GÜN
1. GÜN
KAHVALTI
Sade kahve/çay
1/2 greyfurt
1 dilim dost ekmeği
2 çorba kaşığı fıstık ezmesi
ÖĞLE
1/2 tabak ton balığı
1 dilim tost ekmeği
Sade kahve/çay/soda
AKŞAM
2 dilim herhangi bir tip et
1 tabak taze fasulye
1 küçük elma
1 kâse vanilyalı dondurma
2. GÜN
KAHVALTI
Sade kahve/çay
1 yumurta
1/2 muz
1 dilim tost ekmeği
ÖĞLE
1 kâse lor peyniri
8 tuzlu kraker
Sade kahve/çay
AKŞAM
1 kâse lor peyniri
8 tuzlu kraker
Sade kahve/çay
AKŞAM
2 sosis
1 tabak brokoli veya karnabahar
1/2 havuç
1/2 muz
1/2 kâse vanilyalı dondurma
3. GÜN
KAHVALTI
Sade kahve/çay
5 tuzlu kraker
1 dilim cheddar peynir
1 küçük elma
ÖĞLE
1 katı yumurta
1 dilim tost ekmeği
Sade kahve/çay
AKŞAM
1 tabak ton balığı
1 tabak karnabahar
1/2 kavun
1/2 kâse vanilyalı dondurma
Vanilyalı dondurma yiyerek 3 günde dört buçuk kilo vermek mümkün. Aktüel dergisi bu ilginç rejimin tarifini yayınladı.
DİYET uzmanları kafa kafaya verip zayıflamanın en keyifli yolunu bulmuş. Hem de üç günde 4.5 kilo! Dondurma diyeti, "Amerikan Kalp Vakfı Diyeti" etiketiyle Türkiye'de de elden ele dolaşıyor.
Fıstık ezmesinden ton balığına, muzdan çedar peynirine uzanan şaşırtıcı diyet programının en "iştah açıcı" kuralı, her akşam vanilyalı dondurma yemek! Listede bir zorunluluk olarak yer alan bu ürün, yaz aylarına "ölüm orucu" ile hazırlanan sıkı diyetçileri çok sevindirdi.
Elden ele dolaşan diyet reçetesi aslında Amerikan Kalf Vakfı'na ait değil. Çünkü fıstık ezmesi, dondurma gib besinler kalp ve şeker hastalarına kesinlikle önerilmiyor. Ancak yine de ABD'de en çok uygulanan 10 diyetin arasında yer alıyor.
Normal diyet listelerinde görmeye alışık olmadığımız, bildik yemeklerden oluşan basit bir diyet listesi bu. Yaz öncesi kısa sürede fazla kilolarından kurtulmak isteyenler için yarıtılmış adeta.
Diyeti üç gün boyunca uyguladıktan sonra, dört gün her zamanki gibi yemek yiyorsunuz. Ama bu süre içerisinde aşırıya kaçmayın, çünkü kısa süreli diyetlerin en büyük özelliği dikkat etmediğiniz takdirde verdiğiniz tüm kiloları geri alabilirsiniz.
DENEYEN MEMNUN
Hedeflediğiniz kiloya inmek için dondurma diyetini sadece üç kez üstüste tekrarlayabilirsiniz. Aksi takdirde çeşitli diyet sonrası sendromların doğabileceğini belirtiyor uzmanlar.
Ayrıca listedeki hiçbir yiyeceğiin yerini bir başkasıyla değiştirmemeniz gerekiyor. Karabiber dışında baharat kullanmak da, yemekler arasında kaçamak yapmak da yasak!
Reklamcı Özlem Ersoy'un (32) bu diyete ilişkin gözlemleri şöyle: "Sigarayı bırakınca tam 6.5 kilo aldım. Bu da zayıf bir insan için bayağı bir kilo aslında. Ne yapayım diye düşünürken bir arkadaşım bu diyeti verdi.
İki kere tekrarladım. Pazartesi, Salı, Çarşamba yaptım, sonra dört gün dikkat ettim. Ardından bir kez daha yaptım. İlk üç günde 3.5 kilo verdim. Diyet sonunda ise tam altı kilo vermiştim. Bu diyetten önce hiç fıstık ezmesi yememiştim. Hiç aklıma gelmemişti. Ama şimdi çok seviyorum. Her an dolabımda bulunduruyorum".
SADECE 3 GÜN
1. GÜN
KAHVALTI
Sade kahve/çay
1/2 greyfurt
1 dilim dost ekmeği
2 çorba kaşığı fıstık ezmesi
ÖĞLE
1/2 tabak ton balığı
1 dilim tost ekmeği
Sade kahve/çay/soda
AKŞAM
2 dilim herhangi bir tip et
1 tabak taze fasulye
1 küçük elma
1 kâse vanilyalı dondurma
2. GÜN
KAHVALTI
Sade kahve/çay
1 yumurta
1/2 muz
1 dilim tost ekmeği
ÖĞLE
1 kâse lor peyniri
8 tuzlu kraker
Sade kahve/çay
AKŞAM
1 kâse lor peyniri
8 tuzlu kraker
Sade kahve/çay
AKŞAM
2 sosis
1 tabak brokoli veya karnabahar
1/2 havuç
1/2 muz
1/2 kâse vanilyalı dondurma
3. GÜN
KAHVALTI
Sade kahve/çay
5 tuzlu kraker
1 dilim cheddar peynir
1 küçük elma
ÖĞLE
1 katı yumurta
1 dilim tost ekmeği
Sade kahve/çay
AKŞAM
1 tabak ton balığı
1 tabak karnabahar
1/2 kavun
1/2 kâse vanilyalı dondurma
Diyetten Önce Bilinmesi Gerekenler
* Sağlıklı ve bilinçli beslenmek için parayı sokağa atmayın. Sağlıklı beslenmek, pahalı beslenmek demek değildir.
* Kıtlıktaymış gibi rejim yapmanıza gerek yok. Obezite Uzmanı Dr. Haluk Saçaklı, "En önemli kural aç kalmak değil, her şeyden yeter miktarda yiyerek sporla birlikte zayıflamak" diyor.
* Programı fiziksel aktiviteyle destekleyin. Yememek yeterli değil, günde hiç değilse yarım saat spor yapmak şart.
* Boy-kilo oranına dikkat: Boy ile kilo arasındaki orantısızlık, kalp krizi ve kanser riskini artırıyor. Ne Oliver Hardy gibi olun ne Stanley Lorel.
* Pişmiş sebze ve meyve yiyin: Seçtiğiniz diyet ne olursa olsun, bol bol haşlanmış sebze ve meyve içermesine dikkat edin. Brokoli, ıspanak, kabak, karnıbaharın yararı büyük. Ne çekici değil mi...
* Yağa dikkat: Yağ içinde yüzen yemeklere paydos. İlla kullanmak istiyorsanız, zeytinyağını tercih edin.
* Şeker faktörü: Vücudunuz için şeker aslında göründüğü kadar şeker değil. Şeker hastalığının fazla kilolu kişilerde daha fazla görüldüğü kanıtlandı.
* Tuz dengesi: Tuzun fazla kullanımı kilonun yanısıra düşük kan basıncına da neden oluyor. Yemeğin tadına bakmadan tuzluğa uzananlardansanız, "huyluyu huyundan vazgeçirmelisiniz..."
*Alkol tehlikesi: İşte diyetlerin "Olursa olmaz"ı... Hiçbir diyette alkol yok. Çünkü yüksek kalorisi, gün boyu nice yiyeceklere, tatlılara direnen bedeninizin beyaz bayrak açmasına neden oluyor.
"Ne yerseniz osunuz" demiş, Goethe... ABD ve Avrupa bunu yaşam felsefesi yapmış. Biz de başlayalım... "Yemek için yaşamayalım, yaşamak için yiyelim."
PSİKİYATRİST GÖZÜYLE
Diyette istenen sonuca ulaşmanın en önemli koşulu psikolojik açıdan hazır olmak. Psikiyatrist Doç. Dr. Emin Ceylan, diyet sürecinde en büyük problemin yüksek beklentilerle yola çıkmak olduğunu söylüyor. Ceylan, bu süreci şöyle özetliyor: "Beklenti yüksekse organizmanın talepleri arttıkça, yeme arzusu arttıkça, yavaş yavaş bir düş kırıklığı yaşanmaya başlanır. İlk günler çile çeker, kilo verirsiniz ama sonra kaçırırsınız. Bir düş kırıklığı yaşanır ve bir anda vazgeçilir. Bunu yaşamamak için diyeti yavaş başlamak, beklentileri düşük tutmak ve kilo verme süresini uzun tutarak psikolojik gerginliği minimumda sabitlemek gerekir. Süre uzadıkça psikolojik direnme gücünde bir artış olur ve alışkanlık sonucunda psikolojik bir destek bulmaya başlarsınız."
Başarısızlıkların programa devamı engellememesi gerektiğini söyleyen Ceylan, "İki gün sabır gösterip üçüncü gün herhangi bir nedenle kaçırmak diyete son vermemeli. Ertesi gün kalınan yerden devam etmeniz gerekir. Diyet gibi uygulamalarda 'Ya hep ya hiç' kuralını uygulayamazsınız. Geçici başarısızlıkların geneli etkilemesini engellemek şart" diyor.
Ceylan, "Diyete başlarken kendine başkalarını örnek almak yerine kendimizi model almalıyız" diye konuşuyor.
DİĞER YARINIZLA SAVAŞ
Diyetin insanın diğer yarısına karşı verdiği bir savaş olduğunu ifade eden Ceylan, "Bu, insanın en çetin savaşlarından biridir. Çünkü vücudunuzun bir yarısına karşı diğer yarıyla savaşırsınız. Kuvvetiniz yarı yarıya düşmüş demektir. Ama kendi başarınızı gördükçe güven artar, psikolojik güç yükselir. Kendinizi taktir etmeye başlarsınız. Diyet programlarında insanın kendini eleştirmemesi ama sürekli takdir etmesi çok önemlidir. İçsel gerginlik, şişmanlama nedenlerinden biridir" diye konuşuyor.
Diyet programlarında başarılı olanların bir süre sonra eski kilolarını geri aldıklarına da dikkat çeken Ceylan, "Çünkü başkalarının yapamadığını düşündükleri için gizli bir zevk alırlar. Bunu hep sürdürmek isterler. Ama bu uzun vadede kendilerine kaybettirir. Diyet, belirli bir dengede bırakılmalıdır" diyor. Diyette başarılı olanların "Ben nasıl olsa yine veririm" mantığıyla hareket etmesinin de son derece yanlış olduğunu söyleyen Ceylan, "Böyle hareket eden kişi birkaç kez daha başarılı olabilir. Ama en sonunda verdiği kiloları geri alır" diye konuşuyor.
AÇIL SEZEN - Sabah
* Kıtlıktaymış gibi rejim yapmanıza gerek yok. Obezite Uzmanı Dr. Haluk Saçaklı, "En önemli kural aç kalmak değil, her şeyden yeter miktarda yiyerek sporla birlikte zayıflamak" diyor.
* Programı fiziksel aktiviteyle destekleyin. Yememek yeterli değil, günde hiç değilse yarım saat spor yapmak şart.
* Boy-kilo oranına dikkat: Boy ile kilo arasındaki orantısızlık, kalp krizi ve kanser riskini artırıyor. Ne Oliver Hardy gibi olun ne Stanley Lorel.
* Pişmiş sebze ve meyve yiyin: Seçtiğiniz diyet ne olursa olsun, bol bol haşlanmış sebze ve meyve içermesine dikkat edin. Brokoli, ıspanak, kabak, karnıbaharın yararı büyük. Ne çekici değil mi...
* Yağa dikkat: Yağ içinde yüzen yemeklere paydos. İlla kullanmak istiyorsanız, zeytinyağını tercih edin.
* Şeker faktörü: Vücudunuz için şeker aslında göründüğü kadar şeker değil. Şeker hastalığının fazla kilolu kişilerde daha fazla görüldüğü kanıtlandı.
* Tuz dengesi: Tuzun fazla kullanımı kilonun yanısıra düşük kan basıncına da neden oluyor. Yemeğin tadına bakmadan tuzluğa uzananlardansanız, "huyluyu huyundan vazgeçirmelisiniz..."
*Alkol tehlikesi: İşte diyetlerin "Olursa olmaz"ı... Hiçbir diyette alkol yok. Çünkü yüksek kalorisi, gün boyu nice yiyeceklere, tatlılara direnen bedeninizin beyaz bayrak açmasına neden oluyor.
"Ne yerseniz osunuz" demiş, Goethe... ABD ve Avrupa bunu yaşam felsefesi yapmış. Biz de başlayalım... "Yemek için yaşamayalım, yaşamak için yiyelim."
PSİKİYATRİST GÖZÜYLE
Diyette istenen sonuca ulaşmanın en önemli koşulu psikolojik açıdan hazır olmak. Psikiyatrist Doç. Dr. Emin Ceylan, diyet sürecinde en büyük problemin yüksek beklentilerle yola çıkmak olduğunu söylüyor. Ceylan, bu süreci şöyle özetliyor: "Beklenti yüksekse organizmanın talepleri arttıkça, yeme arzusu arttıkça, yavaş yavaş bir düş kırıklığı yaşanmaya başlanır. İlk günler çile çeker, kilo verirsiniz ama sonra kaçırırsınız. Bir düş kırıklığı yaşanır ve bir anda vazgeçilir. Bunu yaşamamak için diyeti yavaş başlamak, beklentileri düşük tutmak ve kilo verme süresini uzun tutarak psikolojik gerginliği minimumda sabitlemek gerekir. Süre uzadıkça psikolojik direnme gücünde bir artış olur ve alışkanlık sonucunda psikolojik bir destek bulmaya başlarsınız."
Başarısızlıkların programa devamı engellememesi gerektiğini söyleyen Ceylan, "İki gün sabır gösterip üçüncü gün herhangi bir nedenle kaçırmak diyete son vermemeli. Ertesi gün kalınan yerden devam etmeniz gerekir. Diyet gibi uygulamalarda 'Ya hep ya hiç' kuralını uygulayamazsınız. Geçici başarısızlıkların geneli etkilemesini engellemek şart" diyor.
Ceylan, "Diyete başlarken kendine başkalarını örnek almak yerine kendimizi model almalıyız" diye konuşuyor.
DİĞER YARINIZLA SAVAŞ
Diyetin insanın diğer yarısına karşı verdiği bir savaş olduğunu ifade eden Ceylan, "Bu, insanın en çetin savaşlarından biridir. Çünkü vücudunuzun bir yarısına karşı diğer yarıyla savaşırsınız. Kuvvetiniz yarı yarıya düşmüş demektir. Ama kendi başarınızı gördükçe güven artar, psikolojik güç yükselir. Kendinizi taktir etmeye başlarsınız. Diyet programlarında insanın kendini eleştirmemesi ama sürekli takdir etmesi çok önemlidir. İçsel gerginlik, şişmanlama nedenlerinden biridir" diye konuşuyor.
Diyet programlarında başarılı olanların bir süre sonra eski kilolarını geri aldıklarına da dikkat çeken Ceylan, "Çünkü başkalarının yapamadığını düşündükleri için gizli bir zevk alırlar. Bunu hep sürdürmek isterler. Ama bu uzun vadede kendilerine kaybettirir. Diyet, belirli bir dengede bırakılmalıdır" diyor. Diyette başarılı olanların "Ben nasıl olsa yine veririm" mantığıyla hareket etmesinin de son derece yanlış olduğunu söyleyen Ceylan, "Böyle hareket eden kişi birkaç kez daha başarılı olabilir. Ama en sonunda verdiği kiloları geri alır" diye konuşuyor.
AÇIL SEZEN - Sabah
Bir haftada Altı Kilo Vermek ?
Diyet uzmanı Moll, "Kilo vermek garanti ancak, sonrasında spor yapılmazsa verilen kilolar fazlasıyla geri alınabilir" diyor.
Moll, bu diyetin 2 hafta üst üste yapılmaması konusunda da uyarıyor: "Diyetten sonra kısa bir büre de olsa mutlaka ara verilmeli. Yoksa romatizma, alerji, kronik yorgunluk gibi rahatsızlıklara neden olabilir" diyor.
ALMAN Bunte dergisi, kısa sürede, sağlıklı besinler yardımı ile zayıflamak isteyenler için bir diyet programı önerdi.
Alman diyet terapisti Ralf Moll, hazırladığı "Yıldırım Diyet" sayesinde 1 haftada 6 kilo verileceğini garanti ediyor. Moll'ün diyetinin temelini, sağlıklı bir beslenme sistemi oluşturuyor. Diyet, yağlı besinlerle vücuda yük bindirip hantallaşmaya izin vermeden, hafif ve taze besinlerle uygulanıyor.
ARA VERMEK ŞART
Her insanın farklı bir bünyesi olduğundan farklı diyetlerle zayıflayabileceklerini belirten Moll, "Soluk tenli, ince saçlı, iştahı düzensiz kişiler değişikliklerden çabuk etkilenir.
Dolaşım ve sindirim sistemleri taze meyve, sebze diyetine uygun değildir. Onların çorba diyeti uygulaması gerekir. İştahı yerinde, sağlam yapılı, sportif kişiler için ise de meyve diyeti uygundur" diyor.
Moll, bu diyetin 2 hafta üst üste yapılmaması konusunda da uyarıyor: "Diyetten sonra kısa bir büre de olsa mutlaka ara verilmeli. Yoksa romatizma, alerji, kronik yorgunluk gibi rahatsızlıklara neden olabilir" diyor.
ALMAN Bunte dergisi, kısa sürede, sağlıklı besinler yardımı ile zayıflamak isteyenler için bir diyet programı önerdi.
Alman diyet terapisti Ralf Moll, hazırladığı "Yıldırım Diyet" sayesinde 1 haftada 6 kilo verileceğini garanti ediyor. Moll'ün diyetinin temelini, sağlıklı bir beslenme sistemi oluşturuyor. Diyet, yağlı besinlerle vücuda yük bindirip hantallaşmaya izin vermeden, hafif ve taze besinlerle uygulanıyor.
ARA VERMEK ŞART
Her insanın farklı bir bünyesi olduğundan farklı diyetlerle zayıflayabileceklerini belirten Moll, "Soluk tenli, ince saçlı, iştahı düzensiz kişiler değişikliklerden çabuk etkilenir.
Dolaşım ve sindirim sistemleri taze meyve, sebze diyetine uygun değildir. Onların çorba diyeti uygulaması gerekir. İştahı yerinde, sağlam yapılı, sportif kişiler için ise de meyve diyeti uygundur" diyor.
Subscribe to:
Posts (Atom)
